Sözde Ermeni soykırımı tasarısı, Fransa Parlamentosu'nun 18 Ocak 2001 tarihli oturumunda, 577 milletvekilinin onda birinden azının oybirliğiyle kabul edilmiştir. "Fransa 1915'te Ermenilerin maruz kaldığı soykırımı tanır" ifadesini içeren ve gerçeklerin inkar edilmesi anlamını taşıyan, tarihin tek yanlı yorumundan kaynaklanan asılsız iddia ve ithamlara dayanan bu yasa, Türk halkında haklı bir infial ve tepki uyandırmıştır.
Türkiye, Fransız Hükümeti'nin yasanın kabul edimesini önlemeye yönelik kaydadeğer bir gayret göstermemiş olmasını ve kimi Bakanların bu tasarıyı desteklemesini teessüfle karşılamaktadır.
Sadece kendi topraklarında barındırdığı farklı topluluklara değil, yurtlarından edilen insanlara melce sağlamasıyla da tanınan Türk ulusunun tarihinde hiçbir topluma yönelik husumet olmadığı gibi, hiç şüphesiz, "ermeni düşmanlığı"da yoktur. Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ayrıcalıklı bir "millet" muamelesi görmüş ve Osmanlı yönetim sisteminde en üst kademelere kadar yükselmişlerdir. Günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nde de, Ermeni kökenli vatandaşlarımız, ulusumuzun değerli fertleri olarak yaşamlarını, kaynaşmış bir biçimde, barış ve huzur içinde sürdürmektedirler. Türkiye'nin Ermenistan Cumhuriyeti halkıyla da bir sorunu bulunmamaktadır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında dış güçlerce kışkırtılan silahlı bazı Ermeni grupları, Doğu Anadolu'da düşmanla işbirliği yaparak kendi devletlerine karşı baş kaldırmış ve hem savaş halindeki Osmanlı ordusunu arkasından vurmuş, hem de çok sayıda masum sivili katletmişlerdir. Bu olaylar üzerine, Osmanlı Devleti, Doğu Anadolu'daki Ermeni nüfusunu savaş alanı dışındaki bölgelere göç ettirmek zorunda kalmıştır. Sözkonusu karar, ağır savaş koşulları altında, ülkenin bekasına ve güvenliğine yönelen hayati bir tehlike karşısında memleketin bütünlüğünü korumaya yönelik olarak alınmıştır.
Gerçekler böyle iken, Fransa Parlamentosu, seçimler öncesinde oy kaygılarının gündemde olduğu bir dönemde, Ermeni kökenli seçmenlere hoş görünebilmek amacıyla Türk ulusunun onurunu zedeleyecek bir yasayı kabul etmiştir.
Oysa, yasama organları, başka ulusların tarihleri konusunda ne savcı, ne de yargıç olabilirler. Fransa Parlamentosu, ne yazık ki, dost ve müttefik Türkiye'nin sağduyu çağrılarına kulak vermemiş ve bazı üyelerinin dar ve kişisel seçim hesaplarını ön planda tutmayı tercih etmiştir. Sözde Ermeni soykırımı tasarısının yasalaşması durumunda düşünce ve ifade özgürlüğü, bilimsel araştırma yapma ve bu araştırmaların bulgularını yayınlama özgürlüğü Fransa için ortadan kalkacaktır. Yapılan bu yanlışlığın düzeltilmemesi durumunda, Fransa Parlamentosu, Birinci Dünya Savaşı'yla ilgili olarak bundan sonra yapılacak araştırmalarda hangi sonuçların çıkması gerektiğini önceden belirlemiş olacaktır.
Bu yasanın tespitlerinden farklı sonuçlara varmak yasanın ihlali olacak ve dolayısıyla bir suç teşkil edecektir. Tarihçilerin gerçekleri ifade etme özgürlüğü ve çabaları artık bir Fransız yasası tarafından engellenecektir.
Kendilerince saptırılmış bir tarihe takılı kalıp genç nesillerine sözde soykırım iddialarıyla eğitmeye devam eden Ermenistan ve onun etkisindeki Ermeni diasporası, bu şekilde sürekli düşmanlık tohunları ekmektedirler. Bu gibi düşmanca davranışların, insanlığın gelecek için beslediği anlayış, hoşgörü, dostluk ve işbirliğine dayalı bir dünya düzeni kurulması idealini olumsuz etkilediği açıktır.
Fransız Parlamentosu'nda kabul edilen, tarihi gerçeklerden uzak ve tek taraflı bu yasa, Cumhurbaşkanı Chirac tarafından imzalandığı takdirde, sadece halklar arasında kin, nefret ve ırkçılığın körüklenmesine hizmet edecektir. Onaylanmasının Türkiye-Ermenistan ilişkilerini olumsuz etkileyeceği şüphe götürmeyen bu yasa, Kafkaslar'da barış ve istikların tesisini amaçlayan çabalara da ciddi bir darbe vuracaktır.
Dahası, Fransa'daki yabancı ve Türk düşmanı akımların güç kazanması ve Ermeni terörizminin yeniden ortaya çıkması durumunda bunun sorumlusu da Fransa olacaktır.
Türkiye'nin kısa vadeli kişisel çıkar hesapları yapan bir avuç siyasetçinin tarih ve demokrasi dersine ihtiyacı olmadığı gibi bu gelişmelere tepkisiz kalması da elbette sözkonusu değildir.
Türkiye tarafından kınanan ve tüm sonuçlarıyla reddedilen sözkonusu yasa, uzun ve onurlu bir geçmişe sahip olan Türk-Fransız dostluk ilişkilerine ve iki ülke arasındaki örnek işbirliğine gölge düşürmüştür.
Türkiye, iki ülke ilişkilerine büyük ve kalıcı zarar verecek olan bu yasanın etkisiz hale getirilmesini, yapılan yanlışın telafi edilmesini teminen Fransız makamlarını bir an önce gerekli müdühalelerde bulunmaya davet eder.