Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nce yapılan bir araştırmada, Karacadağ yöresinin buğdayın gen kaynağı olduğu belirlendi.
Araştırmayı yapan Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Dr. Aydın Alp, bölgede değişik tarihlerde yapılan kazılarda M.Ö. 2000-3000 yıllarına ait kömürleşmiş buğday, arpa, mercimek ve çavdar taneleri bulunması üzerine, geniş kapsamlı bir araştırma yaptıklarını söyledi. Araştırmada, Karacadağ yöresinde çok eski tarihlere ait çeşitli yabani buğday türlerinin bulunduğunu kaydeden, Alp, konuyla ilgili olarak şunları söyledi. "Karacadağ yöresinde Ziraat Fakültesi'nce yaptığımız araştırmalar sonucunda, 236 endemik bitki türüne rastlandı. Bitki türleri arasında M. Ö. 3000 bin yıldan daha öncesine ait kaplıca denen yabani buğday türleri de bulunuyor. Kaplıca buğdayın en eski formu olup, öteki buğday türlerinin de kökenidir. Bu tür de Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olarak bulunmuştur. Bu bölge; buğday,mercimek, nohut ve bezelyenin gen kaynağıdır. Bölgede, yabani türlerin en yaygın olduğu yer Karacadağ yöresidir. Yöre, tahrip edilmediği için birçok yabani buğday türü neslini korumuştur. "
Karacadağ yöresinin, doğal bir özelliği olduğunu, bu nedenle bölgede insan etkinliklerinin kısıtlanması gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Aydın Alp sözlerini şöyle tamamladı: "Yörenin doğal bir yapısı var. Karacadağ gen kaynağıdır. Bu nedenle bu yörenin doğal SİT alanı ilan edilmesi gerekir. Yerinde korumanın yanı sıra gen bankaları kurulmalıdır. Gen bankaları, kültür bitkileri ve bunların yabani akrabalarını uzun süre koruma, yeni kültür bitkilerinin kaynağı olma potansiyelini araştırmak amacıyla toplanmış bitki örnekleri ve tohumlarının zaman zaman yenilerek saklandığı yerlerdir. "
¥ DİYARBAKIR SÖZ Sayı: 2876