Makedonya'daki hassas dengeler

    Şubat ayından bu yana Makedon güvenlik güçleri ile aşırı Arnavut unsurlar arasında çatışmalara sahne olan Makedonya'da uzun ve sancılı bir diyalog süreci neticesinde 13 Ağustos 2001 tarihinde bir Çerçeve Anlaşma'nın imzalanmış olması, ülkedeki gerginliğin nihayet sona ereceğine ve Balkanlar'daki dengelerin artık yavaş yavaş yerine oturmaya başladığına dair beklentileri ve ümitleri güçlendirmişti. Ancak, bu beklenti ve ümitlere yine de bir belirsizliğin ve güven bunalımının eşlik ettiği gözlenmektedir.

    Çerçeve Anlaşma kapsamında Makedonya Hükümeti tarafından bir dizi anayasal ve idari değişikliğin parlamentoya sunulmuş olması memnuniyet verici bir gelişmedir. Makedonya'da yaşayan etnik Arnavutların talep ettikleri hakların karşılanmasına ve durumlarının iyileştirilmesine yönelik sözkonusu değişikliklerin, öngörülen 45 günlük süre dolmadan parlamento tarafından onaylanması bu belirsizlik ortamının ortadan kaldırılmasına ve güven bunalımının aşılmasına kuşkusuz katkıda bulunacaktır. Yeni düzenlemelerin, ülkedeki Arnavut grupların toplumla yeniden bütünleşmelerine ve Makedonya'da uzun zamandan bu yana özlenen iç huzur ve barış ortamının yeniden sağlanmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede, Makedonya'daki halkların barış içinde, insan haklarına saygı çerçevesinde birlikte yaşayabileceğini tüm dünyaya gösterecek olan bu sürece bütün etnik grupların destek vermeleri Makedon Hükümeti'nin elini güçlendirecektir.

    Anlaşma'nın önemli bir diğer unsurunu oluşturan, bölgedeki aşırı Arnavut grupların silahsızlandırılması sürecine katkıda bulunacak olan NATO operasyonu başlamıştır.

    30 gün süreyle Makedonya'da konuşlandırılan NATO birlikleri tarafından yürütülmekte olan silahsızlandırma faaliyetinin ilk aşamada herhangi bir dirençle karşılaşmadığının görülmesi memnuniyet vericidir. Operasyonun esasını, aşırı unsurların ellerindeki silahları gönüllü olarak NATO birliklerine teslim etmesi oluşturduğundan, bu ilkeye sıkı sıkıya uyulması büyük önem taşımaktadır. Öte yandan, operasyonun başlamasından hemen sonra NATO birliğinde görev yapan bir İngiliz askerinin öldürülmesi talihsiz bir gelişme olmuştur. Bu olay da, silahsızlandırma sürecine karşı gösterilen güvensizliğin bir işareti olarak algılanabilir.

    Bölgenin silahlardan arındırılması sürecinin başarıyla tamamlanması güvenlik sorununun büyük ölçüde ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Bununla eşzamanlı olarak parlamentonun onayına sunulan yeni düzenlemelerin öncelikli olarak uygulamaya konulması, Makedonya'nın çok etnili, çok kültürlü yapısının korunması, ülkede istikrar, barış ve refah ortamının yeniden tesis edilmesi doğrultusunda önemli bir adım olacaktır. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen Makedon ve Arnavut grupların evlerine dönmeleri de bu sürecin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Diğer taraftan, uluslararası toplumdan da beklenen, Çerçeve Anlaşma'nın hükümlerinin uygulanması ve silahsızlandırma sürecinin etkin şekilde sonuçlandırılması yönündeki baskılarını sürdürmesi ve ülkenin yeniden imarı için gerekli kaynakları sağlamasıdır.

    Makedonya'daki gelişmeler, içinde bulunulan durumun her ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu göstermekteyse de, gerek Makedonya Hükümeti'nin gerek aşırı Arnavut unsurların kendilerinden beklenen siyasi iradeyi gösterecekleri konusunda ümitvar olmakta yarar vardır. Türkiye, tarafların Makedonya'ının istenmeyen sonuçlar doğruabilecek yeni çatışmalara sürüklenmesinin sadece bu ülke için değil, Balkanlar'ın tümü açısından olumsuz yansımaları olacağının bilinciyle hareket edeceklerine dair inancını korumaktadır.