Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 9 Kasım'da yapılan 2002 yılı Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşmeleri Türk dış politikasının önceliklerinin bir kez daha vurgulanması için fırsat oluşturmuştur. Sözkonusu görüşmelerin de ortaya koyduğu gibi Türkiye, genel olarak, 2001 yılında izlediği yoğun ve etkin dış politikayla sadece bölgesinde değil, küresel planda da ehemniyet atfedilen bir ülke olma özelliğini korumuş, yeni uluslararası ilişkiler sistemi içinde belirleyici, merkezi bir devlet haline gelme yolunda önemli aşamalar kaydetmiştir. 2001 yılına damgasını vuran ve uluslararası dengeleri altüst eden 11 Eylül sıldırılarından sonra uluslararası terorizm dünya gündeminin ilk sırasına yerleşmiş bulunmaktadır. Türkiye de uzun yıllardır teröre karşı uluslararası planda geniş kapsamlı işbirliği yapılmasını savunan bir ülke olarak, terörizm tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla oluşturulan koalisyonun aktif bir üyesi durumundadır.
Dış politikamızın 2001 yılındaki seyri, son yıllarda giderek küresel bir nitelik kazanmakta olan uluslararası ilişkilerimizdeki yoğunlaşma ve çeşitlilik kazanma eğilimini teyit etmektedir. Bu çerçevede, Türkiye ile ABD arasında ulaşılan stratejik ortaklık seviyesindeki ilişkiler son bir yıl içindeki karşılıklı ziyaretler ve çeşitli işbirliği mekanizmalarıyla güçlendirilerek sürdürülmüştür. 2001 yılında Avrupa ülkeleriyle ilişkilerimize de siyasi istişareler ve üst düzey ziyaretlerle ivme kazandırılmış, Türkiye'nin önemli dış politika önceliklerinden biri olan Batı'yla bütünleşme hedefine yönelik çalışmalara devam edilmiştir. Bu çerçevede, Avrupa Birliği'yle ilişkilerimiz de önemini korumaktadır. 2001'de, AB'ne tam üyelik perspektifimiz doğrultusunda ulaşılması öngörülen hedeflerin belirtildiği Ulusal Program kabul edilmiş ve bu Program'da taahhüt edilen yasal düzenlemeler gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Öte yandan, Türkiye-AB ilişkilerinin başka bir boyutu olan Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın karşılıklı olarak tatminkar bir sonuca bağlanması yönünde de önemli mesafe katedilmiştir. Nitekim geçtiğimiz günlerde bu hususta Türkiye-ABD-İngiltere arasında olumlu biçimde sonuçlanan görüşmeler, konunun kısa sürede çözümlenebileceği yolundaki ümitleri artırmıştır.
AB'nin içinde bulunduğu genişleme süreci Türkiye'yi kendi adaylığının yanısıra farklı bir noktada daha yakından ilgilendirmektedir: Güney Kıbrıs'ın adaylığı. Doğu Akdeniz'de kurulmuş olan dengelerin bozulmaması, Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızın hayati menfaatlerinin korunması, ülkenin coğrafi açıdan güvenliğinin sağlanması gibi önemli saiklerle başından beri GKRY'nin tek yanlı AB üyelik başvurusuna karşı çıkan ve böyle bir gelişmenin kabul edilemeyeceğini her fırsatta ifade etmekte olan Türkiye, bu tutarlı politikasını 2001 yılında da sürdürmüştür. Öte yandan, Türkiye Ada'da iki tarafın da çıkarlarına hizmet edecek bir çözümü desteklemekte, bu bağlamda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve GKRY Lideri Glafkos Kelerides'in doğrudan görüşmelere yeniden başlamalarını umut verici bir gelişme olarak nitelendirmektedir.
Türkiye, Balkanlar'da barış ve istikrar ortamının pekiştirilmesini amaçlayan girişimlere yaptığı etkin katkıların yanısıra; Kafkaslar'da kalıcı barışın tesis edilmesine ve bölge ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan güçlendirilmelerine yönelik adımları da desteklemekteder. Diğer, taraftan, yıl içinde Orta Asya Cumhuriyetileri'yle ilişkiler, Doğu-Batı Enerji Koridoru kapsamında Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, Mavi Akım Projesi, İran ve Türkmen doğalgazlarının Türkiye'ye getirilmesi ve Güney Avrupa Gaz Ringi çalışmaları da dış politika gündemi içinde üst sıralarda yer almıştır.
Tarihi, kültürel ve coğrafi yakınlığımız nedeniyle Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler de her zaman Türkiye'nin dış politika öncelikleri arasında olmuştur. 2001 yılında da gerek İsrail-Filistin sorununun çözümüne, gerek diğer bölge ülkeleriyle dostça ilişkilerimizin güçlendirilmesine yönelik ciddi çalışmalar yapılmıştır.
2001'de Afrika ve Latin Amerika'ya açılım politikalarımız bağlamında bu coğrafyalarla ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik çabaların ürünleri alınmaya başlanmış; Doğu ve Güneydoğu Asya ve Pasifik Bölgesi'ndeki ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesi yönünde de önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Türkiye, Birleşmiş Milletler, AGİT, Avrupa Konseyi, KEİ ve EİT gibi çok taraflı kuruluşların çalışmalarına da etkin biçimde katılmakta olup, özellikle 11 Eylül sonrası dönemde, terörizmle mücadele alınında uluslararası işbirliğinin artırılmasını teminen, bu gibi kuruluşlar nezdindeki girişimlerini daha da yoğunlaştırmıştır. Yukarıda değinilen konular, Türkiye'nin dış ilişkilerinin yalnızca siyasi veçhesini göstermektedir. Türk dış politikası; ülkenin tanıtımı, kültürel ilişkilerin yürütülmesi, vatandaşların ülke dışında karşılaşabilecekleri sorunların giderilmesi gibi farklı boyutlarda da yürütülmektedir. Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının korunup geliştirilmesi amacıyla uluslararası planda birçok farklı alan ve boyutta yürütmekte olduğu çabaları, 2002 Mali Yılı Bütçesi'nde öngörülen hedefler doğrultusunda, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdürecektir.