Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan bir çalışma grubunca hazırlanan yeni Basın Yasası Taslağı, Genel Müdürlüğün düzenlediği toplantı ile tartışmaya açıldı. Toplantıya, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, Devlet Bakanı Dr. Yılmaz Karakoyunlu, RTÜK Başkanı Nuri Kayış, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Mehmet Güler, TRT Genel Müdürü Yücel Yener, çok sayıda milletvekili ve basın mensubu katıldı. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan bir çalışma grubunca hazırlanan yeni Basın Yasası Taslağı yine Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği toplantı ile tartışmaya açıldı. 14.02.2001 tarihinde TRT Genel Müdürlüğü Adnan Öztrak Salonunda düzenlenen toplantıya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, Devlet Bakanı Dr. Yılmaz Karakoyunlu, DYP Grup Başkanvekili Turhan Güven, SP Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri, MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, RTÜK Başkanı Nuri Kayış, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Mehmet Güler, TRT Genel Müdürü Yücel Yener, çok sayıda milletvekili ve basın mensubu katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Aydın Sezgin tasarının hazırlanış süreci ve tasarı hakkında bilgi vererek, mevcut yasanın hukuk disiplini ötesinde sert bir anlayışa sahip olduğunun söylenebileceğini dile getirdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye'yi evrensel özgürlüklere taşıyacak olan en önemli adımlardan birinin düşünce özgürlüğü olduğunu belirterek, "Hükümetimiz, özgürlükleri genişleterek ve geliştirerek hukukumuzu evrensel demokrasinin kriterlerine ulaştırmakta kararlıdır" dedi. Türkiye'yi evrensel özgürlüklere taşıyacak olan en önemli adımlardan birisinin, düşünce özgürlüğü olduğunu ifade eden Yılmaz, düşünce özgürlüğü alanında Türkiye'nin tarihten, toplum yapısından ve bir de 1982 Anayasası'na dayalı mevzuattan kaynaklanan sorunları olduğunu söyledi. Hükümetin, bütün bu sorunları aşmakta, özgürlükleri genişleterek ve geliştirerek hukuku evrensel demokrasinin kriterlerine ulaştırmakta kararlı olduğunu, Anayasa değişiklikleri ve bunu izleyen uyum yasalarının bu anlamda ulaşılan somut ve başarılı adımlar olduğunu ifade eden Mesut Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün üzerinde çalışacağımız konu ise Basın Kanunu'dur. Hepimiz biliyoruz ki özgür basın tıpkı parlamento gibi bir ülkeyi çağdaş demokrasiye ulaştıran ve onu vazgeçilmez bir yaşam biçimi olarak sürdürmeye yönlendiren en önemli kurumlardan birisidir. Çünkü basının kendisi, düşünce ve ifade özgürlüğünün en temel araçlarından birisidir. Bugün bütün dünyada gelişen ve giderek yaygınlaşan bilgiye ulaşma ve gerçeği öğrenme hakkı, özgür basın olmadan gerçekleşemez. Bu anlayış içerisinde değerlendirildiği zaman görülecektir ki sizlere sunulan Basın Yasa Taslağı, özgür ve çağdaş yapıya mutlaka kavuşma arzusu ile hazırlanmıştır. Şunun bilinmesini istiyorum. Özgür basın, mutlaka iyi basın demek değildir. Özgür basın, iyi de olabilir kötü de olabilir. Ama özgür olmayan basın, kötü basındır. Burada 3 ilgili bakanımızın en son Sayın Yılmaz Karakoyunlu'nun gözetiminde hazırlanan Basın-Yayın ve Efnormasyon Genel Müdürlüğü'nün değerli katkılarıyla bugünkü haline getirilen Basın Yasa Taslağı, bir yandan özgürlükçü diğer yandan da ülke gerçeklerine duyarlı olmanın sentezi ile hazırlanmış ve sizlerin uzun yıllardan gelen bilgi ve deneyimlerinizin hizmetine sunulmuştur. Tartışılacak ve olgunlaştırılacak olan yeni Basın Kanunu Taslağı'nın Türkiye'de yaşanan birçok sıkıntıyı, basın özgürlüğü alanında, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında karşılaşılan bir çok sorunu ortadan kaldıracağına inanıyorum. Bir kere bu yeni Kanun Taslağı, basın özgürlüğüne yeni tanımlar getirmekte, yayın sorumlu müdürlüğü gibi sorun yaşanan, birçok alanı yeniden düzenlemektedir. Yine batıda bizi çok zor duruma düşüren, Basın Kanunu'na muhalefet nedeni ile hapis cezası uygulaması da yeni taslakta para cezası ağırlıklı yeni bir yapıya kavuşturulmuştur." Yılmaz, taslağın birçok çevrede tartışıldığını, ama düzenlenen toplantıda daha da olgunlaşacağını ifade ederek, tartışmalar ışığında tasarının en iyi şekliyle ama evrensel özgürlüklere de uyumlu şekliyle parlamentoya gönderileceğine olan inancını dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı. "Hedefimiz, bu düzenlemenin bugün burada tartışılarak, Hükümet tarafından tasarıya dönüştürülecek, Yüce Meclis tarafından da nihai şeklini alacak olan bu yeni Basın Kanunu'nun AB Ulusal Programı'nın birinci yılına bırakılmadan hayata geçirilmesidir. Bunun için de önümüzde yaklaşık 1 ay süre söz konusudur. Ben burada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Devlet Bakanı Dr. Yılmaz Karakoyunlu basın özgürlüğü mücadelesinin 140 yıllık bir geçmişe dayandığını anlatarak, düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinin kaynağının basın özgürlüğü olduğunu vurguladı. Basın özgürlüğünün 150 yıllık süreçte düşünce ve ifade özgürlüğünün kaynağı olduğunu ifade eden Yılmaz Karakoyunlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 70 sene önce çıkarılan Matbuat Kanunu son derece sert bir kanundu. O dönemin Matbuat Müdürlüğü yani bu dönemin Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nü son derece disiplinli ve sansürcü bir kişinin keyfine bırakacak bir yasaydı. O dönemdeki matbuat müdürlerinin tek bir telefonuyla gazeteler kapatılabiliyordu. 1950'li yıllarda bu disiplini değiştirdik." Hazırlanan taslağın mükemmel olduğu iddiasında olmadıklarını dile getiren Karakoyunlu, "Zaten böyle bir iddianın içinde olsaydık, böyle bir toplantı tertip etme ihtiyacı olmazdı" diye konuştu. Bugün düzenlenen toplantıya katılanların da ortaya atacağı fikirlerle taslağın daha ileri bir noktaya getirileceğini umduğunu ifade eden Karakoyunlu, "Basın sadece bugünün fotoğrafını çekmekle sorumlu değildir. Belki de asıl ve daha önemli olan görevi, yarının muhtemel portresini çizmektir" diyerek sözlerini tamamladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, toplantıda yaptığı konuşmada AB'ne üye olmak için yola çıkmış bir ülkenin, özgürlükleri genişleten bir basın yasasına ihtiyacı olduğunu söyledi. Erinç, yasa tasarısının aksaklıkları ve eksiklikleri giderilirse, halkın bilgiye ulaşma hakkının daha geniş ve yeterli duruma geleceğini söyledi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun bu konuda hazırlanan önceki yasa tasarılarından yararlanma yoluna gitmesinin çok faydalı olduğunu belirterek, yasanın genel anlayışı ile demokratik, özgürlükçü bir anlayışla hazırlandığını belirtti. Ancak yine de olması gerekenden geri bir tasarı olduğunu ifade eden Ekşi, tasarının eksik gördüğü yönlerini anlattı. Ekşi, ajans ürünlerinin ajansın rumuzu kullanılmadan, haberi, gazetenin muhabiri elde etmiş gibi kullanılmasının da uzun süreden beri alışkanlık haline geldiğini ve bunun çok sakıncalı olduğunu belirterek, bu uygulamayı engelleyecek düzenlemenin de getirilmesi gerektiğini ifade etti. Gazeteciler Cemiyeti ve Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin ise tasarının Süreli Yayınların Dağıtımı başlıklı 27. maddesini eleştirdi. Cezalar ile ilgili bölümlerde de değişiklikler yapılması gerektiğini kaydeden Bilgin, yerel basına öngörülen yüksek oranda para cezası yerine kapatma cezasının verilmesi gerektiğini, yerel basının bu cezaların altından kalkamayacağını savundu. Tasarının önemli bir adım olduğunu belirten Bilgin, "Ama yalnızca adım. Eğer Türkiye, Avrupa'ya, Dünyaya adapte olmak istiyorsa, mutlaka basında tekelleşmeyi önleyecek yasaları çıkarmalıdır" dedi. Televizyon Yayıncıları Derneği Genel Başkanı Nuri Çolakoğlu, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Muhabirleri Derneği Başkanı Orhan Uğuroğlu ve bazı gazeteciler de tasarı üzerindeki görüşlerini belirttiler. RTÜK Başkanı Nuri Kayış taslakta, basında tekelleşmeye yönelik bir düzenlemenin getirilmemesini bir eksiklik olarak gördüğünü anlatarak sorumlu yazı işleri müdürü olabilme yaşının 18 olarak belirlenmesini eleştirdi. "İnsanların çocukluktan çıktıktan sonra yazı işleri müdürü olmasını anlamak mümkün değildir" diyen Kayış, gazeteleri kimler hazırlıyorsa onların da sorumlu olması gerektiği görüşünü dile getirdi. Yeni düzenleme ile bir kişinin rüşvet, irtikap, dolandırıcılık gibi suçlardan hüküm giymiş olsa dahi yayın kuruluşu sahibi olabileceğini anlatan Nuri Kayış, "Hırsızları, dolandırıcıları, rüşvetçileri yayın sahibi yaparsak temiz toplum özlemimizi nasıl gidereceğiz" diye sordu. Parlamento Muhabirleri Derneği adına konuşan gazeteci Hıdır Göktaş da haberin özgür üretilmesi için, bunu üreten muhabirlerin öncelikle özgür koşullarda çalışması gerektiğini dile getirdi. Aksi şartlarda üretilecek haberlerin tüketiciye defolu ulaşacağını kaydeden Göktaş, ayrıca basın kuruluşlarında asgari kadro uygulamasına geçilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adına konuşan Fikret İlkiz taslakta işlenen suçlara verilmesi düşünülen para cezalarının fahiş olduğunu belirtti. Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı Atilla Gökçe de Anadolu medyasının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı İsmet Demirdöğen de son yaşanan süreçte 4 bin civarında basın çalışanının işsiz kaldığını ifade ederek, basınla ilgili konularda hapis cezalarının karşısında olduklarını kaydetti. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Şükran Soner ise basında hizmet eden pek çok çalışanın 212 sayılı yasaya tabi olmadan istihdam edildiğini belirterk, bu sorunların aşılmasını sağlayacak Basın Yasa Tasarı taslağına paralel bir yasal düzenlemenin de gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi.