Medeniyetlerarası uyum forumu

    11 Eylül saldırılarını takip eden ilk günlerde genel olarak Batı dünyasında gözlemlenen tehlikeli bir gelişme, saldırıların sorumluluğunu İslam'la özdeşleştirme eğilimlerinin ortaya çıkabileceğine dair işaretlerdi. Kısa sürede bunun bilincine varılabilmiş olunması, 11 Eylül'de yaşanan terörist saldırıların bir dinler çatışmasına dönüştürülmesi gibi ciddi bir tehlikenin daha en başından önüne geçilmesini sağlamıştır. Bu tehlikenin bertaraf edilmesinde Türkiye'nin rolü ve sorumluluğu büyük olmuştur. Terörizmin dini, coğrafyası ve milliyetinin olamayacağını, hiçbir amaç veya idealin terörist faaliyetleri haklı çıkartamayacağını her vesileyle vurgulayan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in bu sorumluluğun bilinciyle yaptığı Doğu ve Batı medeniyetlerini biraraya getirecek bir platform oluşturulması önerisi 12-13 Şubat'ta İstanbul'da düzenlenen AB-İKÖ Ortak Forumu'yla hayata geçirilmiştir. Hem Doğu, hem Batı'nın kültürel özelliklerine uyum içinde birarada sahip olan Türkiye, böyle bir organizasyona evsahipliği için en ideal ülke konumunda olduğu göstermiştir. AB'ne üye ve aday ülkelerle, İslam Konferansı Örgütü'ne üye ve gözlemci ülkelerden üst düzey siyasetçiler, düşünürler ve entellektüellerin yanısıra uluslararası örgüt temsilcilerinin de katılımıyla yoğun bir fikir alışverişinin yaşandığı Forum, her açıdan verimli ve başarılı geçmiştir. Forum'da, sorunların medeniyetlerin birbirlerini fazla tanımamaları ve tanımak için de yeteri kadar çaba sarfetmemelerinden kaynaklandığı; hoşgörü, diyalog ve işbirliğinin mevcut önyargı ve çatışmaları sona erdirmek için anahtar kavramlar olduğu, özellikle üzerinde durulan noktaları teşkil etmiştir. Forum'da yeralan tartışmalar, Birleşmiş Milletler, UNESCO, AB, Avrupa Konseyi, AGİT, Arap Ligi gibi uluslararası örgütlerin insanlığın ortak mirasının ve farklı kültürlere ait değerlerin korunması ve halklar arasında hoşgörü ve diyaloğun geliştirilmesi amaçlı çalışmalarının sürdürülmesinin ve bu yönde aldıkları karar ve tavsiyelerin hayata geçirilmesinin önemini de bir kez daha ortaya koymuştur. Diğer taraftan, ülkemizin yıllardır dile getirdiği terörizmin küresel bir olgu olduğu ve ona karşı mücadelenin uluslararası işbirliği gerektirdiği gerçeği Forum'da yeniden teyit edilmiştir. Ayrıca, AB ve İKÖ üyesi ülkelerce Orta Doğu sorununun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda adil ve kapsamlı bir çözüme ulaştırılması gerektiğinin altı çizilmiştir. Farklı din ve kültürlerden temsilcilerin İstanbul'daki buluşması, hoşgörü ve diyaloğun ilişkilerin üzerine inşa edileceği yapı taşları olması gerektiği yönünde herkesin fikir birliği içinde olduğunu göstermiş ve farklılıkların kusur değil, zenginlik sayılacağı bir dünya düzeni kurulabileceğine ilişkin umutların artmasını sağlamıştır.