Türkiye stratejik konumu, tarihi ve kültürel birikimi ve ulusal çıkarlarının gereği olarak, çok yönlü ve dinamik bir dış politika izlemektedir.
Coğrafyasının kendisine bahşettiği bu özel konum, Türkiye'ye sadece komşularıyla ilişkilerinde değil, bölgesel istikrarın tesisinde de rol üstlenme sorumluluğu vermektedir. Türk dış politikasının bu özelliğinin yansımalarından biri de diplomatik hareketlilik olarak kendini göstermektedir.
Irak Dışişleri Bakanlığı Türkiye Masasından sorumlu Büyükelçi Muhammed Ahmed, Romanya Başbakanı Adrian Nastase, Hırvatistan Meclis Başkanı Zlatko Tomçiç, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ihtilafların çözülmesi için çalışan Minks Grubu heyeti, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Eminzade'nin ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akaev'in ziyaretleri bölgesel gelişmeler konusunda Türkiye'nin görüş ve değerlendirmelerine bölge ülkeleri tarafından da verilen önemi göstermektedir.
İkili ilişkiler trafiğinin son dönemde yoğunluk gösterdiği Amerika Birleşik Devletleri'nden bir Kongre heyetinin de yine bu devrede ülkemizi ziyaret etmesi içinde bulunduğumuz şu kritik aşamada, ABD'nin Türkiye'yi gerek ikili ilişkiler temelinde, gerek bölgesel bir güç sıfatıyla önemli bir ortak olarak gördüğünün teyidi niteliğini taşımaktadır. Bu ziyaret, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık ilişkisinin, Parlamentolar düzeyinde de sürdürülmesi hedefine atfedilen ehemmiyete de işaret etmektedir.
Önümüzdeki dönemde Gürcistan Parlamento Başkanı Nino Burcanadze ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Ekonomik, Ticaret ve Tarım İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Alan Larson ve heyetinin, Türk-ABD Ekonomik Ortaklık Komisyonu toplantısı dolayısıyla ülkemizi ziyaretleri vesilesiyle Kafkaslar ve ABD'nin dış politika gündemimizdeki öncelikli konumlarını da bir kez daha ön plana çıkaracaktır.
İstanbul'da gerçekleşmesinde Türkiye'nin öncü rol oynadığı ve beklendiği gibi uluslararası planda yankı bulan İslam Konferansı Örgütü-Avrupa Birliği Ortak Forumu'nun hemen ardından yürütülen bu temaslar çok boyutlu bir dış politika izleyen Türkiye'nin oynayabileceği uluslararası rol bağlamında sağlayacağı kazanımların somut bir göstergesi olmuştur.