Afganistan'ın yeniden imarı çalışmalarına katkılarıyla ülkenin yeniden istikrara kavuşması yönünde atılan adımların arkasında olduğunu her fırsatta belirten ve bunu somut örneklerle gösteren Türkiye, son olarak, Afganistan'da görev yapmakta olan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) komutasını devralmayı ilke olarak benimsemiştir.
Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz Aralık ayında Bonn'da varılan mutabakatla Afganistan'ın yeniden imarı için gerekli adımların temeli atılmış, önce geçici bir hükümetin görevi devralmasının, bunun ardından da seçimler sonrasında geniş tabanlı kalıcı bir yönetimin kurulabilmesinin koşulları oluşturulmuştur. Bonn kararları uyarınca öncelikle güvenlik boyutuna el atılmış ve Birleşmiş Milletler'in 1386 sayılı kararıyla yetkilendirilen bir güvenlik gücü faaliyete geçmiştir. Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) olarak adlandırılan ve İngilitere'nin öncülüğünde göreve başlayan bu oluşuma Türkiye başlangıçta bir bölük kadar askerle katılmıştır.
Güvenlik koşullarının tam olarak sağlanması ve Bonn mutabakatının bozulmadan sürdürülmesinin Afganistan'ın geleceği için asgari önkoşulları teşkil ettiğinin bilincinde olan Türkiye, ISAF'ın oluşumu, görev alanının tanımlanması, ABD ve İngiltere'nin icab ettiğinde güvenlik konusunda gerekli desteği sürdürecekleri gibi temel ayrıntıların açıklığa kavuşması ve finansman konusunda gerekli uluslararası katkının sağlanacağının teyid edilmesi üzerine ISAF'ın komutasını İngiltere'den sonra devralmayı ilke olarak benimsemiştir.
Son durumu yerinde görmek ve halihazırda ISAF'a komuta etmekte olan yetkililerle temaslarda bulunmak üzere bir Tümgeneral başkanlığındaki Türk keşif heyeti, 3 Nisan 2002 tarihinde Afganistan'a intikal etmiştir. Temasların ve bunlara paralel olarak yürütülmekte olan diğer hazırlıkların tamamlanmasının ardından ISAF komuta heyeti, karargahı ve ilave birliklerinin bölgeye intikal etmeleri planlanmaktadır.
Türkiye ile Afganistan arasında uzun bir geçmişe dayalı, köklü dostluk ilişkileri mevcuttur ve Türkiye, Kurtuluş Savaşı sırasında Afgan halkı tarafından kendisine sağlanan önemli desteği hiçbir zaman unutmayacaktır. Afganistan, ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır.
Buna karşılık Türkiye, Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana Afganistan'a, bu ülkedeki hiçbir etnik grup arasında ayrım gözetmeksizin, başta sağlık ve eğitim olmak üzere birçok alanda yardımlar sağlamıştır. Afganistan'da yaşanan deprem felaketinin ardından Türkiye tarafından bu ülkeye ulaştırılan insani yardım bu bağlamdaki en son örnektir.
Bonn mutabakatının ardından kurulan Geçici Yönetim'le yapılan tüm temaslarda, Türkiye, Afgan silahlı kuvvetleri ve polis gücünün yeniden yapılandırılması da dahil olmak üzere Afgan diplomatların yetiştirilmesinden, tıp ve tarım gibi çok değişik alanlara kadar işbirliği imkanı bulunan her konuda deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirtmiştir.
ISAF'ın komutasının devralınmasının ilke olarak benimsenmesinden de görüldüğü üzere Türkiye, Afganistan'da kalıcı barışın tesisine yönelik olarak devam eden sürece katkıda bulunmaya, acil insani ihtiyaçların karşılanması ve Afganistan'ın yeniden yapılandırılmasını teminen üzerine düşenleri yapmaya devam etmekte kararlıdır.
Bu bağlamda, Afgan Geçici Yönetimi Başkanı Hamid Karzai'nin 4-5 Nisan tarihlerinde ülkemize yaptığı ziyaret, bir yandan iki ülke arasındaki geleneksel dostluk bağlarının pekişmesi, diğer yandan da Afganistan'ın yeniden imarı alanında gerçekleştirilebilecek somut işbirliği projelerinin ele alınması bakımından son derece yararlı olmuştur.