Geç de olsa doğru bir karar

    Terorizmin her türlüsüne ilişkin acı tecrübeleri bulunan Türkiye, öteden beri bu alanda uluslararası işbirliğinin önemini savunmaktadır. Türkiye'nin bu çerçevede yürüttüğü çalışmalara bugüne kadar yeterli duyarlılığı göstermeyen Avrupa Birliği, nihayet geçtiğimiz günlerde, PKK ve DHKP-C'nin de hazırladığı terör örgütleri listesine eklenmesi gerektiği gerçeğini kabul etmiştir.

    11 Eylül'de ABD'nde meydana gelen saldırılar sonucunda, uluslararası terorizmin ulaşabileceği boyutlar ile terorizmle savaşta uluslararası işbirliğinin önemi ve gerekliliği açıkça ortaya çıkmıştır. Amaçlarına ulaşmada her yolu mübah sayan, bu nedenle da karşı önlem alınması çok zor olan terorist örgüt ve gruplara karşı savaşımda ülkeleri birleştirici bir çatı oluşturmak üzere hukuki, adli ve güvenlikle ilgili düzenlemelere gidilmesi öncelikle ortak bir terorizm ve terorist örgüt tanımına ulaşılmasına bağlıdır.

    Birlişmiş Milletler bünyesinde bugüne kadar terorizmle ilgili 12 sözleşme akdedilmiş olmasına rağmen, tüm ülkeler tarafından kabul edilen bir terorizm ve terorist örgüt tanımı bulunmamaktadır. Müzakereleri yıllardan beri devam etmekte olan ve ülkemizin de aktif olarak katıldığı BM Kapsamlı Terorizm Sözleşmesi hazırlık çalışmalarında da bu sorun önemli bir engel teşkil etmiş ve halen aşılamamıştır.

    Ortak bir terorizm tanımının kabul edilememesindeki en büyük neden, terorizm ile özgürlük mücadelesi arasındaki fark üzerinde ülkeler arasında anlayış birliğine varılamamış olmasıdır. Bu durum ise günümüzde bu alanda tanık olduğumuz pek çok çifte standardın nedenini oluşturmaktadır.

    Diğer taraftan, 11 Eylül saldırılarının ardından oluşmakta olan terorizme karşı uluslararası işbirliği çerçevesinde, bir örgütün terorist olarak adlandırılması için artık sadece belirli ülkeleri hedef alması anlayışının değişmekte olduğu görülmektedir. Bu değişim süreci içinde Türkiye, terorist oldukları hiçbir kuşkuya yer vermeyecek kadar açık olan PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin bu niteliklerinin bütün ülkelerce kabulü husundaki girişimlerine hız vermiştir.

    Esasen, PKK ve DHKP-C, ABD tarafından terör örgütleri olarak kabul edilmekte; her yıl yayınlanmakta olan Terör Örgütleri Listesi kapsamında yeralmaktadırlar. Bu örgütler Almanya, Fransa ve İngiltere gibi belli başlı Batılı ülkelerce de terör örgütü olarak nitelendirilmekte ve faaliyetlerine müsaade edilmemektedir. Nihayet AB'nin de bu hususu kabul etmesi terörizme karşı işbirliğinin geleceği açısndan umut vericidir.

    KADEK ismi altında faaliyetine devam etme kararı alan terör örgütü PKK'nın bu yeni oluşumu da AB tarafından terör örgütleri listesine alınabilecektir. Zaten, bugüne kadar onbinlerce insanın canına kasteden, uyuşturucu ve silah ticareti ile haraç kesme gibi yasadışı yollarla maddi kaynak sağlayan bir örgütün isim değiştirerek arkasında bıraktığı ölülerin ve faaliyetlerinden dolaylı ya da doğrudan olumsuz etkilenen kişilerin sorumluluğundan kaçabilmesi mümkün değildir, olmamalıdır.