Güney Kafkasya'da barışa doğru atılan adımlar

    Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları, 14-15 Mayıs'ta NATO ılkbahar Dönemi Toplantısı vesilesiyle bulundukları ızlanda'nın başkenti Reykjavik'te Türkiye'nin girişimiyle bir ilke imza atarak üçlü bir görüşme yapmışlardır.

    Dışişleri Bakanları, bölgedeki sorunların çözümlenmesinin önemini vurgulamış ve bu tür bir toplantının yakın gelecekte tekrarlanabileceğinin sinyalini vermişlerdir. Kafkaslar'da, bağımsız, ekonomik ve siyasal istikrara kavuşmuş, kendi aralarında barış içinde yaşayan, demokratik değerleri benimsemiş komşulara sahip olmak isteyen Türkiye, bu doğrultuda şekillendirdiği politikalarıyla bölge ülkelerine her alanda destek sağlamayı amaçlamaktadır. Esasen, bölge ülkeleri Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'ın bağımsızlıklarını ilk tanıyan devletler arasında yer alan Türkiye, ilk günden itibaren Güney Kafkasyalı komşularının egemenlik ve toprak bütünlüklerini destekleyici, ilkeli bir tutum izlemiştir. Türkiye ayrıca, bölgenin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmuş; Azerbaycan ve Gürcistan'ın Batı kurum ve pazarlarıyla bütünleşmeleri yönünde adımlar atmış ve ayrım gözetmeksizin her üç Kafkas ülkesinin de Karadeniz Ekonomik ışbirliği Bölgesi'ne dahil edilmesini sağlamıştır.

    Bu olumlu ve yapıcı tutumunun sonucunda da bugün Azerbaycan ve Gürcistan'la üç ülkeye de somut yararlar getiren yakın dostluk ilişkileri kurmuş durumdadır. Ancak, maalesef Ermenistan'la bu ülkenin izlediği hasmane tutum dolayısıyla ilişkilerimiz gelişememiştir. 0Uluslararası hukukun en temel ilkelerinden olan toprak bütünlüğü ilkesini ihlal ederek Yukarı Karabağ bölgesiyle beraber Azerbaycan'ın toplam % 20'lik bölününü işgal altında tutan Ermenistan'ın aynı zamanda Türkiye'ye karşı sözde soykırım iddialarını uluslararası alanda kabul ettirmeye çalışma girişimlerinde bulunması bölge istikrarına hizmet etmeyen sonuçlar doğurmuştur. Ermenistan'ın Türkiye'yle ve Azerbaycan'la iyi komşuluktan elde edeceği büyük olanakların bilincine varması, çatışmayı uzlaşmaya tercih eden bir stratejiden somut bir yarar sağlayamayacağını anlaması gerekmektedir. Bu çerçevede, üç ülke Dışişleri Bakanlarının biraraya gelerek sorunların çözümü için kullanılabilecek yöntemler üzerinde durmaları çok olumlu bir gelişme olarak addedilmektedir. Türkiye, Yukarı Karabağ meselesi ve komşuları arasındaki diğer sorunların çözümüne katkıda bulunma yönünde güçlü bir siyasi iradeye sahiptir ve bu amaçla her fırsatın değerlendirilmesi gerektiği kanaatini taşımaktadır.

    Türkiye ayrıca, Kafkaslar'da tüm uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözümünün, Kafkas ülkelerinin siyasal istikrar ve ekonomik refahlarına katkıda bulunacağı ve bölgesel işbirliğinin önünü açacağı inancını da korumaktadır. Bölgedeki sorunların çözümlenmesine yönelik çabaların geleceği için bir pencere aralayan Reykjavik'teki bu görüşmenin arkasının gelmesi ve amacına hizmet etmesi ümit ve temenni edilmektedir.