Rum tarafının 1963 'te Kıbrıs Türklerini dışlayarak Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tek taraflı olarak ele geçirmeye çalışmasıyla başlayan ve hala bir çözüme ulaştırılamamış olan Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin dış politika gündemindeki öncelikli yerini korumaya devam etmektedir. Kofi Annan Ada'yı ziyaret etmiş ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında Denktaş'la görüşme yapan ilk Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olmuştur.
Kıbrıs'a Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri düzeyinde bugüne kadar iki ziyaret gerçekleştirilmiş olmakla beraber Kofi Annan'ın, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak bir süredir devam eden doğrudan görüşmelerin kritik bir aşamasında 25 yıl aradan sonra gerçekleşen bu ziyareti büyük önem taşımaktadır. Annan'ın ziyareti çözüme yönelik somut bir yarar sağlamasa da, Genel Sekreter verdiği mesajlarda liderlerin çözüm için çabalarını yoğunlaştırmaları gerektiğinin altını çizmiş ve kararlılıkla adım atılırsa çok kısa zamanda bir çözüme varılabileceğine inandığını belirtmiştir.
Bilindiği üzere, Denktaş'ın sorunun süratle çözülebilmesi için neler yapılabileceği hakkında görüş alışverişinde bulunmanın yararına inananak aldığı inisiyatif sonucu, Denktaş ve Klerides arasında 16 Ocak'ta doğrudan görüşmelere başlanmıştır.
Halihazırda, Birleşmiş Milletler temsilcisinin de mevcudiyetinde 4. Tur'u yapılmakta olan doğrudan görüşmelerin, tüm konuların masada olacağı ve her şey kabul edilene kadar hiçbir şeyin kabul edilmeyeceği anlayışıyla kapsamlı bir çözüme ulaşılana kadar devam ettirilmesi öngörülmektedir.
Kıbrıs Türk tarafının belirttiği gibi, çözüm ancak iki eşit kurucu ortak devlet arasında imzalanacak yeni bir Anayasal Anlaşma temeline dayalı olarak bulunabilir. Kıbrıs Türklerinin bir Rum Devleti bünyesine azınlık olarak katılmaları beklenemez.
Bu çerçevede, esas yetkiler iki eşit egemen kurucu devlette kalacak şekilde bir ortaklık devletinin oluşturulması, bu devletin tekil kişiliğe sahip olması, ortaklık devletine verilecek yetki ve işlevlerin iki tarafça kararlaştırılması ve kurucu devletlerin vatandaşlarının aynı zamanda ortaklık devletinin de vatandaşları olmaları şeklinde sıralanabilecek unsurların çözümün çatısında yer almaları gerekmektedir. Bu nokta üzerinde uzlaşmaya varılabilmesi, diğer temel sorunların çözümleri yönünde daha hızlı adımlar atılmasını sağlayabilecektir.
KKTC'nin adil ve kalıcı bir çözüm için sarfettiği gayretler karşısında GKRY'nin uluslararası toplum tarafından haksız şekilde Kıbrıs'ın tek meşru temsilcisi olarak tanınmasının ve gerek AB gerek bazı diğer çevrelerce çözüm olsun olmasın AB'ne üye olacağına dair yapılan beyanatların verdiği rahatlıkla, yeterince çaba gösterdiğini söylemek mümkün değildir. Sorunla doğrudan ilgisi bulunmayan çevrelerde alınan ve taraflara empoze edilmeye çalışılan kararların müzakere sürecine katkıda bulunmayacağı açıktır.
Türkiye ise, Kıbrıs Türklerinin haklarının korunacağı yeni bir ortaklık kurulması için gerek doğrudan görüşmeleri gerek bu bağlamda Birleşmiş Milletler bünyesinde sürdürülen çalışmaları desteklemeye devam etmektedir.