Türk-Afgan tarihi dostluğu sürüyor

    Türkiye, son yirmi yıldır arka arkaya yaşadığı savaşlar nedeniyle altyapısı ve sosyal dokusu ciddi zarar görmüş durumda olan Afganistan'ın yeniden imarı çalışmalarına somut örneklerle katkıda bulunarak ülkenin yeniden istikrara kavuşması yönünde atılan adımların arkasında olduğunu göstermektedir. 20 Haziran'da Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'nün (ISAF) komutanlığını üstlenecek olmamız, bu politikamıza devam etme kararlılığımızın sürdüğünün en açık göstergesidir. Afganistan halkı, yaşamsal ihtiyaçlarını bile karşılamada büyük zorluklar çekmektedir. İlkenin yeniden yapılanma süreci savaşlarla ve istikrarsızlıkla yoksullaşan bu halk için kolay olmayacaktır. Fakat uluslararası toplumun siyasi, güvenlik ve ekonomk alanlarda başlayan yeniden yapılanmaya destek çabaları aksamadan sürdürülürse, Afganistan'ın istikrara kavuşma süreci istenilen noktaya ulaşabilir.

    Bu çerçevede, geçtiğimiz Aralık ayında Bonn'da varılan mutabakatla Afganistan'ın yeniden imarı için gerekli adımların temeli atılmış, önce geçici bir Hükümetin görevi devralmasının, bunun ardından da seçimler sonrasında geniş tabanlı kalıcı bir yönetimin kurulabilmesinin koşulları oluşturulmuştur. Bonn kararları uyarınca öncelikle güvenlik boyutuna el atılmış ve Birleşmiş Milletler'in 1386 sayılı kararıyla teşkil edilen ve Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) olarak adlandırılan bir askeri güç faaliyete geçmiştir.

    Güvenlik koşullarının tam olarak sağlanmasının ve Bonn mutabakatının bozulmadan sürdürülmesinin Afganistan'ın geleceği için asgari önkoşulları teşkil ettiğinin bilincinde olan Türkiye, Nisan ayı başında, temel ayrıntıların açıklığa kavuşması ve finansman konusunda gerekli uluslararası katkının sağlanacağının teyid edilmesi üzerine ISAF'ın komutasını ıngiltere'den sonra altı ay için devralma kararını benimsemiştir. Türkiye, devir-teslim töreniyle görevi fiilen üstlenecek olup, bu taahhüdünü layıkıyla yerine getirme amacıyla ISAF'ta görev yapmakta olan askerlerimizin sayısını 1400'e çıkarma kararını da almıştır.

    Türkiye'nin ISAF'ın liderliğini devralması, yine Bonn Mutabakatı'nın bir sonucu olan yeni hükümeti belirlemek için Loya Jirga'nın toplanmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Afganistan'ın dört bir yanından gelen delegelerin katılımıyla toplanan ulusal meclis Loya Jirga, yeni Devlet Başkanını ve Meclis Başkanını seçmiştir. İlke, kalıcı siyasi kurumların oluşturulması yönünde yol alırken, bu yeni oluşumların güvenliğinin sağlanması da önem kazanmıştır. Bu noktada, ISAF'a düşen büyük sorumluluk Türkiye'nin önderliğinde yerine getirilecektir.

    Yine uluslararası girişimler çerçevesinde, Afganistan'ın siyasi geleceğine yönelik çalışmalar yapan G-21 Grubu'na ve geçtiğimiz yıl sonunda kurulan Afganistan'ın Yeniden ımarı Programı Yönlendirme Grubu'na dahil olan Türkiye, ikili bazda ise Afganistan'a başta sağlık ve eğitim olmak üzere birçok konuda yıllardır sürmekte olan yardımlarını Afgan diplomatların yetiştirilmesinden, tıp ve tarım gibi değişik alanları kapsayacak şekilde genişleterek devam ettirmektedir.

    Uluslararası toplum, çok etnili bir yapıya sahip olan Afganistan'ın barış ve istikrar içinde yaşayabilmesi için gerekli desteği sürdürmelidir. Bu çerçevede, etnik rekabeti körükleyici tutumlardan kaçınılması ve ülkenin yeniden terör ve uyuşturucu üretimine kaynak oluşturmasına yol açabilecek gelişmelerin önüne geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye, Afganistan'ın kendi demokratik mekanizmalarını kurarak ekonomik kalkınma ve refaha ulaşmasının, uluslararası toplumun da desteğiyle, çok uzak olmayan bir gelecekte varılabilecek olan bir nokta olduğuna inanmakta ve bunun gerçekleşebilmesi için de elinden geleni yapmaya devam etmektedir.