NATO-Rusya Federasyonu Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve Toplantısı, 28 Mart günü ıtalya'nın başkenti Roma'da yapılmıştır. Toplantıya, Türkiye'yi temsilen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Dışişleri Bakanı ısmail Cem katılmışlardır.
1949 yılında kurulan ve ülkemizin 1952 yılında katıldığı Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'nın (NATO) tarihinde bir mihenk taşı sayılabilecek bu toplantıda, müttefik ülkeler Devlet ve Hükümet Başkanları, Rusya Federasyonu ve NATO Genel Sekreteri tarafından mevcut NATO-Rusya işbirliğinin geliştirilmesini öngören yeni NATO-Rusya Konseyi'nin kuruluşuna dair Roma Bildirgesi olarak da anılan bir belge imzalanmıştır.
ıleriye yönelik önemli adımların çerçevesini çizen bildirge, NATO ile Rusya Federasyonu arasında kapsamlı bir işbirliği öngörmektedir. Bildirgede, terorizmle savaşım, kitle imha silahlarının sayılarında indirime gidilmesi, ortak kriz yönetimi, yeni tehditlere karşı işbirliği, karşılıklı güvenin güçlendirilmesi ve silahlanmanın kontrol altına alınması, acil sivil ihtiyaçlarda ortak planlama, savunma sistemlerinde reform ve askeri işbirliği, denizde ortak kurtarma operasyonları ile hareket alanlarında savunma işbirliği gibi konulara yer verilmektedir.
Yeni NATO-Rusya Konseyi'nin kurulmasıyla, Avrupa-Atlantik bölgesinde güvenlik ve istikrarın pekişmesine yönelik ortak çabaların daha etkili bir kurumsal mekanizma çerçevesinde sürdürülmesi imkan dahiline girmiştir.
Bugün gelinen noktanın temelleri, esasen, 1997 yılında atılmıştır. Berlin Duvarı'nın yıkılması ve 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiş, ideolojik çatışma ve askeri kamplaşmanın hüküm sürdüğü iki kutuplu dünya düzeni yerini, gelecek için ümit vadeden bir işbirliği ortamına bırakmıştır. NATO ile Rusya Federasyonu arasında 1997 yılında imzalanan NATO-Rusya Kurucu Senedi bu işbirliği ortamını kurumsallaştırmıştır.
Zaman içerisinde ise Avrupa- Atlantik bölgesinde oluşan yeni güvenlik ortamı NATO ile Rusya Federasyonu arasında daha yoğun bir işbirliğini gerekli kılmıştır. ıttifak'ın dış uyarlaması, Avrupa Birliği'nin genişlemesi ve yeni bir güvenlik unsuru olarak belirmesi, 11 Eylül'le ortaya çıkan yeni tehdit ve riskler, Avrasya bölgesindeki terorizm, aşırı akımlar, kitle imha silahlarının yayılması ve kullanılması tehlikesi, halkların ve uygarlığın geleceğini korumak için birlikte hareket etmeyi zorunlu kılmış bulunmaktadır.
Beş yıl sonra imzalanan yeni konseyin kurucu senedi ise bu ihtiyaca cevap vermekde olup NATO ve Rusya Federasyonu artan işbirliğini en üst düzeyde teyid etmektedir. Bununla beraber, ittifak, Kuzey Atlantik Antlaşması'ndan kaynaklanan sorumluluk ve yükümlülüklerini eskiden olduğu gibi, bağımsız karar alma yeteneğini koruyarak sürdürecektir.
Türkiye ile Rusya, Avrupalı ve Asyalı olma özelliklerini birlikte taşıyan, merkezi konumda iki ülkedir.
Türkiye, aynı coğrafyayı paylaştığı ve asırlardır ilişki içinde bulunduğu Rusya'yı rakip olarak değil, işbirliği yapabileceği bir ortak olarak görmektedir. Geçen yıl Türkiye ile Rusya arasında imzalanan Avrasya'da ışbirliği Eylem Planı'nın temelindeki anlayış da budur. Türkiye, işbirliğine dayalı güvenlik yapılarının kurulmasında 1990'ların başından itibaren öncü bir rol oynayan NATO ile Rusya Federasyonu arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine özel önem vermekte, bu bağlamda, doğru yolda atılmış çok önemli bir adım olan NATO-Rusya Konseyi'nin kuruluşunu memnuniyetle karşılamaktadır.