10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki'de yapılan Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde tam üyeliğe adaylığımızın tesciliyle birlikte Avrupa Birliği ile uzun bir geçmişi bulunan ilişkilerimizde yeni bir dönem başlamıştı. Katılma sürecinin, kapsamlı ve teknik çalışmalar kadar, siyasi hazırlığa da ihtiyaç gösterdiği ve müzakerelerinin başlatılabilmesinin Kopenhag ölçütlerinin esas itibariyle yerine getirilmiş olmasına bağlı olduğunun bilincinde olan Türkiye, bu bağlamda son derece önemli bir adım atmıştır.
Avrupa Birliği Uyum Yasa Teklifi, TBMM tarafından, yaklaşık 22 saat süren bir Genel Kurul toplantısının ardından 3 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilmiştir. Bu paket, Anayasa ile Türk Medeni Kanunu'nda yapılmış olan değişikliklerin mevzuatımıza yansıtılmasının ötesinde, Ülkemizin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde Kopenhag siyasi ölçütlerinin karşılanmasını da simgeleyen tarihi bir dönüm noktası niteliğindedir.
Ulusumuzun bu tarihi adımı, doğal olarak yakın gelecekte çeşitli ilave düzenlemeler gerektirecektir. Bununla beraber, Avrupa Birliği üyeliği konusundaki kararlılığını sözkonusu reformların kabulüyle net bir şekilde sergilemiş olan Türkiye, gerekli düzenlemeleri aynı kararlılıkla ve yakalanan bu ivmeyle kuşkusuz en süratli şekilde uygulamaya koyacaktır.
Sözkonusu reformlarla Batı ülkelerinde olduğu kadar Müslüman ülkelerde de yankı uyandıran Türkiye, nüfusunun % 98'i Müslüman olan ve kuruluşundan bu yana yüzünü Batı'ya dönmüş bir hukuk devleti olarak laik, parlamenter demokrasisiyle bir model ülke olma özelliğini pekiştirmiştir.
Türkiye'nin üzerine düşenleri yerine getirmiş olması, bu defa Avrupa Birliği'ne ve Birlik makamlarına bir sorumluluk yüklemiş bulunmaktadır. Avrupa, tüm kurumlarıyla Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik arzusunu bundan böyle somut olarak destekleyici bir yaklaşım sergilemek durumundadır. Bu çerçevede, Avrupa Birliği herşeyden önce aralık ayında yapılacak olan Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye bir müzakere başlagıç tarihi vermelidir. Zira, Birlikçe atılacak diğer tüm cevabi adımlar, bir tarih belirlenmediği takdirde yetersiz kalacaktır.
Müzakerelerin başlangıç tarihinin belirlenmesinin ardından Türkiye ile Avrupa Birliği arasında ihdas edilen Gümrük Birliği'nin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar giderilmeli ve Ülkemize yapılan mali yardımlar artırılmalıdır. Avrupa Birliği'nin bu konuda üzerine düşenleri süratle yapması, Ülkemizin katılım sürecine olumlu katkılarda bulunacaktır.
Neredeyse 40 yılı bulan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri TBMM tarafından son olarak kabul edilen uyum yasası paketiyle yeni ve belirleyici bir dönemece girmiştir. Meclisimiz, bu uyum yasalarını sonuçlandırmakla, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği yolunda iradesini çok somut bir şekilde ortaya koymuştur.
Sözkonusu yasaların Anayasamızın gerekleri yerine getirilerek sonuçlandırılmasının beklendiği şu aşamada, söz konusu paketin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini geri dönülmez bir hedef olarak algıladığını, en anlaşılır bir çerçevede ortaya koymaktadır. Şimdi tüm gözler Avrupa Birliği'ne çevrilmiştir. Birlik'in üzerine düşen kendi istikrarının güvenliğinin, siyasi, ekonomik ve sosyal çıkarlarının Türkiye'nin aynı alanlardaki çıkarlarıyla örtüştüğünün idrakiyle ülkemizin tam üyeliğinin geri dönülmez bir noktaya geldiğini açık bir şekilde teyid etmektedir.
Bu ise Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesiyle mümkün olacaktır.