Türkiye müzakere tarihi bekliyor

    AB, tarihinin en büyük genişlemesine ilişkin olarak Aralık ayında Kopenhag Zirvesi’nde alınacak kararların hazırlık çalışmalarını sürdürmektedir. Avrupa Birliği Komisyonu 9 Ekim’de tüm aday ülkeler için hazırladığı İlerleme Raporlarını ve genişlemeye ilişkin Strateji Belgesi’ni açıklamıştır. Geçtiğimiz günlerde ise Brüksel Zirvesi yapılmış ve genişlemeye ilişkin düzenlemeleri saptayan Başkanlık Sonuçları yayınlanmıştır.

    AB’nin Kopenhag öncesi hazırlık çalışmaları çerçevesinde 24-25 Ekim’de Brüksel’de düzenlediği sözkonusu Zirve toplantısında, katılım görüşmelerini tamamlayarak Birliğe 2004 yılında kabul edilecek adaylar belirlenmiş, bu ülkelerin üyelikleri bağlamında önümüzdeki dönemde izlenecek yollar ele alınmış ve genişlemeye engel oluşturan ortak tarım politikasının finansmanı ve genişlemenin mali boyutu üzerinde mutabakat sağlanmıştır. Brüksel Zirvesi sonuçlarında, Laeken ve Sevilla Zirvesi’nden bir adım ileriye gidilerek, ülkemizle ilgili paragrafta, Türkiye’nin Kopenhag siyasi ve ekonomik ölçütlerinin karşılanması yönünde önemli adımlar atıldığı memnuniyetle kaydedilmiş, bu gelişmelerin katılım müzakerelerinin başlatılmasını yakınlaştırdığı vurgulanmıştır. Zirve sonuçlarında ayrıca, AB Konseyi, Kopenhag öncesinde adaylığımızın bir sonraki aşamasına ilişkin olarak alınacak kararların öğelerini belirlemeye davet edilmiştir. İlerleme Raporu’nda belirtilen eksiklere değinilmeden ülkemiz için daha olumlu ifadeler içeren sonuç bildirgesi bu haliyle üyelik sürecimizin geleceğine ilişkin yapıcı olarak değerlendirilebilecek bir adımdır, ancak Türkiye’nin beklentilerini karşılamaktan uzaktır.

    Türkiye, adaylık statüsünün kabul edildiği Helsinki Zirvesi’nden itibaren katılım müzakerelerine başlanabilmesi için Kopenhag ölçütlerine uyum konusunda köklü reformlar gerçekleştirmiş ve bu reformların uygulanması yönünde de tam bir kararlılık göstermiştir. Özellikle 3 Ağustos’ta TBMM tarafından kabul edilen reform paketi tarihi bir adım oluşturmaktadır. Türkiye, gerçekleştirdiği reformlarla Kopenhag ölçütlerine büyük ölçüde uyum sağlamakta, bunun doğal sonucu olarak da tam üyelik müzakerelerine 2003 yılı içinde başlamak istemektedir. Aralık ayındaki Kopenhag Zervisi’nde bu sonucun koşulsuz biçimde gerçekleşmemesi halinde, benzer durumda katılım müzakerelerine başlamış olan bazı aday ülkelere göre Türkiye’ye ayrımcılık yapılmış olacaktır ki, bu tutumun tarafımızdan kabul edilmesi olası değildir.

    Son olarak Cumhurbaşkanımızın katılımıyla 28 Ekim’de AB Dönem Başkanı Danimarka’nın evsahipliğinde aday ülkelerle yapılan toplantı vesilesiyle görüşlerimiz ve beklentilerimiz AB yetkililerine en üst düzeyde iletilmiştir. Bu toplantılar sonrasında Cumhurbaşkanımız, gerek dönem başkanlığının, gerek Komisyon’un Kopenhag’a giden süreçte bizimle yakın bir işbirliği içinde olma kararlılığı taşıdığına ve Türkiye’ye daha olumlu yaklaşıldığına işaretle, bunun tabiatıyla umutlarımızı artırdığını belirtmişlerdir. 12-13 Aralık’ta Kopenhag’da düzenlenecek AB Zirvesi’nde ülkemize 2003 yılında tam üyelik müzakerelerine başlanması için koşulsuz ve kesin bir tarih verilmesi hem hakça bir karar olacak, hem de bu suretle Türkiye-AB ilişkilerinin tam üyelik yolunda geri dönülmez bir noktaya ulaştığı tescil edilmiş olacaktır.