Birleşmiş Milletler’in kuruluş yıldönümü ve barışı koruma faaliyetlerindeki rolü

    24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu sene 57. yılını kutlamaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya üzerinde barışı sağlamak ve korumak, milletler arasında dostça ilişkileri geliştirmek, uluslararası sorunların çözümü ve insan haklarının korunması çalışmalarında işbirliğine öncülük etmek için bir merkez olma amaçlarıyla kurulan Örgüt, değişen dünya şartlarına uyum sağlayarak her geçen gün gelişmekte ve etkinliğini artırmaktadır.

    BM ve bünyesindeki diğer kurum ve uzmanlık kuruluşları insan haklarına saygıyı geliştirmek, refahı artırmak için çalışmakta, ayrıca, nüfus artışı, sosyal kalkınma, kadının rolü, sürdürülebilir kalkınma, gıda, sağlık, doğal kaynaklar, entellektüel mülkiyet hakları gibi çok çeşitli alanlarda yaşanan sorunlara çözüm bulmak için uğraş vermektedirler.

    11 Eylül terörist saldırıları BM’nin kuruluş amaçlarının önemini bir kere daha gözler önüne sermiştir. Yeryüzündeki tüm barışçı devletlere açık olan Birleşmiş Milletler’in bugün 191 üyesi vardır ve bu özelliğiyle terörizme karşı sürdürülen savaşta kapsamlı önlemlerin alınabileceği en geniş platformdur. Bu çerçevede, geçtiğimiz yıl BM Güvenlik Konseyi’nde alınan 1373 sayılı Karar gibi BM çalışmaları uluslararası toplumun bu alandaki işbirliğine önemli katkıda bulunmaktadır. Diğer taraftan devletler bugüne kadar BM çatısı altında hukuki bir terörizm tanımı üzerinde anlaşamamışlar, bunun yerine terörizmin çeşitli türleriyle ya da yönleriyle mücadelede işbirliğine gitmişlerdir. Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonucu 12 adet terörizmle mücadele sözleşmesi ortaya çıkmıştır. Türkiye bu sözleşmelerin tamamına taraftır. BM bünyesinde sürdürülen Terörizmle Kapsamlı Macadele Sözleşmesi ise terörist suçu bütün yönleriyle ele almaktadır. Türkiye, terörizm kavramı konusunda ortak bir anlayışa varılarak bu sözleşmenin tamamlanmasına büyük önem atfetmekte ve bunun terörizmle mücadelede büyük bir adım olacağına inanmaktadır.

    Birleşmiş Milletler barışı koruma amacıyla dünyanın çeşitli bölgelerinde Barış Güçleri oluşturmaktadır. Bugüne kadar BM çerçevesinde 55 barış gücü oluşturulmuş olup, bunlardan 15’i halen görevini sürdürmektedir. İlk yıllarda, özellikle çatışma ertesinde varılan ateşkes anlaşmasının uygulanmasını sağlamak ve denetlemek amacıyla oluşturulan barış güçleri, ilerleyen yıllarda değişen koşullara koşut olarak çok çeşitli görevler üstlenmişlerdir.

    Günümüzde bir barış gücü, pek çok ülkeden gelen asker ve sivil polisin yanısıra, seçim denetleme uzmanları, mayın temizleme uzmanları, insan hakları gözlemcileri, iletişim uzmanları gibi farklı kategorilerden oluşmaktadır. Bugün itibariyle Orta Doğu’da, Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da ve Kıbrıs’ta görev yapan barış güçlerine Türkiye de 183 sivil polis ve 13 gözlemci subayla katkıda bulunmaktadır. Kıbrıs’ta görev yapan UNFICYP de 1964’de Türk ve Rum toplumları arasında meydana gelen çatışmaları durdurmak için kurulmuş, 1974 Müdahalesinden sonra Gücün sorumlulukları genişlemiştir. UNFICYP halen ateşkes hatlarını denetlemek, tampon bölgeyi korumak ve insani yardımda bulunmak amaçlarıyla Ada’da varlığını sürdürmektedir.

    Diğer taraftan, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde Ada’daki iki taraf arasındaki soruna çözüm bulmak için çabalar sürdürülmektedir. Türkiye, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın girişimiyle bu yıl Ocak ayında başlayan yüz yüze görüşmeleri desteklemektedir.

    Son dönemde BM’nin gündeminde yer alan en önemli konu, hiç kuşkusuz Irak Konusudur. Irak tarafının BM Genel Konseyi kararıyla kurulan BM İzleme, Doğrulama ve Denetim Komisyonu’nun (UNMOVIC) çalışmalara yeniden başlamasına ekim ayı başında izin vermesinin ardından, sorunun barışçıl bir şekilde çözümlenmesi umutları artmıştır.

    Şimdi BM Güvenlik Konseyi’nde Irak konusunda yeni bir karar çıkartılması çalışmalarının sonuçlanması beklenmektedir. Türkiye, komşusu Irak’ın tüm ilgili BMGK kararlarına uymasının bu ülkenin uluslararası toplum içindeki yerini yeniden almasını sağlayacağına inanmaktadır.

    Barış ve güvenliği sağlamak ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler bugün, küreselleşen dünyanın karmaşık ve çok boyutlu sorunlarının çözümüne yönelik ortak gayretler için vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir. Türkiye, sorumlu ve barış sever bir ülke olarak, kurucu üyesi olduğu Birleşmiş Milletler’in Şart’ında yer alan ilke ve amaçlar doğrultusunda her zaman olduğu gibi üzerine düşen görevleri yerine getirmeye devam edecektir.