İnsan hakları alanında ilerlemeler

    Birlemiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 54. yıldönümü 10 Aralık’ta kutlanmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan hakları ve bu haklara saygı düşüncesini, “tüm insanlara, tüm insan hakları” anlayışını yerleştirmesi ve bu alandaki gelişmelerin önünü açan temel bir belge olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

    İnsanlar doğuştan, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve özgürlüklere sahiptirler. Bu anlayıştan hareketle, Türkiye, insan haklarına saygı kavramını hukuk düzeninin temel ilkelerinden biri olarak kabul etmiştir. Nitekim, Anayasamızın ikinci maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir ve bu özellikler Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilemeyecek niteliklerindendir.

    Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ifade bulan, temel hak ve özgürlükler alanındaki standartlara ulaşma kararlılığına sahiptir. Bu çerçevede, temel hak ve özgürlükleri, gerek milletlerarası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerimizi, gerek Türk halkının beklentilerini karşılayacak düzeye yükseltmek için kapsamlı adımlar atılmaktadır.

    3 Ağustos’ta TBMM tarafından kabul edilen Yasa paketi, bu doğrultuda atılmış en büyük adım olmuştur. Yeni kurulan Hükümetimiz de insan hakları ve demokratikleşme alanlarında kararlı bir tutum izlemektedir. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ile Kopenhag siyasi kriterlerine uyum, bu çerçevede Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Programda ortaya konan hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla çeşitli hukuki ve idari düzenlemeler yapılmaktadır. Bu çerçevede, mevcut yasal düzenlemelerin uygulamaya tam ve doğru olarak geçirilmesi, bir dizi uluslararası sözleşmenin onaylanması, çeşitli yasalarda değişiklikler yapılması ve bazı yasaların kısa vadede (bir yıl) yeniden hazırlanarak yürürlüğe konması planlanmaktadır. Bu kapsamda, çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin bir reform paketi hazırlanmış ve TBMM’ne sevk edilmiştir. Mevcut reform paketinin ardından yeni paketlerin de hızla hazırlanarak TBMM’ne sevk edilmesi öngörülmektedir.

    Mevcut reform paketinde özetle, gözaltı koşulları ve işkenceyle mücadeleye ilişkin çeşitli yasaların değişik maddelerinin yeniden düzenlenmesi; Dernekler Kanunu’nun ve Türk Medeni Kanunu’nun çeşitli maddelerinin örgütlenme özgürlüğünün kapsamını genişletecek şekilde değiştirilmesi; yargının işlevselliğinin artırılması amacıyla çeşitli yasalarda yeni düzenlemelere gidilmesi; Siyasi Partiler Kanunu’nun özellikle üyelik ve kapatılma şartlarını düzenleyen maddelerinin gözden geçirilmesi; Dilekçe hakkının Avrupa normlarına uygun olarak düzenlenmesi ve bu kapsamda Dilekçe Kanunu’nun çeşitli maddelerinde değişiklik yapılması; Gayri Müslim cemaatlere ait vakıfların taşınmaz mal edinmelerini kolaylaştırıcı bir yaklaşımla Vakıflar Kanunu’nda yeni bir düzenlemeye gidilmesi öngörülmektedir. Bu düzenlemelerle Türkiye, bazı AB ülkelerinin standartlarının da ilerisine geçmektedir.

    Öte yandan, sözkonusu düzenlemelerin ve insan hakları alanındaki çağdaş standartların yargı garantisi altında olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2002 tarihinde aldığı işkence ve kötü muamele suçlarının ağır ceza gerektiren, insanlığa karşı işlenen bir suç olarak tanımlandığı kararla açıkça ortaya konulmuştur. Sözkonusu içtihat kararında, ülkemizin taraf olduğu uluslararası belgelere atıfta bulunulmak suretiyle, işkence insanlığa karşı işlenen bir suç olarak tanımlanmış ve bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından verilen cezaya nazaran ağır bir cezayı gerektiren bir suç niteliği kazandırılmıştır.

    İnsan haklarına saygının siyasi ve toplumsal kültürümüzün yerleşik bir boyutu haline gelmesi hedefine ulaşmamız, sadece yasal değişikliklerle yetinmeyip, insan hakları alanındaki düzenlemelerin tam olarak uygulanmasıyla mümkündür. Bu anlayıştan hareketle, başta eğitim olmak üzere gerekli önlemler fiiliyata geçirilmektedir. En ileri demokratik standartlara sahip bir ülke olma yolunda atılan bu dev adımlarla Türkiye, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak dünyaya sunduğu konumunu güçlendirmektedir.