Hasan MERCAN
Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan yazar ve eleştirmen Mustafa Karahasan, çağdaş Makedonya Türk azınlığı edebiyatının kurucularındandı. 2. Dünya Savaşı’na katılan ve Halk Kahramanı niteliğindeki unvana değer gösterilen Karahasan, 1944 yılında Makedonya Türkleri’nin biricik gazetesi Birlik’in ilk baş yazarıydı. Bugün Avrupa çapında ün kazanan Üsküp Türk Tiyatrosu’nun kurulmasına önayak oldu ve İnandırmak adlı oyununu sahneletti. Bu oyun, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dallanıp budaklanan çağdaş Makedonya Türk azınlığı edebiyatının Türkçe yazılmış ilk oyunuydu. Bu bağlamda çığır açan Mustafa Karahasan zamanla Hapishaneden Notlar, Yedi Başlı Dev ve Arkadaşlar adlı üç çocuk romanı yayımladı ve Çocuk Edebiyatı’nın boyutlanmasına katkı da bulundu.
Yazar, Kalbin Yaşları ve Küçük Erler adlı yapıtlarıyla eski Yugoslavya döneminde biri Belgrat’da, diğeri Üsküp’de olmak üzere iki büyük yazın ödülü kazandı. 1951 yılında ilk sayısı çıkan Piyoner (Sevinç) adlı aylık çocuk dergisinin ilk başyazarı olup yüce Atatürk’le ilgili yazılar yazdı, Önder’i Türk çocuklarına tanıttı, anaülkeleri Türkiye’den bilgiler sundu.
Doğruyu, dürüstlüğü ve gerçeği seven Mustafa Karahasan 40 yıldan bu yana aralıksız çıkan aylık dil, edebiyat, kültür, sanat dergisi Seslerin günyüzünü görmesine aydınsal katkılarını esirgemedi. O’nun yaşamı boyunca derginin yazı kurulu üyesi oldu, sayfalarına eleştiri türünden yazılar yazdı ve çağdaş edebiyatta eleştiri türünün filizlenmesine ön ayak oldu.
Pek çok ilke imza atan Karahasan 1956 yılında Suzan adlı romanıyla edebiyatımızda bu dalda da çığır açmaktan geri kalmadı. Romanı eski Yugoslavya’nın birçok ulus ve azınlıklar dillerine çevrilip yayımlandı.
1920’de Üsküp’te doğan edebiyatçının 60. Yaratıcılık Yılı’nın görkemli bir şekilde kutlanması da Makedonya Türkleri arasında adı klasiklere karışan değerli ve kalıcı bir edebiyatçının varolduğunu kanıtlamış, Mustafa Karahasan’la ilgili ayrı bir tanıtım kitabı da yayımlanmıştı.
Mustafa Karahasan Makedonya, Türk kültürünün atardamarı sayıldığı için; yazılı savları bir çeşit tarih niteliğini taşırdı. Bundan böyle de taşıyacağına kuvvetle inanılıyor. Belleklerde kalan şu savını yazımıza örnek olarak eklemekte yarar var:
“...Günümüzün insanı (Makedonya Türk’ü) bildikleriyle yetinmeyen, hızla değişen koşullarda kendini yenileyebilen, özgür, barışçı, insancıl, hoşgörülü, toplumuyla bütünleşmiş, kendi kişiliğini geliştirirken başkalarının gelişmesine de çalışan toplumsal bir varlık olmak durumundadır. Bu, çağın gereklerine uygun, ama kendi benliğinden, geçmişinden, toplumunun öz kaynaklarından kopmamış bir insandır.
Çünkü insan, ancak ulusal özelliklerini koruduğu oranda, çağdaş uygarlığa, evrensel kültür değerlerinin oluşmasına ve zenginleşmesine katkıda bulunabilir. İnsan, içinde yetiştiği çevrenin bir ürünüdür.
Benzer koşulları paylaşanlar benzer biçimde düşünürler. Kültür, toplumu oluşturan bireylerin duyuş, düşünüş ve davranış birliğidir. Duyuş, düşünüş ve davranış birliği ise, bir ulusun, bir toplumun öbür toplumlardan değişik olan koşullarının etkisiyle oluşur...” (Birlik Gazetesi, 1997, Üsküp.)
Mustafa Karahasan’ın ölümü, çağdaş Makedonya Türk edebiyatını boşluğu zor giderilebilen büyük bir kayba uğratmıştır. Allah rahmet eylesin.