Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 8 Kasım’da benimsediği Irak’ın kitle imha silahları ve bu silahlara ilişkin yeteneklerinden hızlı ve etkin şekilde arındırılmasını öngören kararı, 13 Kasım’da Irak tarafından koşulsuz biçimde kabul edilmiştir. Irak’ın 1991’den itibaren BM kararlarına uymaması sonucu giderek ağırlaşan sorunun yeni bir askeri müdahaleye neden olabileceğinin gündemde olduğu bir dönemde, Irak’ın uluslararası toplumla uzlaşma sağlamaya yönelik bu kararı alması hem bu ülke, hem de tüm bölge için olumlu bir gelişmedir.
ABD Başkanı Bush’un BM Genel Kurul görüşmeleri çerçevesinde 12 Eylül’de yaptığı ve Birleşmiş Milletler’i Irak’ın BM kararlarına uymasını sağlamak için harekete geçmeye çağıran konuşmasının ardından Güvenlik Konseyi’nde yeni bir karar çıkartılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştı. ABD ve İngiltere’nin Irak’ın hazırlanan BM kararına uymaması halinde askeri müdahaleyi öngören sert tutumuna karşılık, Güvenlik Konseyi’nin diğer daimi üyelerinden başta Fransa olmak üzere Rusya ve Çin’in yeni bir değerlendirmeye fırsat tanıyacak iki aşamalı bir kararı desteklemeleri üzerine iki aydır yoğun diplomatik müzakereler sürdürülmekteydi. Güvenlik Konseyi üyelerinin asgari müştereklerde uzlaşarak, Suriye gibi bir Arap ülkesinin de olumlu oyuyla, oybirliğiyle bu kararı almaları, uluslararası toplumun kararın arkasında güçlü biçimde durduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 8 Kasım’da oybirliğiyle kabul ettiği ve her bir aşama için belirli bir takvimin belirlendiği 1441 sayılı karar;
• Irak’a Güvenlik Konseyi’nin Irak’ın silahsızlandırılması konusundaki ilgili kararlarına uymak için son bir şans tanındığını,
• Silahsızlandırma sürecinin sonuçlandırılmasını teminen güçlendirilmiş bir inceleme rejimi kurulmasına karar verildiğini,
• Irak Hükümeti’nin 30 gün içinde kitle imha silahları, balistik füzeler ve diğer fırlatma araçları geliştirme programlarının tüm veçhelerine ilişkin doğru ve tam bir beyanda bulunmasını, (8 Aralık 2002)
• Irak’ın, yanlış veya eksik bildirimde bulunması ve bu kararı tam olarak uygulamamasının, yükümlülüklerini ihlal etmeye devam ettiği şeklinde yorumlanacağı, bu durumun da Güvenlik Konseyi tarafından yeniden değerlendirileceğini,
• Birleşmiş Milletler İzleme, Doğrulama ve İnceleme Komisyonu (UNMOVIC) ve Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) görevlilerinin Irak’ta herhangi bir müdahale ve kısıtlamaya maruz kalmadan denetleme yapabileceklerini, gerekli gördükleri kişilerle istedikleri yerde, özel görüşmelerde bulunabileceklerini,
• UNMOVIC ve UAEA’nın en geç 45 gün içinde denetimlerini başlatmaları(23 Aralık 2002) ve göreve başlamalarından itibaren 60 gün içinde Güvenlik Konseyi’ne denetimlerine ilişkin rapor sunmalarını (21 Şubat 2003),
• UNMOVIC ve UAEA’nın, Irak’ın faaliyetlerine müdahale etmesi halinde, bunu Güvenlik Konseyi’nin dikkatine getirecekleri ve Konsey’in de bu durumda zaman yitirmeden toplanarak yeni bir değerlendirme yapacağını,
• Irak’ın yükümlülüklerini ihlal etmeye devam etmesi halinde ciddi sonuçlarla karşılaşacağını hükme bağlamıştır.
Türkiye, başından beri komşusu Irak’a tüm ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına, eğer varsa KİS’lerden arındırılmayı da içerecek şekilde, harfiyen uyması ve bölgenin barış ve istikrarını tehlikeye atacak tutum ve davranışlardan kaçınması yönünde yapıcı ve dostça telkinlerde bulunmaktadır. Iraklı muhataplarımıza, ancak bu şekilde ambargonın kaldırılmasının yolunun açılabileceği ve bu suretle de hem Irak’ın yaşadığı uluslararası dışlanmışlıktan hem de Irak halkının mağduriyetten kurtulabileceği anlatılmaktadır.
Irak’ın bu BM Güvenlik Konseyi kararını kabul ederek dört yıldır ülkeye girişlerine izin vermediği silah denetçilerine kapılarını açması, kendisine sunulan bu son şansı, kararın hükümlerini süratle uygulayarak ve silah denetimi sürecinin kararda öngörülen zaman dilimleri içinde başarıyla tamamlanmasını sağlayarak en iyi biçimde değerlendireceği yönündeki umut ve beklentilerimizi güçlendirmektedir.