Orta Doğu’da şiddet-karşı şiddet sarmalı barış yolundaki gelişmeleri sekteye uğratmaya devam etmektedir. Bölgede bir süredir göreceli bir sakinlik dönemi yaşanmaktayken, 5 Ocak’ta Tel Aviv’de 22 kişinin ölümü ve yaklaşık 50 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan iki intihar saldırısı daha meydana gelmiş ve İsrail bu saldırılara karşılık Filistinli yetkililerin yurtdışına çıkışlarının engellenmesi ve üç Filistin Üniversitesinin kapatılmasını da içeren sert tedbirler almıştır.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenen bir ülke olarak Türkiye, kolaylaştırıcı bir rol üstlendiği barış sürecinin, bölgede BM Güvenlik Konseyi’nin kararları ile “toprak karşılığı barış ilkesi” temelinde çözüme ulaşması için gayret göstermektedir. Ülkemiz ayrıca, son dönemde uluslararası aktörler tarafından alınan çeşitli inisiyatifleri de desteklemekte ve bunların birleştirilerek tek bir plan haline getirilmesinin yararına inanmaktadır.
ABD, AB, Rusya Federasyonu ve BM’den oluşan Dörtlü (Quartet) 17 Eylül 2002 tarihli toplantısında AB Dönem Başkanı tarafından hazırlanan bir planı benimsemiştir. Diğer taraftan, ABD tarafından Ekim ayı sonunda taraflara üç aşamalı bir yol haritası sunulmuştur. Filistin tarafından kabul edilen bu plana İsrail’in kesin yanıtını 28 Ocak’ta yapılacak olan genel seçimler sonrasında vermesi beklenmektedir.
Son olarak, Dörtlü’nün 20 Aralık’ta ABD’nde yapılan toplantısında çözüme yönelik bu öneriler ele alınmıştır. Toplantıda şekil verilen yol haritasının İsrail seçimleri sonrasında ilan edilmesi beklenmektedir.
Öte yandan, taraflar arasında müzakerelere yeniden başlanması ve çözüm yönünde ilerleme sağlanabilmesini teminen Filistin Ulusal Yönetimi’nde başlatılan reform süreci çerçevesinde Filistin’de de önümüzdeki dönemde genel seçimler yapılması öngörülmektedir.
Türkiye, Filistin halkının liderlik seçimine saygı gösterilmesi gerektiğine inanmakta ve Filistin Ulusal Yönetimi’ndeki reform sürecinin İsrail tarafından kolaylaştırılması ve Filislin halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesinin öncelikli konular olduğunu düşünmektedir. Türkiye, bu bağlamda, idari reformlarla, ekonomik iyileşme ve siyasi sürecin eş zamanla yürümesinin gerektiğini savunmaktadır.
Barış sürecinin yeniden canlandırılması için tarafların, şiddet içeren politikaların aşırı uçları güçlendirmekten başka bir sonuç vermediği ve uyuşmazlıkların sadece müzakere yoluyla kalıcı bir çözüme ulaştırılabileceği gerçekleri temelinde hareket etmeleri gerekmektedir. Terörün her türlüsüne ve orantısız güç kullanımına karşı olan Türkiye, İsrailli ve Filistinli yetkilileri sorumluluklarının bilincinde hareket ederek, şiddetin son bulması için gerekli tedbirleri almaya davet etmektedir.