Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Lütfü Sezen, eskiden kahvehanelerin halkın kültür ve sosyal hayatının en canlı merkezlerinden olduğunu belirterek, bir zamanlar Erzurum’da eskilerin irfan meclisi diye tanımladığı 6 çeşit kahvehane bulunduğunu söyledi. Kahvehanelerin insanların birbirleriyle sohbet etme ihtiyacından doğduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Lütfü Sezen, Türkiye’de ilk kahvehanenin biri Şamlı diğeri Halepli iki kişi tarafından 1554’te açıldığını, sayılarının zamanla arttığını, giderek her meslekten müşteri edindiğini işaret etti. Padişah Kanuni Sultan Süleyman’ın kahvehanelere dedikodu girmemesi için tedbirler aldığını kaydeden Sezen, kahvehanelerde halkın rahatça anlayabileceği edebi ve sosyal konuların okutulup anonim tarihlerinin anlatıldığını söyledi.
Eski Erzurum’da kahvehanelerin fonksiyonu olan kurumlar olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sezen, yine eski Erzurum’da kahvehanelerin büyüklerin nasihat ettiği, dostların karşılıklı görüştüğü, meddah hikayelerinin okunduğu, saz şairlerinin şiir söyledikleri, haberleşmenin sağlandığı, edep ve erkanın öğrenildiği yerler olduğunu söyledi. Eski Erzurum’da kahvehanelerde sadece çay değil, karanfil, ıhlamur, tarçın ve havlican çayı bulunduğuna işaret eden Sezen, çay yapımında dağ ve yer suyu olmak üzere iki çeşit su kullanıldığını kaydetti. Günümüzde kahvehanelerin çay, meşrubat içilen, tavla, domino, kağıt oyunlarının oynandığı yerler olduğunu ve sayılarının işsizlikle doğru orantılı olarak arttığına dikkat çeken Lütfü Sezen, eskilerin irfan meclisi dedikleri bu kurumların ıslah edilerek daha yararlı hale getirilmesini istedi. Erzurum’da 50-60 yıl öncesine kadar 6 çeşit kahvehanenin varlığını devam ettirdiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Sezen, bunları şöyle sıraladı:
“Dini Eserler Okunan Kahvehaneler: Daha çok duygusal ağırlıktaki dini eserlerin okunduğu-dinlendiği müşterilerini yaşlıların oluşturduğu bu kahvehanelerde, okur-yazar olan yaşlılar bu eserleri okur ya da anlatırlardı.
Han Kahvehaneleri: Yolcuların uğradığı kahvehanelerdi. Hanların önünde yapılır, sandalye yerine peyke denilen ağaç kanepeler bulunurdu. Halk bu kanepelere oturur ehl-i keyf olanlar nargile, diğerleri çay içerdi. Bu kahvehanelerde yolcu hatıraları başlıca sohbet konusu olurdu.
Kıraathane Mahiyetinde Kahvehaneler: Bu kahvehanelere daha çok okumuş memur takımı giderdi, kitaplığı ve okuma salonu bulunurdu. Okunan kitaplar ve gazete haberleri üzerine yorumlar ve tartışmalar yapılırdı.
Sıradan Halk Kahvehaneleri: Halkın çay içip dinlendiği, karşılıklı sohbetlerin yapıldığı, problemlerin çözüm yollarının arandığı yerlerdi. Bu kahvehanelerde oyun oynanmaz, sözüne itibar edilen kişilerin sohbetleri dinlenirdi.
Aşıkların Atıştıkları Hikaye Anlatılan Kahvehaneler: Aşık Kerem, Battal Gazi gibi halk hikayeleri okunur, saz yarışması, şiir müsabakası yapılırdı.
Çalgılı Kahvehaneler: Genellikle gençlerin uğradığı kahvehanelerdi. Haftanın belli günlerinde toplanan Dadaşlar, davul-zurna eşliğinde bar oynarlardı.”
• DOĞU EKSPRES (Erzurum) Sayı: 14792