Silahsızlanma ve barış

    Silahsızlanma çalışmaları bölgesel ve küresel barışı koruma çabalarının vazgeçilmez bir unsuru olarak önemini devam ettirmektedir.

    Türkiye, silahsızlanma alanında tüm uluslararası antlaşmalar ve sözleşmelere taraf olup, bunların müzakere edildiği süreçlere de aktif olarak katılmaktadır. Bu çerçevede, ülkemiz 20 Ocak’ta 25. oturumu başlayan Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Konferansı’na da üyedir. Konferans’ın 2003 yılı gündeminde yer alan nükleer silahlanma yarışının durdurulması, nükleer savaşın engellenmesi, uzayda silahlanma yarışının önlenmesi ve radyolojik silahlar gibi konular, silahlanma alanında endişe veren gelişmelerin kontrol altına alınabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Ancak, Konferansın 1996 yılından itibaren müzakere konuları üzerinde mutabakat sağlayamaması, silahların kontrolü ve silahsızlanma sürecinin bir durgunluk dönemine girdiğini de göstermektedir.

    Türkiye, silahsızlanma alanındaki düzenlemelerin bölgemizi de kapsayacak şekilde evrenselleştirilmesine önem vermektedir. Bu çerçevede, silahların kontrolü alanında en geniş katılımlı anlaşma niteliğine sahip olan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın aşınmasına yol açacak bir anlayışa göz yumulmaması, küresel düzen için olduğu kadar, ülkemizin güvenliği bakımından da değer taşımaktadır. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması bu alanda hukuki bir temel oluşturmakta, nükleer silahlara sahip olan ülke sayısını dondurmakta ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı için bir çerçeve sunmaktadır.

    Son dönemde uluslararası gündemi meşgul eden bazı gelişmeler silahsızlanma anlaşmalarına uyulmasının dünya barışı açısından taşıdığı önemi gözler önüne sermektedir. Bu mealde, Kuzey Kore’nin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekileceğini açıklaması endişe yaratmaktadır. Bilindiği üzere, Kuzey Kore 3 Ekim 2002’de nükleer programına devam ettiğini açıklamış, bunun üzerine Kore Yarımadası Enerji Geliştirme Organizasyonu Kuzey Kore’ye akaryakıt sevkiyatını askıya almıştır. Bu gelişmenin ardından, Kuzey Kore de faaliyetleri durdurulan nükleer tesislerinin yeniden kullanılacağını açıklamış ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından sözkonusu tesislere yerleştirilmiş gözlem teçhizatını sökmeye ve ülkede görevli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçilerini ülkeden çıkarmaya kadar varan tepkiler göstermiştir. Sorunun aşılması için ABD, Rusya ve Çin’in öncülüğünde yoğun diplomatik çabalar sürmektedir.

    Diğer taraftan, komşumuz Irak’ta da, yine kitle imha silahları ve bunları fırlatma vasıtalarıyla bağlantılı sorunlar devam etmektedir. Irak ve Kuzey Kore’de yaşanan gelişmeler, silahların kontrolü ile silahsızlanmanın önemini ve bölgesel ve küresel barışın korunmasında öncelikli konumunu teyit etmektedir.

    Nükleer, kimyasal, biyolojik gibi alanlardaki silahların kontrolü ile silahsızlanma anlaşmalarının evrenselleştirilmesi ve amaçlarına ulaştırılmasında başarı sağlanması, küresel barışa doğrudan katkı yapmakla kalmayacak, dünya çapında askeri harcamaların azalması ve bu alandaki kaynakların kalkınma projelerine yönlendirilmesi yoluyla dünyanın daha yaşanabilir hale gelmesine de yardımcı olacaktır.