Irak’ta 20 Mart’ta ABD öncülüğünde başlatılan askeri harekat sürerken Türkiye, 2 Nisan’da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’i ağırlamıştır. Ziyaretin, ABD’deki bazı çevrelerin son günlerde Türkiye’yi ABD’yle Irak harekatı çerçevesinde kendisinden beklenen işbirliğini göstermemiş olmakla eleştirdikleri, hayal kırıklıklarını dile getirdikleri, bu çerçevede ayrıca askeri harekatlarının daha zor ve riskli hale geldiğini söyledikleri, keza ülkemizde de ABD’nin Türkiye’nin hassasiyetlerini gözardı eden tutumun yoğun şekilde eleştirildiği bir ortamda gerçekleşmesi son derece önemlidir. ABD’yle ikili ilişkiler, Irak konusundaki gelişmeler ve Kıbrıs’ın ele alındığı ziyaret, iki ülkenin güçlü stratejik ortaklık ilişkilerinin öneminin bir kez daha teyit edilmesine ile yanlış anlama ve algılamaların ortadan kaldırılmasına fırsat tanımıştır. Bilindiği üzere, ABD, Irak’a askeri harekat planlarını yaparken Türkiye topraklarından yararlanarak bir kuzey cephesi açmayı istemiştir. Türkiye, ABD’nin Irak’ın kitle imha silahlarından arındırılmasını teminen, bu ülkede bir askeri harekata girişme seçeneğini de içeren planlamaları çerçevesinde, başından itibaren müttefikiyle yakın temas ve danışma içinde olmuştur. Türkiye, barışçı çözüm arayışlarını ısrarla sürdürürken, krizin çözümü için askeri seçenekten başka yol kalmaması halinde, ABD’yle yapabileceği işbirliği imkanlarını da görüşmüştür. Ancak, Körfez Savaşı nedeniyle çok ciddi bir sığınmacı sorunu yaşayan, 30.000’den fazla vatandaşını bu savaşın yarattığı ortamda güçlenen PKK terörü yüzünden kaybeden ve büyük maddi ve ticari zararlara uğrayan Türkiye’de, kamuoyunda benzer sorunların yeniden yaşanması kaygısıyla komşusu Irak’a karşı gerçekleştirilecek bir askeri harekatı onaylamayan çok yaygın bir görüş yerleşmiştir. Irak’a askeri harekata cevaz veren bir BM kararı alınamadığı, dünya ve Türk kamuoyunun çok büyük bir bölümünün Irak’ta bir savaşı tasvip etmediği ve Anayasamız açısından uluslararası meşruiyete duyulan gerekliliğin tartışıldığı bir ortamda, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak’a müdahale için topraklarımızdan yararlanmasını öngören tezkere, 1 Mart tarihinde TBMM’de görüşülmüş ve çok az bir oy farkıyla kabul edilmemiştir. Bazı ABD çevrelerinde hayal kırıklığı yarattığı bilenen bu kararı ABD yönetimi sağduyu ve anlayışla karşılamış ve demokratik bir süreçte alınan bu karara saygı gösterdiğini belirtmiştir. Buna karşın, kendi iradesi dışında savaşın çıkması üzerine TBMM, 20 Mart tarihinde, yine müttefikliğinin bir gereği olarak, hava sahasını koalisyon uçaklarının kullanımına açmıştır. Colin Powell da, bu ziyaretinde Türkiye’nin koalisyonun en önemli üyelerinden biri olduğunu, Türk hava sahasının kullanımının koalisyon için değerli bir destek sağladığını, Irak’ın yeniden yapılanmasında Türkiye’nin çok önemli bir rol oynayacağını ve bununla da kalmayarak savaş sonrası yeniden yapılandırılacak Irak için bir model teşkil edeceğini belirtmiştir. Powell’in ziyareti sırasında Irak’taki Amerikan birliklerine sivil üstleniciler tarafından Türkiye’den tedarik edilecek gıda, su, yakıt ve tıbbi malzeme gönderilmesi konularında mutabakata varılmıştır. Ayrıca, ziyaret vesilesiyle Türkiye, ABD’li muhataplarına her vesileyle dile getirdiği endişelerini yinelemiştir. Bu çerçevede, Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasal birliğine zarar verecek gelişmelerin yaşanmasını istemediğimiz, göç, terör ve güvenliğimize tehdit teşkil edecek gelişmeler olmadığı sürece Türk askerinin Kuzey Irak’a girmesini gerektirecek bir durum olmayacağı aksi halde ise koalisyonla eşgüdüm içinde müdahale hakkımızı saklı tuttuğumuz bir kere daha Colin Powell nezdinde dile getirilmiştir. Görüşmelerde Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğünün korunması hususundaki tutumumuzun ABD tarafından da paylaşıldığı teyit edilmiştir. Aralarında bölgesel sorunlara yaklaşımda bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Türkiye ve ABD’nin, aynı demokratik değer ve idealleri benimsemiş iki yakın müttefik olarak, bu farklılıkları ortak çıkarlar temelinde bağdaştıracak, her iki tarafın da hassasiyet ve önceliklerini gözönünde tutacak formüller bulma iradesine sahip oldukları Powell’in ziyaretiyle bir kez daha görülmüştür.