Güney Doğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) İşbirliği Sürecine katılımcı ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanları 8-9 Nisan’da Belgrad’da biraraya gelmişlerdir. Zirve’ye ülkemizden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de yer aldığı bir heyet katılmıştır. Zirve marjında Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız ikili görüşmeler yapma fırsatı da bulmuşlardır. GDAÜ İşbirliği Süreci ülkemizin de etkin biçimde yer aldığı ve Balkanlar’a yönelik girişimleri arasında bölge ülkelerinin ortaya çıkardığı tek siyasi oluşumdur. Sürecin temel hedefi sorunlara bölge bünyesinde siyasi diyalogla ve ortak iradeyle çözümler getirilmesi ve bu yolla Balkanlar’da barış ve istikrarın korunup pekiştirilmesidir. Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Karadağ, Yunanistan ve Bosna Hersek’in asıl katılımcı Hırvatistan’ın ise gözlemci olduğu sürecin kuruluşunda Türkiye öncü bir rol oynamış olup, bugün gelişiminde de çok önemli katkılar yapmaktadır. Zirve’de Devlet ve Hükümet Başkanları GDAÜ İşbirliği Süreci’ni güçlendirme yönündeki iradelerini teyit etmişler ve bu amaçla sürecin çalışma yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik bazı kararlar almışlardır. Zirve’de ayrıca, Güney Doğu Avrupa’ya yönelik çeşitli çok taraflı girişimlerin verimliliklerinin artırılabilmesi için eşgüdüm sağlayacak önlemler alınması ve ortak faaliyet ve projeler yürütülmesinin yararlı olacağı dile getirilmiştir. Zirve’de ayrıca, Sırbistan ve Karadağ Başbakanı Gingiç’in suikast sonucu öldürülmesi tüm liderler tarafından kınanmış ve bu hususa Sonuç Bildirisi’nde de yer verilmiştir. Bölgede gelişmekte olan demokrasi ve istikrarı hedef alan bu üzücü olay, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini de gözler önüne sermiştir. Zirve Sonuç Bildirisi’nde Irak konusuna da yer verilmiş ve Irak’ın egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün korunması ve topraklarının kitle imha silahlarından arındırılması arzusu dile getirilmiş, uluslararası barışı korumada BM Güvenlik Konseyi’nin öncelikli sorumluluğu teyit edilmiştir. Bu bağlamda, Irak krizinde insani yardım ve yeniden yapılandırma faaliyetlerinde BM’nin merkezi bir rol oynaması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, tüm etnik gruplarıyla Irak halkının haklarının ancak çoğulcu bir demokrasiyle garanti altına alınabileceği ve Irak’ın doğal zenginliklerinin bütün Irak halkına ait olması gerektiği belirtilmiştir. Kapsamlı bir reform çabası içinde olan Balkan ülkeleri, NATO ve AB’ye üye olmayı hedeflemektedirler. 1990’lı yıllarda çeşitli etnik kökenli çatışmalar nedeniyle çalkantılar yaşayan bu bölgenin istikrar ve refahının tüm Avrupa’nın güvenlik ve istikrarını etkilediği ortadadır. Bu çerçevede, Avrupa-Atlantik kurumlarının kalıcı barışı, istikrarı ve refahı sağlamak amacıyla Balkanlar bölgesini kucaklaması yararlı olacaktır. NATO’nun Prag Zirvesi’nde Romanya ve Bulgaristan’ı üyeliğe davet etmesi ve AB Kopenhag Zirvesi’nde yine bu iki ülkeye 2007 yılında üyeliklerini hedefleyen bir yol haritası verilmesi bu çerçevede olumlu adımlar olmuştur. Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci de aynı çerçevede görülmektedir. Bölge içi işbirliği, Avrupa-Atlantik bütünleşmesine dahil olma çabalarını destekler mahiyettedir. Başbakanımızın da ifade ettiği üzere, Balkanlar’da işbirliği çok ileri düzeylere varmıştır. Bu bakımdan GDAÜ İşbirliği Süreci’nin önemi daha da artmaktadır. Balkanlar, tarihi ve kültürel bağlarımızın değeri ve coğrafi açıdan Avrupa’ya açılan kapımız niteliğinde olması nedeniyle Türkiye için özel önem taşımaktadır. Türkiye, Bosna-Hersek ve Kosova krizleri sırasında uluslararası toplumla işbirliği halindeki yoğun çabalarına, halen sivillerin can güvenliğinin ve esenliğinin sağlanması amacıyla yürtülen faaliyetlere asker, polis ve gözlemci katkısıyla devam etmektedir. Türkiye, Balkanlar’da barış ve istikrarın sağlanması amacıyla, GDAÜ İşbirliği Süreci yanında, bölgeye yönelik diğer çok taraflı girişimlerin hayata geçirilmesinde de etkin bir rol oynamıştır. Bu da, ülkemizin Balkan ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesine ve Balkanlar’da kalıcı bir barış içinde birlikte yaşama anlayışının yerleşmesine verdiği önemin göstergesidir. Türkiye, Balkan ülkeleriyle ikili ve çok taraflı düzeydeki ilişkilerinin geliştirilmesi yönündeki girişimlerini ve bu bölgenin tam olarak istikrara kavuşması doğrultusunda yaptığı yardımları önümüzdeki dönemde de sürdürecektir.