Dışişleri Bakanı Gül’ün 28 Mayıs günü Tahran’da düzenlenen 30. İKÖ Dışişleri Bakanları toplantısında vurguladığı gibi, Orta Doğu, şans verilmesi halinde kapsamlı bir barışı sağlayabilecek yeni bir sürecin eşiğine gelmiştir. Irak’taki savaşın ardından ülkenin yeniden imarı ve istikrara kavuşturulması için genel çerçeveyi çizen BM Güvenlik Konseyi’nin 1483 sayılı kararı ve İsrail-Filistin sorununa bir çözüm bulunması için Dörtlü (ABD, AB, BM ve Rusya) tarafından hazırlanan yol haritasının taraflarca kabul edilmesi, bu çerçevede memnuniyet verici gelişmelerdir. BM Güvenlik Konseyi’nin 22 Mayıs’ta Irak konusunda aldığı kapsamlı karar, Irak’a 13 yıldan beri uygulanan ekonomik, ticari ve mali yaptırımların altı aylık bir süreci takiben kaldırılmasını öngörmesi bakımından tarihi bir adımdır. Kararda ayrıca, Irak’ın geçiş sürecinde ve yeniden imarında BM’in hayati bir rol oynayacağı vurgulanmakta, bu amaçla yapılacak somut düzenlemelere yer verilmektedir. Kararla, Irak’ı halen kontrol eden Koalisyon Güçleri’nin yetki ve sorumlulukları kayda geçirilmekte ve uluslararası toplumun Irak’a sağlayacağı desteğin meşru çerçevesi belirlenmektedir. Ülkemizin de hassasiyetle üzerinde durduğu, Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü teyit edilmekte, doğal kaynaklarının Irak ulusuna aidiyetini güvence altına alan düzenlemelere yer verilmektedir.
Orta Doğu Barış Süreci konusunda Dörtlü tarafından hazırlanarak 30 Nisan’da taraflara sunulan yol haritasının Filistin’den sonra, İsrail tarafından da bazı çekincelerle de olsa kabul edilmesi, yaklaşık 3 yıldır devam eden şiddet-karşı şiddet sarmalının sona erdirilmesi ve kapsamlı bir barışa ulaşılması için umutları canlandırmıştır. Yol haritası, üç aşamadan oluşacak bir süreci ve 3 önemli BM Güvenlik Konseyi kararını temel alan bir çözüme ulaşılmasını öngörmektedir. Taraflar arasında terör ve şiddete son verilmesiyle başlayarak, 2005 yılına kadar Filistin devletinin kurulması ve imzalanacak bir nihai anlaşmayla ihtilafın sona erdirilmesi amaçlanmaktadır. İsrail Başbakanı Ariel Şaron ve Filistin Ulusal Yönetimi Başbakanı Mahmut Abbas 17 Mayıs ve 29 Mayıs’ta iki görüşme yapmışlar ve çözüm planı üzerinde görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Bu şekilde iki taraf arasında üst düzey temasların yeniden başlaması müzakere sürecinin canlandırılması ümitlerini daha da arttırmıştır.
Uluslararası toplumun bölgeye artan ilgisi ve taraflar üzerinde eşit olarak yapacakları yapıcı baskılar, süreçte olumlu sonuçlar alınmasına katkıda bulunacaktır. Başkan Bush tarafından ABD’nin Orta Doğu’ya ilişkin uzun dönemli bir politika oluşturduğunun ifade edilmesi, AB’nin de sürece odaklanacağına dair beklentiler ve 28-30 Mayıs’ta Tahran’da yapılan İKÖ Dışişleri Bakanları toplantısında bölge ülkelerinin de gelişmelere verdikleri destek bu bağlamda önemlidir. Bu çerçevede, hem İsrail hem Filistin’in güvenini kazanmış bir ülke olarak Türkiye de taraflara, barışa ulaşma çabalarında elinden gelen her türlü desteği vermeye hazırdır. Dışişleri Bakanımızca da ortaya konduğu gibi, siyasi çözüm çabaları ile birlikte ekonomik, ticari ve insani boyutlarda alınacak mesafe çözüme ulaşmada kolaylaştırıcı etken olacaktır.
Türkiye, Orta Doğu’da barış ve istikrarın hakim olması için çaba göstermeye devam etmekte olup, Irak’ta ve İsrail-Filistin ihtilafında olumlu gelişmelere aktif olarak katkıda bulunmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin Orta Doğu Barış Süreci çerçevesinde düzenlenebilecek bir uluslararası konferansa bu çerçevede evsahipliği yapma teklifi de halen geçerlidir.