İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav 8-9 Temmuz tarihlerinde ülkemize resmi bir ziyarette bulunmuştur. İki ülke arasında, özellikle 1993 yılından bu yana ivme kazanan karşılıklı üst düzeyli ziyaretlerin son örneğini oluşturan sözkonusu ziyaret, iki ülkenin aralarındaki sürekli gelişen ilişkilere verdikleri önemi göstermiştir.
Türkiye, İsrail Devletini tanıyan, onunla diplomatik ilişki kuran ilk ülkelerden biridir. İki ülke arasındaki bağların güçlü oluşunun altında, yalnızca son elli beş yılın ilişkileri değil, yüzyıllar önce Osmanlı topraklarına yönelen büyük Musevi göçünün getirdiği toplumsal kaynaşma, Musevilerin Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomi ve ticaret yaşamına olduğu kadar, sanat, bilim ve düşünce yaşamına yaptıkları katkılar yatmaktadır. Öte yandan, İsrail’e göç eden Türkiye kökenli İsrail yurttaşları da iki ülke arasında güçlü bir dostluk köprüsü oluşturmaktadır.
Orta Doğu bölgesindeki gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, bölgede barış ve istikrarın sağlanması, Türkiye’nin dış politika önceliklerinin başında gelmektedir. Ancak, Orta Doğu, ne yazık ki, yıllardır süren sorunlar ve çatışmalar nedeniyle barış ve istikrara bir türlü kavuşamamıştır.
Üsrailliler ile Filistinliler arasında süren ve özellikle son üç yıldır büyük can ve mal kaybına yol açan terör ve şiddet eylemleri, her iki tarafın da büyük acılar yaşamasına neden olmuştur. Bununla birlikte, uyuşmazlığın çözümü yönünde son dönemde taraflarca atılan adımlar barış umutlarını artırmıştır. İsrail-Filistin uyuşmazlığının, tarafların barış ve güvenlik içinde yanyana yaşayabilecekleri iki devletli bir çözüme kavuşturulmasını öngören ve tarafımızca da desteklenen Yol Haritasının kabul edilmesi olumlu bir gelişme olmuş, iki taraf arasında üst düzey temasların başlamasına olanak sağlamıştır. Bu süreç içinde Haziran sonunda, Hamas, İslami Cihad ve El Fetih’in İsrail’le Gazze ve Batı Şeria’yı kapsayan 3 ay süreli ateşkes ilan etmeleri de kaydadeğer bir gelişmedir.
Her iki tarafın da güvenine sahip bir ülke olan Türkiye, barış yolunda her türlü girişime destek vermektedir. Cumhurbaşkanımızın da, ziyaret sırasında belirttiği üzere, Türkiye, bu amaçla düzenlenecek bir konferansa evsahipliği yapmaya da hazırdır.
Katsav’ın ziyareti sırasında, siyasal alanda çok iyi bir düzeye ulaşmış olan ilişkilerin, ekonomi ve ticaret alanında daha derin bir işbirliğine dönüştürülmesi yönündeki kararlılık teyit edilmiştir. Esasen, Türk ve İsrail ekonomilerinin pek çok yönden birbirini tamamlayıcı nitelikte bulunması, ekonomi alanındaki işbirliği için geniş olanaklar sunmaktadır.
Herhangi bir üçüncü ülkeye karşı olmayan, çok boyutlu Türk-İsrail ilişkileri hem iki ülke çıkarlarına hizmet edecek, hem de bölge istikrarına katkıda bulunacak şekilde gelişmesini sürdürecektir.