Basın Bayramı Cumhuriyetin 80. yılında ayrı bir anlam kazandı

    Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Abdurrahman Bilgiç, Erzurum Kongresi’nin 84. yıldönümünün Cumhuriyetin’nde 80. yılının kutlanacağı bu anlamlı yılda ulusal dayanışma ruhu ve heyecanının, basın alanını da kapsamasını hedeflediklerini söyledi.

    Ulu Önder Atatürk’ün basının ulusun ortak sesi olduğu sözünü hatırlatan Bilgiç, basına yaklaşımın bu doğrultuda olması gerektiğini kaydetti.

    Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, Basın Bayramı nedeniyle verdiği kokteylde konuşan Bilgiç, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, Türkiye’nin matbuattan iletişim çağına giden sürecinin yapı taşlarından biri olduğunu anlattı. Abdurrahman Bilgiç, Cumhuriyetin düşünce temellerinin oluşturulmasında ve değerlerinin yerleşmesinde, Türkiye’nin modernleşmesinde, tanıtımında gazeteciler ve basınla birlikte önemli yere sahip olduklarını vurguladı.

    Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün basının gelişmesine, alanla ilgili hukuksal altyapının oluşmasına, gazeteciliğin meslek olarak tanımlanmasına ve etik değerlerin oluşumuna katkıda bulunmaya devam ettiğini ve yeni Basın Kanunu Taslağı’nın örnek bir demokratik süreçten geçerek hazırlandığını belirten Bilgiç, tartışmaların, görüş ve önerilerin göz önünde bulundurulduğunu kaydetti. Abdurrahman Bilgiç, geçtiğimiz Şubat ayında yapılan İletişim Şurası’nın da taslağa katılımcı, demokratik ve zengin altyapı oluşturduğunu ifade etti. Bilgiç, akademisyenler, basın meslek örgütleri, yerel ve yaygın medya temsilcilerinin katıldığı Kurultayda, üzerinde uzlaşılan konuların taslağa yansıtıldığını söyledi.

    Taslak hazırlanırken AB normlarının, Avrupa Konseyi medya uzmanlarının görüşlerinin de gözetildiğini anlatan Bilgiç, bu nedenle taslağın, basında büyük ölçüde destek gördüğünü, olumlu karşılandığını belirtti.

    Taslakta, yerel basının korunduğunu, basın özgürlüğünün içeriğine açıklık getirildiğini, dağıtımın engellenmesi, toplatma, makinelerin müsaderesi, kapatma gibi yaptırımlara yer verilmediğini ve para cezalarının caydırıcılık ölçüsünü aşmayacak şekilde makul seviyeye çekildiğini anlatan Bilgiç, taslağın Devlet Bakanı Beşir Atalay tarafından basın toplantısıyla tanıtılmasının da önemsenmesi gereken demokratik bir yöntem olduğunu kaydetti.

    Taslak karşısında bazı istisnai eleştiriler yapıldığını ve bunların doğal olduğunu dile getiren Abdurrahman Bilgiç, eleştirilerin bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti.

    Bilgiç, taslağın birinci maddesindeki basın özgürlüğünün sınırlandırılması konusunun “Devlet sırrına takılma” şeklinde algılandığını belirterek, sınırlamaların, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi paralelinde düzenlendiğini kaydetti. Düzenlemenin AB ülkelerinin basın mevzuatında da yer aldığını ifade eden Bilgiç, “Bu sınırı koymasak, Avrupa Konseyi’nin medya uzmanları bizi eleştirecekti. Bu demokratik bir Avrupa normudur” dedi.

    Tekelleşme konusuna taslakta değinilmemesine ilişkin eleştiriler konusunda da Bilgiç, “Kural koyduğunuzda, hukuk kuralı olması için müeyyideyle, yaptırım gücüyle desteklenmesi gerekir.

    Kim, hangi organ bunu denetleyecek? Basın için böyle bir denetleme organı gelsin mi? Sansürün kaldırılması dolayısıyla bir araya geldiğimiz günde böyle bir vebali üstlenmeyeceğim” dedi.

    Bilgiç, tekelleşmeyle ilgili olarak, AB ülkelerinin konunun rekabet yasalarında ele alınması eğiliminde olduklarını ifade etti.

    Basının her alanını ve boyutunu kapsayacak şekilde bir yasa hazırlanmak istenmesi halinde Genel Müdürlük olarak yetkilerini aşmış olacaklarını söyleyen Abdurrahman Bilgiç, aynı zamanda yasanın bin maddelik “hilkat garibesi” olacağını da savundu.

    Daha sonra, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye CD’si ve Genel Müdürlüğün web sayfası tanıtıldı.