Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik, Türkiye’nin çağdaşlaşma ve kalkınma yolundaki son büyük atılımı ve Cumhuriyetin kuruluşundan sonra belki de en büyük projesidir. Ülkemiz bu alanda 2003 yılında da büyük hamleler yapmıştır. AB tarafından onaylanan Gözden Geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi’ne yanıt olarak AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Programımız, 24 Temmuz’da kabul edilmiştir. Öte yandan, Türkiye Büyük Millet Meclisi 30 Temmuz’da 7. Avrupa Birliği Uyum Paketi’ni yasalaştırmış ve Paket 6 Ağustos günü Cumhurbaşkanımızca onaylanmıştır. Böylece, AB’ye üye ve aday tüm ülkelerin tabi olduğu Kopenhag kriterlerinin siyasi ayağı yasal çerçeveye kavuşmuş ve Türkiye’nin üyelik perspektifi güçlendirilmiştir. Türkiye, adaylık statüsünün kabul edildiği Helsinki Zirvesi’nden itibaren katılım müzakerelerine başlanabilmesi için Kopenhag kriterlerine uyum konusunda köklü reformlar gerçekleştirmiş ve bu reformların uygulanması yönünde de tam bir kararlılık göstermiştir. Bilindiği gibi, 2002 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’nin kararlılığı ve yaptığı reformlar övülmüştür. Ayrıca 2004 yılı Aralık ayında Hollanda Dönem Başkanlığı’nca düzenlenecek AB Zirvesinde, Avrupa Komisyonu’nun hazırlayacağı 2004 Yılı İlerleme Raporu ve tavsiyesi doğrultusunda, Kopenhag siyasi kriterlerinin karşılandığının belirlenmesi halinde, ülkemizle gecikmeksizin katılım müzakerelerine başlanması kararlaştırılmıştır. Kopenhag Zirvesi’nde alınan bu karar doğrultusunda Türkiye’deki reform çalışmaları, bu yıl içinde daha da hız kazanmıştır. Ulusal Program, Türkiye’yi AB’ye tam üye yapacak bir yol haritasıdır. Ulusal Program’da kısa vadeli olarak 2003 ve 2004 yılları, orta vadeli olarak da, 2005 yılı içerisinde yapacaklarımız ortaya konulmuştur. Siyasi kriterler bölümünde yer verilen başlıca taahhütler, düşünce ve ifade özgürlüğünün genişletilmesi, sivil toplumun güçlenmesinin ve demokratik hayata katılımının desteklenmesi, işkence ve kötü muameleye hiç bir şekilde hoşgörü gösterilmemesi, kamu görevlilerinin insan hakları konusunda eğitilmeleri, yargı reformu, tüm bireylerin, ayırım yapılmaksızın, tüm temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlandırılmaları, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) işlevlerinin yeniden tanımlanan danışma organı niteliğiyle uyumlaştırılmasıdır. Ekonomik kriterlerde gerçekleştirilecek hususlar ise, kısa vadede enflasyonla mücadele ve yapısal reform programının uygulanması ve bu programı tamamlayacak tarım, mali sektör, sosyal güvenlik alanlarında reformlara devam edilmesi, orta vadede ise bu reformların tamamlanmasıdır. Kopenhag Zirvesi’nden sonra hız kazanan reform çalışmaları çerçevesinde TBMM tarafından dört uyum paketi kabul edilmiştir. En son kabul edilen 7. Uyum Paketi’nin son geniş kapsamlı yasal düzenleme olması beklenmektedir. Otuzüç kanunda değişikliği içeren bu Paket’le birlikte, Kopenhag siyasi kriterlerinin uygulanmasına ilişkin yasal çerçeve tamamlanmıştır. Getirilen düzenlemeler arasında MGK’nın görev tanımında yapılan değişiklikler, askeri harcamaların Sayıştay denetimine dahil olması, barış zamanında sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmaması, işkence davalarına yargılamada öncelik verilmesi ve düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamının genişletilmesi gibi çok önemli değişiklikler yeralmaktadır. Gerçekleştirdiği reformlarla Kopenhag kriterlerine büyük ölçüde uyum sağlayan ve AB’ye üyelik konusunda siyasi iradeye sahip olduğunu kanıtlayan Türkiye, haklı olarak, 2003 sonundaki AB Zirvesi’nde katılım müzakerelerine en kısa sürede başlanması konusunda teşvik edici bir yaklaşım beklemektedir. 7. Uyum Paketi’yle ilgili olarak AB ülkeleri ve kurumlarından olumlu tepkiler alınmıştır. Dönem Başkanı İtalya, AB adına yaptığı açıklamada, son paketten memnuniyet duyulduğunu açıklamıştır. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen de memnuniyetini belirtmiş ve bunun Türk Hükümeti’nin AB üyeliği konusundaki güçlü kararlılığının göstergesi olduğunu dile getirmiştir. AB ülkeleri basın ve yayın organları da gerçekleştirilen reformların büyük bir dönüşümün simgesi olduğunu teslim etmişlerdir. Kaydedilen gelişmelerden duyulan memnuniyetin AB Komisyonu tarafından Ekim ayında açıklanacak olan İlerleme Raporu’na da yansıması bu reformların uygulanmasında çok önemli bir teşvik olacaktır. Dışişleri Bakanımız 7. Uyum Paketi’nin kabulüne ilişkin olarak, 2003 yılının mevzuat uyumunun tamamlanması yılı olduğunu, artık sıranın bu reformların uygulanmasına geldiğini ve Türkiye’nin bu reformları uygulamak konusunda da çok kararlı oludğunu belirtmiştir. Ulusal Program’da yer alan siyasi ve ekonomik alanlardaki kısa ve orta vadeli hedefler de bu amaca yönelik olarak belirlenmiştir. Avrupa Birliği üyeliği konusundaki kararlılığının sözkonusu reformların kabulüyle açık bir şekilde sergilemiş olan Türkiye’nin gerekli bu düzenlemeleri de aynı kararlılıkla ve yakalanan bu ivmeyle en süratli şekilde uygulamaya koyacağından hiç kimse kuşku duymamalıdır.