11 Eylül’ün İkinci Yıldönümü

    ABD’ye yapılan terörist saldırıların ikinci yıldönümünde, terör birkez daha kınanmış, saldırılarda hayatlarını kaybedenler anılmış ve bu vesileyle terörle mücadele konusundaki kararlılık bir kez daha dile getirilmiştir. 11 Eylül saldırıları, saldırının şekli ve şiddeti açısından bundan önceki tüm terör eylemlerini gölgede bırakmıştır. Sonuçları itibarıyla bu terör eylemi, uluslararası güvenlik sisteminde derin değişikliklere yol açmış ve geleneksel güç dengesi anlayışından kaynaklanan tehdit algılamalarını geçersiz kılmıştır. 11 Eylül’de yaşanan terör eylemi, yeni döneme damgasını vurmaya başlayan tehdit unsurlarının belli coğrafyalara özgü olmadığını, sınır tanımadığını, dolayısıyla kimsenin bundan muaf kalamayacağını çarpıcı bir biçimde ortaya koymuştur. 11 Eylül saldırılarıyla birlikte uluslararası gündemin üst sıralarına yerleşen terörizm, terörle mücadele konusunda oluşan uluslararası koalisyona rağmen can almaya devam etmektedir. Tüm çabalara rağmen 11 Eylül’ün ikinci yıldönümünde devletlerin ve halkların kendilerini hala güvende hissetmiyor olması, teröre karşı mücadelenin henüz kazanılmadığını ve terörle mücadeleye hız verilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu mücadele sırasında dikkate alınması gereken bazı hususlar vardır. Herşeyden önce terörün herhangi bir dinsel veya etnik grupla veya coğrafi bölgeyle özdeşleştirilmesi yanlış olacaktır. Terörizmle mücadelede, terörü besleyen insan ve para kaynaklarının önüne geçilmesi öncelik taşımaktadır. Bugün için terörist örgüt olgusu, çoğunlukla uluslararası bağlantıları da içermekte, terörle mücadele mutlak surette uluslararası dayanışma gerektirmektedir. Özellikle istihbarat alanında uluslararası işbirliğinin arttırılması şarttır. Terörizmin kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılması için, terörü besleyen çeşitli etmenleri iyi değerlendirmek ve bunları ortadan kaldıracak siyasal, ekonomik, sosyal çözüm yollarını da aramak gerekmektedir. Uzun yıllar boyunca terör eylemleri nedeniyle onbinlerce vatandaşını yitiren ve çok büyük maddi zarara uğrayan Türkiye de, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini hep vurgulamış ve bu konuda uluslararası topluma çağrıda bulunmuştur. Ülkemiz, 11 Eylül saldırılarının ardından terörizmle mücadele için oluşan koalisyon çerçevesinde de uluslararası işbirliğine katkıda bulunmuştur. Ayrıca Türkiye, BM nezdinde aktedilmiş olan terörizmle mücadele konusundaki 12 sözleşmenin tamamına taraf olmuştur. 40’dan fazla ülkeyle ikili planda imzalanmış olan terörizm ve örgütlü suçlarla mücadele anlaşmaları çerçevesinde işbirliğimiz devam etmektedir. Öte yandan Türkiye, terörün küresel bir tanımı üzerinde anlaşma sağlanamamış olmasını büyük bir eksiklik olarak görmektedir. 16 Eylül tarihinde başlayan BM 58. Genel Kurul çalışmalarında “Terörizmle Mücadele Sözleşmesi”nin sonuçlandırılabilmesi ve böylece terörle mücadele alanında evrensel ve kapsamlı bir hukuki belgenin ortaya çıkması için Türk diplomasisi de gayret göstermektedir. En temel insan hakkı olan yaşam hakkını ihlal eden terörizmle etkin biçimde mücadele edilmesi ve kesin yenilgiye uğratılması gerekmektedir. Terörizmle mücadele kazanılmadan dünyada barış ve istikrar tam olarak sağlanamayacaktır. Bu yüzden Türkiye, bu mücadelede bir taraftan kendi çabalarını kesintisiz sürdürürken, diğer taraftan uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesine katkıda bulunacaktır.