Loizidou Davası

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Loizidou kararı, gereğinin Türkiye tarafından yerine getirilmesiyle birlikte, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin 2 Aralık 2003 tarihli oturumunda gündemden düşürülmüştür. Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşı Titina Loizidou’nun Girne’deki taşınmazları üzerindeki mülkiyet hakkını kullanamadığı gerekçesiyle Aralık 1996’da Hükümetimiz aleyhine ihlal kararı vermişti. Mahkeme, Temmuz 1998 tarihinde ise, Loizidou’nun Girne’deki taşınmazlarını 1974 tarihinden itibaren kullanamadığı gerekçesiyle, Türkiye’nin tazminat ödemesine hükmetmiştir. Türkiye, bu kararların yerine getirilmesinin Kıbrıs sorununun çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak bugüne kadar uygulamamıştır. Ülkemizin uygulamadığı tek AİHM kararı olan Loizidou kararı, Avrupa Konseyi’yle (AK) ilişkilerimizi aşan ve Avrupa Birliği’yle (AB) ilişkilerimizi de olumsuz yönde etkileyen bir gelişme göstermiştir. AB’yle ilişkilerimizde belirleyici bir etkiye sahip Loizidou kararının yerine getirilmesi konusu, AB İlerleme Raporu’nda da yer almıştır. Türkiye, sözkonusu kararı haksız ve yanlış olarak değerlendirse de, AİHM’nin saygınlığının korunmasında üstlendiğimiz ortak yükümlülüğün yerine getirilmesine atfettiği önemi göstermek ve Avrupa Konseyi ve AB’yle ilişkilerimizde ilerlemeyi engelleyen bir unsuru ortadan kaldırmak anlayışıyla, AİHM’nin kararını yerine getirmiştir. Bu bağlamda, Loizidou kararının gündemden düşürülmesini sağlamak, AİHM önünde bekleyen benzer nitelikli başvuruların aleyhimizde sonuçlandırılmasını önlemek ve KKTC organlarına yönlendirmek amacıyla, Avrupa Konseyi üyesi önemli ülkelerin de desteği alınarak Avrupa Konseyi Sekreteryası’yla işbirliği içinde başlatılan girişimimiz, 2 Aralık 2003 tarihinde yapılan Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi toplantısında öngörüldüğü şekilde sonuçlanmış bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde Loizidou kararının gündemden düşürülmesine ilişkin toplantıda kararın gereğinin yerine getirilmesine ilişkin anlayışımızı vurgulayan ve tarafımızdan yapılan beyanda Komite’nin kabul ettiği Karar da not edilerek kayda geçirilmiştir. Böylece, Loizidou kararının gereğinin yerine getirilmesinin gelecek için emsal oluşturmayacağı anlayışı da benimsenmiştir. Sözkonusu beyanımızda Loizidou tazminatını ödememize temel oluşturan anlayışa ilişkin bilgi verilmiş, bu ödemenin gelecekte emsal oluşturmayacağı vurgulanmış, KKTC’de oluşturulan iç hukuk yolu anlatılmış, Taşınmaz Mal Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komisyonu hakkında açıklamada bulunulmuş, Kıbrıs’ta mülkiyet sorunlarının siyasi çözümün parçası olduğu ve KKTC iç hukuk yolunun gelecekte ulaşılacak siyasi çözümü etkilemeyeceği ifade edilmiştir. Karar’a ilişkin önemli bir diğer husus ise, Mahkeme’nin Loizidou konusunda 1996 yılında vermiş olduğu esasa ilişkin kararın yerine getirilmesiyle ilgili görüşmenin 2005 yılı sonundan önce başlatılmayacak olmasıdır. Bu şekilde, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakereleri etkileyebilecek olası gelişmelerin önlenmesi amaçlanmıştır. Tüm bu açılardan değerlendirildiğinde, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde alınan karar, ülkemizin yaklaşımına uygun ve beklentilerini karşılar niteliktedir. Uzun yıllar süren bu konuda iki ülkenin çok ısrarlı bir şekilde bir uzlaşının çıkmasına mani olmak için sarfettiği gayretlere rağmen, Loizidou davasının Avrupa Konseyi’nin 34 ülkesinin Türkiye’nin yanında yer almasıyla bu şekilde gündemden düşürülmüş olması ülkemiz açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.