Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, Türkiye’de çağdaşlaşmanın ve demokrasinin yerleşip kökleşmesinde çok önemli paya sahip olan yerel medya mensuplarının üstlendikleri görevleri daha da etkin bir şekilde yerine getirmelerine katkıda bulunmak amacıyla başlattığı Yerel Medya Eğitim Seminerlerinin onuncusu Kayseri’de yapıldı. Kayseri Valiliği’nin işbirliği ile 20-21 Şubat 2004 tarihlerinde düzenlenen seminer, Grand Eras Oteli’ndeki açılışın ardından, Özel İdare Meclis Salonu’nda devam etti. Diyarbakır, Trabzon, Bursa, Denizli, Erzincan, Edirne, Düzce/Akçakoca, Mardin ve Tunceli’den sonra onuncusu gerçekleştirilen seminere Kayseri, Konya, Kırşehir, Kırıkkale, Yozgat, Karaman, Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Çankırı illerinin medya mensupları katıldılar. Her biri kendi alanında uzman konuşmacılar; Medya-Siyaset İlişkileri’nden, TV Haberciliği ve Haber Tekniği’ne, Haber Değerlendirmesi ve Koordinasyonu’ndan, Medya Etiği’ne değin çeşitli konularda bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaştılar. Seminerin ikinci gününe katılan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül: “Bir ülkeyi en iyi şekilde idare edebilmek ve başarılı olabilmek için, gerçekten medyanın ne dediğini dikkate almak gerekir” dedi. Medyanın, ülkenin gelişmesi ve demokratikleşmesinde çok önemli görevler üstlendiğini söyleyen Gül, bir toplumun demokratikliğinden bahsetmek için basının özgürlüğü ve şeffaflığının bir arada değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Gül, medyanın bir anlamda kamu görevi yaptığını, halkın duygularını, düşüncelerini iktidara en iyi şekilde ulaştıran aracın medya olduğunu söyleyerek, “Sadece haber olarak değil, aynı zamanda halk adına tenkitleri, kritikleri yaparken de aslında hükümetlere, ülkeyi yönetenlere en iyi yardımı yapıyorlar” dedi. Medyaya her zaman değer verdiklerini ve değer vermeye devam edeceklerini belirten Abdullah Gül, Basın Kanunu için çok kapsamlı çalışmalar yapıldığını vurgulayarak, “Bu kanun çıkarken göreceksiniz, gelişmiş, kalkınmış ülkelerde, AB’nin tam üyesi olan ülkelerde basın-yayın hürriyeti hangi seviyedeyse, Türkiye’de de o seviyede olacaktır” diyerek, özellikle yerel basının, imkanlar ve eğitim açısından desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Tüm kurumlarda olduğu gibi basın kuruluşlarının da kendini gözden geçirmesi ve özeleştiri yapması gerektiğini ifade eden Gül, bu bakımdan eğitim toplantılarının faydalı olduğunu söyledi. 10. Yerel Medya Eğitim Semineri’nin açılışında konuşan Devlet Bakanı Beşir Atalay: “Milli Mücadele’de çok büyük rol almış yerel medyanın sorunları, bizim sorunlarımızdır” diyerek, yerel medya mensuplarının çok dertli olduklarını belirtti. Atalay; “Yerel medya eski gücünü kaybetti. Milli Mücadele döneminde çok büyük rol alan yerel medyanın sorunları, bizim sorunlarımızdır. Bu sorunları çözmek için çalışıyoruz. İlk olarak İhale Kanunu’nda, ilanlarla ilgili sorun olmuştu. Bakanlığımızın çabalarıyla bu sorunu çözerek, yerel medyaya mali kolaylık sağladık. Yeni Basın Kanunu’nda, mevcut kanunda kısıtlama olarak görülen, basın mesleğini, basın özgürlüğünün özünü ihlal ettiğine inanılan bütün yasakları kaldırıyoruz” dedi. Yeni Basın Yasası Taslağı’nda, mümkün olduğunca yerel medyayı koruyucu ve destekleyici noktalara titizlik gösterdiklerini belirterek, mevcut Basın Kanunu’ndaki prosedür ile cevap ve düzeltme hakkıyla ilgili cezalarda yerel medyanın yükünü ağır gördüklerini ifade eden Devlet Bakanı Beşir Atalay: “Yeni düzenlemede asgari limitleri belirlerken yerel medyanın ceza oranlarını mümkün olduğunca düşürmeye çalışıyoruz” dedi. Bakan Atalay, Yerel Medyanın kendini gözden geçirmesi gerektiğine işaret ederek, bir yerel medya yayın organının bölgesi için değer ve insanların çevresiyle daha iyi iletişim kurması için önemli bir araç haline geldiğini belirterek, yerel medyanın aynı zamanda, beldesini ve yöresini dünyaya tanıtan pencere olduğunu söyledi. “Yerel medya, hem basın meslek ilkeleri açısından, hem de yörenin bütün sorunlarına bakışı açısından gerekli titizliği gösteriyor mu?” sorusunu soran Atalay, Türk toplumunun giderek açık toplum olma özelliğinin arttığını, bunu geliştirmekte ve korumakta medyanın çok büyük önemi bulunduğunu kaydetti. “Yerel medyanın çağdaş işlevleriyle, Hükümetimizin hedefleri tam anlamıyla örtüşmektedir” diyerek, parti ve Hükümet olarak şeffaflığı, demokratikleşmeyi, birey haklarını ön plana aldıklarını söyleyen Atalay konuşmasını şöyle sürdürdü: “Medya mensuplarımızın daha açık görebileceği gibi dünyada savaş, karışıklıklar sürerken ülkemizde hamdolsun huzur var. Adeta yeniden bir heyecan ve dirilme var. Bugün Türkiye büyüklüğüne yakışır biçimde bölgesel ve küresel sorunların çözümüne katkı sağlamaktadır. Uluslararası saygınlığı, onuru, yeri yükselen, artan bir ülke konumundadır. Avrupa Birliği yolunda da hızla ilerlemekteyiz. Bu yıl ülkemiz için adeta AB yılıdır. Ülkemiz ve toplumumuz için Bakanlar Kurulumuz karar almıştır. Her toplantısında hem yasaları hem de uygulamaları değerlendirmektedir. İnşallah bu yöndeki çabalar da sonuç verecektir. Hem ülkemizde refahın artması, hem özgürlüklerin genişlemesi, hem daha şeffaf katılımcı yönetim anlayışının yerleşmesi açısından bu mekanizmayı da önemli görüyoruz.” Hükümet olarak güçlerini toplumdan aldıklarını belirten Atalay: “Halkımızın sağduyusuna her zaman güveniyoruz. Demokrasiye katılımın artarak sesinin daha gür çıkmasında da basın özgürlüğünün, yerel medyanın gücünü önemli görüyoruz. Bunun devamı yönünde elimizden gelen çabayı gösteriyoruz” dedi. 24 Nisan’da yürürlüğe girecek Bilgi Edinme Kanunu’nun, bütün toplumla ilgili önemli bir kanun olduğunu belirten Atalay, özellikle yerel basının sürekli habere ve bilgiye ulaşmada zorluk yaşadığını bildiklerini ifade ederek, “Bu kanun bu yönde çok ciddi destek sağlayacaktır. Ayrıca, bu hakkın vatandaş tarafından daha iyi ve gerektiği gibi kullanılıp kullanılmadığının tespiti yönünde yerel basınımıza büyük görev düşmektedir. Bu kanunu çok önemsedik. En küçük ilçelerimize, köylerimize kadar her yöremizde bu hakkın vatandaş tarafından bilinmesini ve kullanılmasını da çok önemsiyoruz. Bunun takibinde de sizleri, yerel medyamızı yardıma davet ediyorum” dedi. RTÜK Kanunu üzerinde çalışmalarının son safhaya geldiğini ifade eden Devlet Bakanı Atalay şöyle konuştu: “Medya Hukuku baştan sona yenileniyor. RTÜK Kanunu zaten tartışmalı, şu anda boşluklar var. Mevcut kanunun bazı maddelerinin yürürlüğünü Anayasa Mahkemesi durdurdu. O konuda İletişim Şurası’nı takip eden süreç içinde çalışmalar yapıldı. Genelde üst kurullarla ilgili düzenleme olacak. Peşinden RTÜK Kanunu’nu da Meclis’e sevk edeceğiz.” Bakan Atalay, Türkiye’de dijital yayına nasıl geçileceği konusunda çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, “Bildiğiniz gibi Başbakanlık’ta Haberleşme Yüksek Kurulu vardı. Onun da başkanlığını yürütüyordum. AB üyesi ve aday ülkeleri iletişim bakanları toplantısında şunu gözlemledim. Bütün AB üyesi ülkeler, Doğu Avrupa’daki aday ülkeler dahi hızla dijital sisteme geçiyor. Biz de bu konuda bazı hazırlıklar ve çalışmalar yapmak durumundayız. Şu anda gündemimizde bu var. Daha iyi görüntü ve ses olarak belli bir süreç içinde bu sisteme geçmenin temellerini bu dönemde atarız diye düşünüyorum” dedi. Anadolu Ajansı’nın İl Bülteni Projesi’ni de seminere katılan basın mensuplarına tanıtan Bakan Atalay, şunları söyledi: “İl Bülteni iki fonksiyon görecek. Biri yerel medyaya kendi illeriyle, yöreleriyle ilgili, anında, daha derli toplu haber verecek. İkincisi de siyasetçilerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza kendi il ve yöreleriyle ilgili derli toplu haber verecek.” Bakan Atalay, konuşmasının ardından Anadolu Ajansı’nın İl Bülteni Projesi’ni başlattı. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Abdurrahman Bilgiç: “Yerel medya; köklü bir geçmişin, tarihsel bir misyonun sahibi olarak, gazete, dergi, radyo, televizyon, internet gibi çeşitli mecralarda yayın yapan büyük bir sektör olmasına karşın, birçok sorunla karşı karşıyadır” dedi. Sermaye ve teknolojik donanım yetersizliği, kalifiye eleman istihdamında yaşadığı sıkıntılar, habere ulaşmadaki zorluklar, dağıtım ve eğitim gibi sorunlar nedeniyle, yerel medyanın taşıdığı yüksek potansiyeli arzu edilen düzeyde kullanamadığını ifade eden Bilgiç: “Yerel medya, dün olduğu gibi bugün de mensuplarının özverisi, toplumsal bir görev yapmanın inancı, beldesine ve ülkesine hizmet etmenin heyecanından aldığı güçle ayakta durmaktadır” dedi. Bugün yerel medyamızın genel sorununun, bir marka oluşturamaması olduğunu, küreselleşmenin bir dinamiği olarak yerel değerlere olan ilginin artmasının, yerel medyanın önüne yeni fırsatlar çıkardığını kaydeden Genel Müdür Bilgiç: “Yerellik ve orijinallik, yerel medyanın güçlü yaşam nedenleridir. İnsanlar, hem çevrelerinin, hem de kürenin bir aktörü oldukları sorumluluğunu aynı anda hissedebilmektedirler. Yerel medyanın, yerel ve ulusal değerler ile bütünleşerek, bu değerleri dünya ile buluşturabildiği ölçüde hayat alanı genişleyecektir. Bunun için kaliteye, kalite için de daha çok meslek içi eğitime ihtiyaç olduğu açıktır. Yerel medya eğitim seminerlerinin öncelikli amacı budur” dedi. Bilgiç, Türkiye’de yerel medyanın geleceğinin olduğunu, yerel medyanın kendisini çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırabildiği takdirde, toplumsal hayatın yine aranılan ve yine sözü muteber bir unsuru olacağını söyleyerek, yerel medyanın bunun için ekonomide verimliliğe, sosyal, kültürel ve sportif hayatta sürekliliğe, iletişimde sürate ve günlük yaşamda yerelliğe önem verilerek yeniden konumlanması gerektiğini kaydetti. Kayseri Valisi Nihat Canpolat da, Atatürk’ün “Milletin müşterek sesi” olarak tanımladığı basının, demokrasinin ve toplum barışının, çağdaşlığı yakalama çabasının temel taşlarından biri olduğuna inandıklarını söyleyerek, bu sesin kısılmaması, aksine daha gür çıkması gerektiğini ifade etti. “Anadolu’nun gözü ve kulağı olan yerel medyanın sorunlarının giderilmesi için bizler üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız” diyen Canpolat, bu tür toplantıların sorunların çözümünde çok büyük etken olabileceğine inandıklarını belirtti. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de, Türkiye’de devlete borcu olmayan tek belediye olduklarını belirterek, ulusal medyadan yana sıkıntıları olduğunu, Kayseri’den taşra diye söz edilmesinin kendilerini üzdüğünü söyledi. Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna da konuşmasında, basın ve siyaset ilişkilerine yer verdi. Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Üstün Tuncer, Kayseri medyasıyla ilgili bilgi vererek, Kayseri’de ilk kez bu denli geniş katılımlı toplantı düzenlendiğini söyledi. 10. Yerel Medya Eğitim Semineri’nin birinci gününde; Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Karaalioğlu “Medya-Siyaset İlişkileri”, A.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Toroslu “Medya Hukuku”, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi “Ajans Haberciliği”, Milliyet Gazetesi Yazarı Nail Güreli “Yerel Basının Sorunlarından Meslekiçi Eğitime Bakış”, Kanal D Haber Koordinatörü Metehan Demir “TV Haberciliği ve Haber Tekniği”, Akşam Gazetesi Ekonomi Yazarı Zülfikar Doğan “Türkiye’de Ekonomi Gazeteciliği”; ikinci gününde de; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç “Medyamıza Genel Bir Bakış”, İ.Ü. İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Edibe Sözen “Yerel Medya Ne Kadar Yerel?”, Basın-İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov “Mahalli Basın, Resmi İlan ve Basın İlan Kurumu”, E.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Yerlikaya “Geçmişten Günümüze Medya Etiği”, K.Ü. İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vedat Demir “Medyada Otokontrol”, Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal “Haber-Yorum Farkı”, Türkiye Gazetesi Sorumlu Müdürü Behçet Fakihoğlu “Haber Değerlendirmesi ve Koordinasyon”, TRT Yayın Denetleme Kurulu Üyeliğinden emekli Mustafa Gerçeker “Yerel Radyo ve Televizyon Nasıl Olmalı?” ve Anadolu Gazete, Radyo ve Televizyon Yayıncıları Birliği Genel Başkanı İsmail Kahraman “İletişim ve Eğitim” konularında bilgilerini aktardılar. Devam ettiği iki gün süresince büyük ilgi gören seminer, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Abdurrahman Bilgiç’in kapanış konuşmasının ardından, katılımcılara sertifika verilmesiyle son buldu.