BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporu

    Kıbrıs için kapsamlı bir çözüm öngören Annan Planı’nın 24 Nisan 2004 tarihinde düzenlenen eşzamanlı referandumlarla Ada’nın iki kesiminde halkların onayına sunulmasıyla sona eren müzakere sürecinin safhalarını anlatan ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın İyi Niyet Misyonu Raporu, 3 Haziran 2004 tarihinde yayınlanmıştır. Rapor üzerindeki Güvenlik Konseyi’nin istişare süreci 8 Haziran 2004 tarihinde başlamıştır. Genel Sekreter Annan Raporunda, taraflar arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması yönünde mutabakata varılan 13 Şubat 2004 tarihinden Ada’daki referandumların yapıldığı 24 Nisan 2004 tarihine kadar yaşanan gelişmeleri nesnel bir şekilde değerlendirmektedir. Bu çerçevede Genel Sekreter, referandumda Kıbrıslı Türklerin iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon çatısı altında birleşmiş bir Kıbrıs için ortaya koydukları güçlü siyasi iradeye karşılık, Rum tarafının Kıbrıs sorununa şimdiye kadar sunulan en kapsamlı ve en ciddi çözüm planını % 75’lik bir oranla reddetmesiyle önemli bir fırsatın yitirildiğini vurgulamaktadır. Keza Rapor’da, Rum tarafının müzakerelerdeki ve sonrasındaki tutumu eleştirilmekte ve Rum liderliğinin müzakereler öncesindeki vaatleriyle çelişen davranışlarda bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Annan Planı’nın başarısızlığa uğramasının sorumluluğunun yüklendiği Kıbrıs Rum tarafının esasen Planı değil, çözümün kendisini reddettiğine ve bunun ciddi bir değerlendirme gerektirdiğine de işaret edilmektedir. Buna karşılık, Rapor’da Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının müzakereler öncesinde, sırasında ve sonrasındaki yapıcı tutumu ve çözüme yönelik olarak sergilediği çabalar takdirle karşılanmaktadır. Rapor’un en önemli noktalarından biri, referandum sonrasında Kıbrıslı Türklerin durumunun uluslararası camia tarafından ele alınması gerektiğine işaret edilerek, Kıbrıslı Türklere baskı uygulanması ve üzerlerindeki tecridin sürdürülmesinin hiçbir gerekçesinin kalmadığının Genel Sekreter tarafından teyit edilmesidir. Bu çerçevede, Genel Sekreter, Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engelleyen ve onları dünyadan tecrit eden uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizerek, ambargo ve kısıtlamaların kaldırılması için Güvenlik Konseyi’ne ve uluslararası camiaya kuvvetli bir çağrıda bulunmaktadır. Genel Sekreter ayrıca, Kıbrıslı Türkler üzerindeki gereksiz kısıtlama ve engellerin ortadan kaldırılması amacıyla ikili bazda ve uluslararası kuruluşlar çerçevesinde işbirliği yapılması hususunda Güvenlik Konseyi’nin uluslararası topluma örnek olmasını talep etmekte ve uluslararası camianın bu yönde atacağı adımların mevcut BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu olacağını vurgulamaktadır. Ülkemiz, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözümden yana tüm yapıcı gayretlerini sergilemiş olan Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının bugüne kadar dile getirdiği haklı argümanları yansıtan ve daima uzlaşmaz ve çözümden kaçan taraf olarak takdim edilmek istenen Türk tarafının tüm bu suçlamaları haketmediğini, çözümü istemeyerek çözümün önünü esas hangi tarafın tıkadığını en açık şekilde ortaya koyan BM Genel Sekreteri’nin Raporu’ndan uluslararası toplumun gerekli sonuçları çıkarmasını ve Genel Sekreterin yapmış olduğu çağrıya uymasını temenni etmektedir. Türkiye, KKTC’ye yönelik olarak yıllardır sürdürülen haksız ve meşru temelden yoksun izolasyonun ortadan kaldırılması için, 14-16 Haziran 2004 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 31. Dışişleri Bakanları Konferansı’nın önemli bir fırsat teşkil ettiğini düşünmektedir.