Yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabulü

    Yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM’nin 26 Eylül 2004 tarihli olağanüstü oturumunda kabul edilmiştir. Siyasi reform süreci çerçevesinde mevzuatımızda gerçekleştirilen bu değişiklik, Türk Ceza Hukukunu günümüzün gereklerine ve ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlemiş, temel dış politika hedeflerimizden birini oluşturan AB üyeliği yolunda gerçekleştirdiğimiz hamlelerin bu aşamada sonuncusunu oluşturmuştur. Aynı oturumda İstinaf Mahkemelerinin Kurulmasına İlişkin Kanun ve Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu da TBMM tarafından kabul edilmiştir. Hukuk düzenimizin altyapısı 21. yüzyıla taşıyan temel kanunlardan birini oluşturan yeni Ceza Kanunu’nda temel hak ve özgürlüklerin korunmasına özel bir önem atfedilmiştir. Bu çerçevede Kanun’da, diğer hususlar meyanında, düşünce, ifade ve inanç özgürlüğünün engellenmesi, soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti ceza kapsamına alınmış, ölüm cezası yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilmiş, hafif ve ağır tahrik ayırımı kaldırılarak, bu konuda hakime geniş takdir yetkisi verilmiş, işkence herhangi bir kimsenin işleyebileceği bağımsız bir suç haline getirilmiş nitelikli ve ağır nitelikli işkence ilk kez düzenlenmiş, insanlar arasında köken, cinsiyet, aile durumu, örf ve adet, siyasal düşünce, felsefesi inanç, sendika, bir etnik gruba mensupluk, ırk, din, mezhep nedeniyle ayırımcılık ile özel hayatın ihlali cezalandırılır suçlar haline gelmiştir. Yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabulünün ardından AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, ülkemizin demokratikleşme ve çağdaşlaşma çabalarının önemli bir unsurunu teşkil eden bu Kanun’un kabulünden duyulan memnuniyet dile getirilmiştir. Öte yandan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günther Verheugen de Başbakanımızla 23 Eylül günü Brüksel’de gerçekleşen görüşmenin ardından, Ceza Kanunu’nun kabulü halinde ülkemizle üyelik müzakerelerine başlamasının tavsiye için bir engel ve Türkiye yerine getirme gereken bir ilave bir koşul kalmayacağını ifade etmiştir. 6 Ekim 2004 tarihinde AB Komisyonu’nun ülkemiz hakkında açıkladığı İlerleme Raporu öncesinde kabul edilen ve hukukumuzda devrim niteliği taşıyan yeni ve çağdaş Türk Ceza Kanunu, ülkemizin gerçekleştirdiği reformları sürdürme konusundaki siyasi iradesini ve kararlılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Türkiye’nin son dönemde, başta iki kez Anayasa değişikliği, yeni Medeni Kanun ve sekiz uyum paketi olmak üzere gerçekleştirdiği hukuki düzenlemeler birçok çevre tarafından sessiz bir sivil devrim olarak nitelendirilmektedir. Bu raporun ışığında, Komisyon’un AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının 17-18 Aralık tarihinde düzenlenecek Zirve’ye yönelik olumlu içerikli bir mesaj vermesi beklenmektedir.