AB Komisyonu Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına yeşil ışık yaktı

    AB Komisyonu, 6 Ekim 2004 tarihinde, Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde karşıladığını tespitle, AB üyesi ülkelere ülkemizle katılım müzakerelerinin başlatılması yönünde net bir tavsiyede bulunmuştur. Bu olumlu tavsiye, Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki en önemli aşamalardan birini teşkil etmektedir. Türkiye’yle müzakerelerin başlatılması hususundaki nihai kararın ise, 17-18 Aralık tarihlerinde Brüksel’de yapılacak AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde alınması beklenmektedir. Bilindiği üzere, 2002 Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleştirilen AB Zirvesi’nde, Aralık 2004’te AB Komisyonu’nun rapor ve tavsiyesine dayanarak Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine karar verildiği takdirde, katılım müzakerelerinin gecikmeksizin başlatılacağı karara bağlanmıştı. Diğer bir deyişle, Komisyon’un olumlu tavsiyesi, Aralık ayındaki AB Zirvesi’nden çıkacak karara dayanak teşkil edecek olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizle müzakerelere başlanması hususunda belirleyecekleri tutumda Komisyon’un tavsiyesinin belirleyici olacağını önceden açıklamış bulunan bir çok üye ülke bulunduğundan, 6 Ekim’de açıklanan olumlu ve koşulsuz tavsiye ile çok önemli bir dönemeç aşılmış olmaktadır. AB Komisyonu 6 Ekim’de Türkiye hakkında üç belge yayınlamıştır. Bunlardan ilki, bütün aday ülkeler için gerçerli olan bir uygulama olup, adaylık statümüzün tescil edildiği 1999 Helsinki Zirvesi’nden bu yana Türkiye için de mutaden her yıl yayınlanmış olan İlerleme Raporu’dur. İlerleme Raporları, Kopenhag üyelik kriterlerine uyum konusunda aday ülkelerdeki gelişmeleri değerlendiren belgelerdir. Türkiye için bu sene yayınlanan Rapor’da ise, geçmiş uygulamalardan farklı olarak, sadece son bir yıl değil, Helsinki Zirvesi’nden bu yana geçen 5 yıl içinde Türkiye’nin sergilediği performans değerlendirmeye alınmıştır. Böylece, ülkemizin özellikle siyasi kriterler bağlamında katettiği büyük aşama daha geniş bir perspektif içinde, çok daha net bir şekilde ortaya konulmuştur. 6 Ekim tarihinde Komisyon tarafından Türkiye hakkında yayınlanan diğer bir çalışma, Türkiye’nin üyelik perspektifinden kaynaklanan konular hakkında etki değerlendirme belgesidir. Belgede, Türkiye’nin müstakbel üyeliğinin AB politikaları kurumları ve bütçesi üzerindeki olası etkileri 7 ayrı başlık altında değerlendirilmektedir. Değerlendirmede, Türkiye’nin katılımının hem Birlik, hem de Türkiye için zorlu bir süreç olacağı belirtilmekle beraber, bu süreç iyi idare edilebildiği takdirde, iki taraf için de önemli fırsatlar yaratacağı kaydedilmektedir. Komisyon tarafından Türkiye hakkında yayınlanan üçüncü belge olan Tavsiye kağıdında ise, yukarıda da belirtildiği üzere, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterli ölçüde karşıladığı tespit edilerek, ülkemizle üyelik müzakerelerinin başlatılması için yeşil ışık yakılmaktadır. Tavsiye kağıdında, Türkiye için üç ayaklı bir strateji önerilmektedir. Birinci ayağı, Kopenhag siyasi kriterlerine uyumu sürekli kılmak üzere ülkemizdeki reformları desteklemeye amaçlayan işbirliği stratejisi oluşturmaktadır. İkinci ayak, katılım müzakerelerine ilişkin stratejidir. Sonuncusu ise, Türk ve Avrupa halkları arasında siyasi ve kültürel diyaloğu güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tavsiye kağıdında, müzakere sürecinin ne şekilde yürütüleceğine dair bazı yeni öneriler yer almaktadır. Bu önerilerin bir kısmını, Komisyon’un geçmiş genişleme deneyimlerinden çıkarttığı dersler ışığında ve Türkiye’nin kendine özgü koşullarını dikkate alarak, entegrasyon sürecinin daha etkin ve sağlam bir zeminde ilerletilebilmesine yönelik geliştirdiği önlemler olarak değerlendirmek mümkünse de, bu husus Tavsiye’de Türkiye’nin rahatsızlık duyduğu bazı hususların bulunmadığı anlamıma gelmemektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin yaklaşımı, Aralık ayında AB Zirvesi’nde kabul edilecek nihai kararın, 1999 Helsinki kararlarında yer alan temel prensiplerle çelişmemesi gerektiği şeklindedir. Bu prensipler, Türkiye’nin katılım sürecinin nihai hedefinin tam üyelik olduğu gerçeği ve Türkiye’nin diğer adaylarla eşit muameleye tabi tutulması, ülkemize ayrımcılık yapılmamasıdır. Aralık ayına giden zaman zarfında, Türkiye, Tavsiye belgesinin içeriğine ilişkin görüş, kaygı ve beklentilerini AB üyesi ülkelerle her düzeyde, açıklık ve samimiyetle paylaşacaktır. Türkiye, Komisyon raporu ve tavsiyesinin özündeki olumlu, tonun, 17 Aralık’ta Birliğin siyasi liderlerinin ortaya koyacağı siyasi iradeyle karşılık bulacağını ve katılım müzakerelerinin gecikmeksizin resmen 2005 yılının ilk yarısında başlatılacağını temenni etmektedir.