6 Ekim 2004 tarihinde yayınlanan AB Komisyonu’nun tavsiyesi ışığında, ülkemizle tam üyelik müzakerelerine başlanmasına ilişkin kararın alınmasının beklendiği 17 Aralık 2004 tarihli AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde özellikle kilit konumdaki AB üyesi ülkelerin başkentlerine yönelik girişimlerimiz en üst düzeylerde sürdürülmektedir. Bu bağlamda, Zirve’den beklentilerimiz ve Komisyon’un Tavsiye Raporu’nda yeralan hususlara ilişkin düşüncelerimiz AB çevreleriyle paylaşılmaktadır. Son günlerde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa’ya ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün Almanya’ya yaptıkları ziyaretler bu çerçevede gerçekleştirilmiştir. Başbakanımız, 19-21 Ekim 2004 tarihleri arasında Fransa’da bulunduğu sırada, Paris’te kain Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (IFRI) kuruluşunun 25. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen Gala Yemeğinde zamanlaması bakımından da önemli bir konuşma yapmıştır. Başbakan, Fransız kamuoyunda Türkiye’nin AB üyeliği bağlamında tartışılan konulara değinerek, Türkiye’nin AB üyeliği hedefine ulaşma yolunda tüm tarafların hep birlikte kazançlı çıkacağının gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulamış, paylaştığımız ortak değerlerin özünde yeralan insan hak ve özgürlükleri kavramının öncüsü olan Fransa’nın Türkiye’yi AB’yle bütünleşme hedefinden yoksun bırakmayacağı yönündeki inancını dile getirmiştir. Başbakanımız, ayrıca Fransa’daki temasları meyanında, Ekonomi Bakanı Nicolas Sarkozy’yi kabul etmiş, OECD Genel Sekreteri Donald Johnston’la görüşmüş ve OECD Konseyi’ne hitap etmiştir. Başbakanımız ziyareti vesilesiyle Fransa’nın öndegelen basın-yayın kuruluşlarına Fransız kamuoyuna yönelik önemli mesajlar içeren mülakatlar vermiş, iş çevreleriyle biraraya gelmiştir. Öte yandan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in davetine icabetle 17-19 Ekim 2004 tarihleri arasında Almanya’yı ziyaret etmiştir. İki Bakan arasında gerçekleştirilen görüşmelerde ele alınan temel konu Türkiye-AB ilişkileri ve son olarak yayınlanan Türkiye’ye ilişkin Komisyon Raporları olmuştur. Görüşmelerin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında Gül, AB’den Türkiye’yle imzaladığı anlaşmalara ve verdiği sözlere sadık kalmasını beklediğini ifadeyle, Almanya’ya AB üyeliğimiz hususunda gösterdiği yakın işbirliği için teşekkür etmiştir. Alman Dışişleri Bakanı Fischer, Türkiye’yle üyelik müzakerelerine başlanması konusunda Aralık Zirvesi’nde olumlu bir karar alınmasını teminen hükümet olarak her türlü çabayı harcayacaklarını ifade etmiştir. Gül, ayrıca, Federal Parlamento Dışişleri Komisyonu Başkanı, çeşitli siyasi partilerin liderleri ve Türk kökenli Alman parlamenterlerle görüşmelerde bulunmuştur. Ziyareti boyunca pek çok öndegelen Alman basın-yayın kuruluşuna mülakat veren Gül 17 Aralık Zirvesi’ne Gidilirken Türkiye-AB İlişkileri konulu bir konferans vermiş, ayrıca, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızla biraraya gelme ve onlara hitap etme imkanını da bulmuştur. Bu süre zarfındaki bir diğer önemli gelişme, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubunun 19-22 Ekim 2004 tarihlerindeki çalıştayını İstanbul’da düzenlenmiş ve böylece AB’ye üyelik yolunda Türkiye’yle dayanışmasını sergilemiş olmasıdır. Gül’ün Yeşiller Grubuna üye Avrupalı parlamerterlere hitap ettiği Türkiye ile Katılım Müzakerelerine İlişkin Karar başlıklı oturuma Alman Dışişleri Bakanı Fischer ile 1 Kasım 2004 tarihinde göreve başlayan yeni AB Komisyonu’nda Genişlemeden Sorumlu Komiserlik görevini üstlenen Olli Rehn de katılmışlardır. Çatıştayda yapılan tartırmalarda Avrupa’nın önemli siyasetçileri tarafından ülkemizin AB üyeliği hususunda olumlu mesajlar verilmiştir. Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımızın sözkonusu temasları, içinde bulunulan ve önemli zaman diliminde ülkemizin AB yolundaki kararlılığının en üst düzeyde yinelenmesi ve üyelik müzakerelerinin açılmasını sağlayacak karar için gerekli destek zemininin güçlendirilmesi bakımından zamanlı ve yararlı olmuştur. Bu temasların önemli bir halkasını Başbakanımızın 26 Ekim 2004 tarihinde Berlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’le yaptığı Üçlü Zirve oluşmuştur. Tüm bu temaslar ile Aralık Zirvesi öncesinde Komisyon Tavsiye Raporu’nun tetiklediği ve Avrupa’nın öndegelen siyasetçi, bilimadamı, işadamı ve gazetecilerinin de katkıda bulunduğu tartışmalarla, Türkiye’yle müzakerelerin başlatılması süreci önemli bir hız kazanmaktadır. 17 Aralık AB Zirvesi öncesinde yoğun temaslar Ülkemizle tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin kararın alınmasının beklendiği 17 Aralık AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde AB ülkeleri nezdindeki temaslarımız en üst düzeyde sürdürülmektedir. Bu çerçevede Fransa’yı ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu kere 26 Ekim 2004 tarihinde Berlin’de Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’la Türkiye-Almanya-Fransa Üçlü Zirvesi‘nde biraraya gelmiştir. Zirve, Türkiye-AB ilişkilerinin en üst düzeyde ele alınmasına ve bu konudaki beklentilerimizin dile getirilmesine vesile teşkil etmiştir. Konu, Üçlü Zirve öncesinde gerçekleştirilen Almanya-Fransa Bakanlar Konseyi Toplantısı’nda da görüşülmüştür. Öte yandan, Zirve sonrasında her üç liderin de katılımıyla Airbus Alım Sözleşmesi’nin imza töreni gerçekleştirilmiştir. Başbakanımız Berlin’de bulunduğu sırada ayrıca, Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Federal Hükümet İnsan Hakları ve İnsani Yardımlar Sorumlusu Claudia Roth’u da kabul etmiştir. Başbakanın ziyaretlerine paralel olarak Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de AB üyesi ülkelerdeki karşıtlarıyla yoğun temaslarda bulunmuş, bu çerçevede 24-25 Ekim 2004 tarihlerinde Paris’te düzenlenen Akdeniz Forumu (FOROMED) Dışişleri Bakanları Toplantısı vesilesiyle Fransa Dışişleri Bakanı Michael Barnier ve İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos’la Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirme fırsatı elde etmiştir. Gül FOROMED Toplantısı sonrasında, kısa bir çalışma ziyareti için AB Dönem Başkanı Hollanda’ya giderek Dışişleri Bakanı Bernard Bot’la biraraya gelmiş, bilahare Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Cyril Svoboda’nın davetine icabetle bu ülkeye resmi bir ziyarette bulunmuştur. Gül’ün Prag’daki temasları, AB’ye yeni katılmış bulunan Çek Cumhuriyeti nezdinde ülkemizin üyelik sürecine ilişkin görüşlerimizin dile getirilmesine imkan vermiş ve Aralık Zirvesi öncesinde bu ülkenin desteğinin teyidi açısından yararlı olmuştur. Başbakanımız ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül ayrıca, 29 Ekim 2004 tarihinde Roma’da düzenlenen AB Anayasal Antlaşması’nın imza töreni vesilesiyle İtalya’yı da ziyaret etmişlerdir. Anayasal Antlaşma, AB’nin 21. yüzyılın gereklerine ayak uydurabilecek bir niteliğe kavuşturulması amacıyla 2002 yılından bu yana Avrupa Konvansiyonu ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde sürdürülen ortak çalışmaların nihai ürünüdür. Türkiye, tam üye olmayı hedeflediği AB’nin geleceğinin şekillendirilmesi yönündeki bu sürece başından itibaren özgün katkılarını getirmiştir. Esasen, ülkemizin Avrupa’nın geleceğinin belirlendiği bu süreçte aktif şekilde yeralmış olması, son dönemde Avrupa’daki ülkemize muhalif çevrelerce ortaya atılan “Türkiye Avrupalı mıdır?” sorusuna verilecek en güzel cevabı teşkil etmektedir.