Irak’ta yapılan genel seçimlerin sonuçları

    Irak’ın geleceği açısından önemli bir aşamayı teşkil eden genel seçimler, 30 Ocak 2005 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Seçimlere ilişkin ilk gayri resmi sonuçlar, Irak Bağımsız Seçim Komisyonu tarafından 13 Şubat tarihinde ilan edilmiştir.

    Irak seçimlerinde ülke çapında yaklaşık 8.5 milyon geçerli oy kullanılmış olup, Birleşik Irak Koalisyonu yaklaşık 4 mil-yon, Kürt Koalisyonu 2 milyon ve Irak Listesi 1 milyon oy almıştır. Oyların geri kalanı 108 koalisyon ve siyasi parti arasında paylaşılmıştır.

    Güvenlik ve diğer alanlarda devam eden sorunlara ve seçimlere katılım konusunda yaşanan tüm zorluklara karşın Irak’ta seçimlerin gerçekleşebilmiş olması, ülkede ve yurtdışında Iraklı seçmenlerin tercihlerinin demokrasiden yana olduğunu ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan, 14 Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, seçimlerin Irak halkının siyasi geçiş sürecine bağlılığını teyid ettiğini ve böylelikle geçiş sürecinin önemli bir etabının tamamlandığını belirtmiştir.

    Öte yandan, geçici resmi sonuçların açıklanması Irak halkının tüm kesimlerinin seçimlere ne ölçüde katılıp katılamadığı, ulusun demokratik iradesinin seçim sonuçlarına adil ve dengeli bir biçimde yansıyıp yansımadığı gibi hususlar hakkında daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına imkan tanımıştır. Nitekim, seçimlerde belirli kesimlerin katılım düzeyi düşük olmuş, bir dizi vilayette neredeyse hiç oy kullanılamamış ve Kerkük dahil belirli bölgelerde yapılan manipülasyonlar sonuçlar üzerinde dengesizliklere yol açmıştır. Bu bağlamda, bazı unsurlar, Irak için tarihi bir dönem noktası oluşturan bu süreçte seçim sonuçlarını yönlendirmeye çalışmış ve haksız kazanımlar elde etmişlerdir.

    Irak Bağımsız Seçim Komisyonu da seçimlerde yapılan usulsüzlüklere ilişkin olarak bir dizi itiraz başvurusu almıştır. Komisyon’un bu usulsüzlük iddialarını özenle inceleyip gerekli adımları atması temenni edilmektedir. Bu çerçevede BM’nin de, 1546 sayılı Güvenlik Konseyi kararı çerçevesindeki sorumlulukları bağlamında gerekli tespitleri yapması beklenmektedir.

    Seçimlerin sonucunda oluşturulması öngörülen Irak Geçiş Parlamentosu’nun Irak toplumundaki çeşitli katmanların gerçek oranını yansıtıp yansıtmayacağı hususunda, yukarıda sayılan tespitler ışığında, ciddi tereddütler bulunmaktadır. Irak toplumunun ayrılmaz parçası bazı kesimler ile oluşumların seçimlere arzulanan düzeyde katılamamış olmasından kaynaklanan durumun, müteakip anayasal süreç içerisinde süratle ve adil bir biçimde giderilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

    Bu husus BM Güvenlik Konseyi’nin 16 Şubat tarihli toplantısı sonrasında yayınlanan Başkanlık açıklamasına da yansımıştır. Açıklamada, geçiş sürecinin bu müteakip aşamasında Irak halkının tüm kesimlerinin siyasi sürece mümkün olan azami ölçüde katılmasının, keza anayasal sürecin kapsayıcı, katılımcı ve şeffaf kılınması için gereken adımların atılmasının önemi vurgulanmış, Irak Geçiş Hükümeti’ne ve Geçiş Parlamentosu’na siyasi süreçte ve anayasanın yazımında tüm Iraklıların katılımının ve seslerini duyurmalarının sağlanması için çağrıda bulunulmuştur.

    Dışişleri Bakanlığı tarafından da13 Şubat tarihinde yapılan açıklamada, Irak’ta bu yıl içinde anayasa referandumu ile bu anayasa ve buna dayanarak hazırlanacak yasalar uyarınca yıl sonunda genel seçimlerin yapılmasının öngörüldüğü hatırlatılarak, ülke yönetimindeki temsil eksiklikleri ile dengesizliklerin yeni anasayanın hazırlanması çalışmalarında ve genel seçimler öncesinde büyük ölçüde giderilmesinin Irak’taki siyasi sürecin selameti açısından zorunlu görüldüğü ve BM’nin de bu süreçte mutlaka daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    Bu bağlamda BM Güvenlik Konseyi’nin, BM’nin geçiş sürecinin bu safhasında oynaması gereken öncü role atıfta bulunarak, anayasa yapımında ulusal diyalog ve mutabakatın desteklenmesini istemesi ve BM Genel Sekreteri Annan’ın geçiş sürecinin müteakip aşamalarıyla ilgili çalışmalarda BM’nin üzerine düşen görevi tam olarak yerine getireceğini belirtmesi memnuniyet vericidir.

    Anılan süreç içerisinde, 30 Ocak’ta karşılaşılmış olan yetersizlik, düzensizlik ve usulsüzlüklerin tekrarlanmayacağı koşulların oluşması ve Irak halkının bütün kesimleriyle daha adil ve inandırıcı temsiline imkan sağlanması temenni edilmektedir. Bu bağlamda, sözkonusu referandum ve seçimlerde yaygın uluslararası gözlemci mevcudiyetinin sağlanması şimdiden üzerinde çalışılması gerekli bir zaruret olarak ortaya çıkmıştır.

    Türkiye, komşusu Irak’taki demokrasi, huzur ve güven ortamının tesisine atfettiği önem çerçevesinde, Irak halkının bütün kesimleriyle diyalog içinde olmaya, Irak’ın ulusal birlik ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan demokratik anayasal düzenini kurma yönünde geçiş sürecinin önümüzdeki aşamalarını desteklemeye, bölgesel ve uluslararası planda kalıcı barış ve istikrarın tesisi için sürdürülen uluslararası işbirliğine de aktif olarak katılmaya devam edecektir.