Nevruz

    Hemen hemen bütün milletlerin kültüründe görülen yeni yıl törenleri, kimi zaman hayvancı toplumun hayat şartlarına, kimi zaman tarım toplumunun hayat şartlarına uygun zamanlarda çeşitli pratiklerle kutlanmış. Toplumların yaşadığı coğrafi şartlar, onların ekonomik yapılarını belirlemiş, kutsanan ve kutsal sayılan ekonomik yapı, toplumun inanç yapısı ile birleşmek suretiyle bazı pratiklerin yapılmasını sağlamış. Doğrudan doğruya inanca bağlanan gün bilgisi, Asya ve Ön Asya toplumlarında, benzer veya aynı iklim ve coğrafi şartlara sahip olduğu için zaman birlikteliğine, ad benzerliği ve uygulanan pratik benzerliğine/ayniliğine vesile olmuştur.

    Nevruzun kaynağı ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bu kaynaklar, Türkistan merkezli olmanın yanında Türklerin komşu kültürler ile olan ilişkileri sonucunda, bu kültürlere de bağlanmaktadır.

    Türkler arasında en yaygın inanma, Ergenekon’a bağlanan anlatmadır.

    Türk-Kalmuk mücadelesinde İl Han’ın küçük oğlu Kıyan ile İl Han’ın kardeşi oğlu Nüküz tutsak oldukları yerden kadınlarını da alarak kaçarlar. Savaşta ordu kurdukları yere gelirler. Burada düşmandan kaçan hayvanlar bulurlar. Yeniden düşmanın gelmesinden ve esir olmaktan endişe ederek buradan ayrılıp kimsenin bilmediği dağlara tırmanır, kimsenin gidemediği patikaları aşarak bir vadiye ulaşırlar. Burada hayvanlarını yetiştirir, çocuklarını büyütürler ve zamanla çoğalırlar. Bu vadinin adına da Ergene Kon adını verdiler. Ergene, dağ kemeri, Kon ise dik anlamına gelmektedir. Sığındıkları yer de dağın doruğunda bir vadidir. Boy boy, oymak oymak çoğalırlar, aradan dört yüz yıl geçer ve artık Ergene Kon’a sığmazlar. Atalarının düşmanlarıyla olan mücadelesi ve soy kırıma uğradıkları bilgisi nesilden nesle aktarılarak yayılır. Ortak şuur haline gelir. Sonunda, bir demircinin yol göstermesi ile dağı eritip yol açarlar. O gün oradan dünyaya çıkarlar. Bu çıkış, kurtuluş günü olarak bilinir. Ebu’l-Gazi Bahadır Han’ın yazdığına göre, kurtuluş gününün anısına bayram yaparlar. Bundan sonra o gün geldiğinde bir demir parçası kızdırılıp örse konur ve Han bunu döver. Handan sonra bütün boy beyleri aynı şekilde demir döverler. İnanılır ki, o gün tutsaklıktan kurtulup hürriyete kavuşma günüdür.

    Buna benzer bir anlatma da Uygur Türkleri ile ilgili türeyiş efsanesidir. Buku Kagan çevresinde oluşan efsaneye göre; Tola ve Selenga ırmakları arasında ulu bir ağaç bulunmaktadır. Kuru olan bu ağacın üzerinde hamileliğe benzeyen büyük bir şişkinlik, bir ur bulunmaktadır. Gökten sık sık bir ışık inmektedir. Dokuz ay dokuz gün sonra ağaçtaki şişlik yarılır ve içinden beş çocuk belirir. Bu beş çocuk Uygur Türklerinin doğuşunu, aynı zamanda Uygurların yeni nesillerle tıpkı tabiat gibi yeniden türeyişini temsil etmektedir. Azerbaycan Türkleri arasında ise; Güney Azerbaycan’da, Dünya, güneş ve insanın yaratıldığı gün, İran hükümdarı Cemşid’in padişah olduğu ve Azerbaycan’a geldiği gün olarak kabul edilip İran mitine bağlanmaktadır. Kuzey Azerbaycan’da, Bozkurt bayramı veya Erkenekon olarak da adlandırılıp, Ergenekon destanına bağlanmaktadır.

    Kazak Türkleri arasında Ulustın ulu küni, Nooruz, İslamiyet’in intişarı, Hz. Muhammed’e peygamberliğin tebliğ edilmesi, Hz. Muhammed’in doğum günü olarak kabul edilip, dini bir bayram olarak kutlanır. 1926 yılına kadar kutlanan Nevruz, dini bayram sayılmasından dolayı 1980 yılına kadar yasaklanmıştır. Nevruz kutlamalarında görülen pratikler uygulama ve törenler, doğrudan İslamiyet’ten önceki dönem Türk inanç sistemine dayanmaktadır. Ancak, bütün kutlama ve kutlamalardaki pratikler, kutlamaya katılanlar tarafından dini bir görev olarak kabul edilmektedir.

    Nogaylar arasında, Mart ayına Nevruz ya da Amel ayı adı verilmektedir. Bu yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul edilir.

    Kırgız Türkleri nevruzu Nooruz şeklinde telaffuz etmektedirler. Rivayete göre, İshak Baba’nın oğlu Türk Baba, büyüyüp Calalayın adlı bir kızla evlenir. Çiftin düğünü Cin Kuran/Calgan Kuran (Mart) ayının 21. gün olur. Bugün yeryüzü yeşillenmeye başlar. Bundan dolayı kutsal gün nevruz, Türk Baba ile Nevruz ananın büyük bayramı olarak kutlanır.

    Özbek Türkleri arasındaki inanma da nevruzun kaynağını İslamiyet ile ilişkilendirmektedir. Biruni, Cemşid’in Mecusiliği yeniden hayata geçirdiğini söylediğini ifade ederken, Biruni’den naklen Peygamberler ve meleklerin nevruzda yaratıldıklarına inanılmaktadır. Dini bir gün olarak ise, yine Biruni’nin Abus’sa-med’den naklen; “Bu uyuyan dünyaya Tanrı’nın can verdiği gün” olarak kabul edip, Nevruzun İslamiyet’teki yerini sağlamlaştırdığı görülmektedir. Bir rivayete göre; Hz. Muhammed’e nevruz günü gümüş bir tepsi içinde helva ikram edilir. Hz. Muhammed bu nedir? diye sorduğunda, “Nevruz dolayısıyla” cevabı verilir. Hz. Muhammed, “Nevruz nedir?” diye sorduklarında, “Bugün büyük bayram nevruz” diye cevap alır. Hz. Muhammed; “Evet, bu uyuyan dünyaya Tanrı’nın can verdiği gün” demiş. Helva sahabeler arasında bölüşülüp yenildikten sonra Hz. Muhammed; “Keşke her gün nevruz olsa” der.

    Özbek Türkleri arasında kabul gören bir başka efsaneye göre: Hz. Süleyman yüzüğünü kaybettikten sonra hükümdarlığı da kaybeder. Kırk gün sonra yüzüğü bulup getirirler ve Hz. Süleyman’ın hükümdarlığı yeniden sağlanır. Hz. Süleyman bunun üzerine; “Yeni gün geldi” demiş. Bundan böyle nevruz kutlanır olmuş.

    Altay Türkleri arasında Cılgayak Bayramı diye adlandırılan yeni gün kutlamaları, on iki hayvanlı Türk takvimine göre Tuulan Ay adı verilen üçüncü ayın başlangıcında kutlanmaktadır. Bu tarih 18-25 mart tarihlerine rastlamaktadır. Ay gök yüzünde hilal şeklini almıştır ve kötü ruhların istilasından kurtulmuştur.

    Türkmenler arasında nevruzun kaynağı, Süleyman Peygamber’in kaybolan yüzüğünün bulunması ve Cemşid’in padişah olmasına bağlanmaktadır.

    Türk dünyasında 21 Mart günü bayram olarak bilinir ve bayramlarda yapılan uygulamalar bu bayramda da yapılır. Bayram sabahlarında erken kalkmak, Pınarlardan su almanın zemzem suyu ile aynı olacağı inancı, Kazak Türkleri arasında güneşi karşılama olarak görülür. Hayat ve bereketin sembolü olan güneş, ateşin ve sıcağın iyesi/sahibidir. Güneş Ana’nın karşılanması, kurban kesilmesi, ateş yakılması mutlak yapılması gerekli pratiklerdir.

    Bundan başka, 21 mart gecesi gök yüzünde gezen Hızır’ın yer yüzüne indiğine ve insanlığa uğur ve bereket getireceğine inanılır. Nevruzda Hızır’ın geleceğine inanılır ve bu geceye Hızır Tüni denilir. Hızır’ın evlere gelmesi için de evler aydınlatılır.

    Bu Hızır kültü Türk dünyasının ortak motiflerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu günde nevruza özel yemekler yapılır. Semeni, Nevruz Köje, Fadimeana Pekmezi, Nevruz macunu gibi adlarla anılan nevruz yemeği bir yandan sosyal yardımlaşmanın bir gereği olarak görülürken, bir yandan da bereketin sembolü olarak telakki edilir.

    Nevruz günü, çeşitli sportif yarışmalar ve oyunlar oynanır. Atlı sporlar (Kökpar, at yarışları, cirit, jambı kapmak, at üstünde tartıs, vb.) ile zekaya dayalı yarışmalar (satranç, dama, kırk kumalak, vb), eğlencelik oyunlar (salıncak, beş/bes taş, aşık, vb) yaş ve cinsiyet gruplarına göre ayrı ayrı oynanan oyunlar ve sportif faaliyetlerdir.