8 Mart Dünya Kadınlar Günü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ülke çapında çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.
Kadın hakları konusunda Cumhuriyet’in kurulduğu tarihten bu yana en üst standartlara ulaşılması için çaba sarfedegelen Türkiye, son dönemde insan hakları alanında gerçekleştirilen kapsamlı reformlar ve yeni Medeni Kanun çerçevesinde kadın hakları konusunda da daha ileri adımlar atmıştır. Türkiye, ayrıca, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi BM Sözleşmesi’ne taraf olup, BM bünyesinde kadın haklarıyla ilgilenen Komite ve Komisyonlarda aktif görev almaktadır. Toplum hayatının tüm alanlarında temsil edilen Türk kadını, sivil toplum yaşamında da etkin rol oynamaktadır.
Bu önemli günün öncesinde maalesef üzüntü verici bir olay vuku bulmuştur. Kadınlar Gününü bahane eden bir grubun 6 Mart 2005 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği izinsiz gösteri esef verici olaylara yol açmış ve ülkemizin son dönemde insan hakları alanında kaydettiği ilerlemelere ve olumlu imajına uygun olmayan bir görüntü çizmiştir.
Güvenlik güçlerinin, AB üyelik sürecimizi olumsuz şekilde etkilemeyi hedefleyen bazı grupların provokasyonu sonucunda, müteaddit uyarılara rağmen izinsiz şekilde gerçekleştirilen gösteriye ve kendilerine yönelik saldırılara müdahalesi, arzu edilmeyen sonuçlar doğurmuş ve Türk kamuoyunun da tepkisine yol açmıştır. Bahsekonu üzücü olayın kamuoyunda geniş yankı bulması ve yoğun şekilde tartışılması, esasen ülkemizin son dönemde demokratikleşme ve insan hakları alanında kaydettiği gelişmelerin tüm Türk halkı tarafından benimsendiğini ortaya koymaktadır.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 7 Mart 2005 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye-AB Troikası Bakanlar Toplantısı’nın ardından düzenlenen basın toplantısında, ülkemizin Kopenhag kriterlerinin tam olarak yerine getirilmesi hususundaki kararlılığını yinelemiş ve reformların hedeflerinden sapan uygulamalar meydana geldiği takdirde bu duruma müsamaha gösterilmeyeceğini vurgulamıştır. Bu çerçevede, sorumluluklarını aşar nitelikte eylemde bulunan tüm güvenlik güçlerinin gerekli şekilde cezalandırılacağını ifade etmiştir.
Nitekim, olayın hemen ertesinde başlatılan tahkikatın ilk aşamasında altı polis memuru görevden alınmış ve disiplin kovuşturmaları için idari hazırlıklar başlatılmıştır. Bu durum, ülkemizde insan hakları denetim mekanizmalarının etkin şekilde işlediğini ortaya koymakta ve son dönemde AB’ye üyelik sürecimiz çerçevesinde gerçekleştirilen devrimsel nitelikteki reformların uygulanmasına gösterilen özeni sergilemektedir.
Türkiye öncelikle kendi halkı için gerçekleştirmekte olduğu reformları hayata geçirmeyi sürdürmeye ve en iyi şekilde uygulamaya kararlılıkla devam edecektir.