Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin onbirincisi 26-27 Mayıs 2005 tarihleri arasında Adıyaman’da yapılacak.
Adıyaman’ın yanısıra Kahramanmaraş, Malatya Elazığ, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kilis’den medya mensuplarının katılacağı 11. Yerel Medya Eğitim Semineri TPAO tesislerinde gerçekleştirilecek. Adıyaman Valiliği’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek 11. Yerel Medya Eğitim Semineri’ne 150-200 civarında yerel medya mensubunun katılması beklenilmektedir.
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Abdurrahman Bilgiç, eğitim seminerleriyle ilgili olarak yerel medyanın dün olduğu gibi bugün de mensuplarının özverisi, toplumsal bir görev yapmanın inancı, beldesine ve ülkesine hizmet etmenin heyecanından aldığı güçle ayakta durduğunu belirterek; “Yerel medya, yerel ve ulusal değerler ile bütünleştiği, bu değerleri dünya ile buluşturulabildiği ölçüde hayat alanını genişletecektir.
Bunun için kaliteye, kalite için de daha çok meslek içi eğitime ihtiyaç vardır. Genel Müdürlüğümüz tarafından düzenlenen Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin öncelikli amacı budur” dedi.
Genel Müdür Bilgiç devamla; “Genel Müdürlüğümüzün Türkiye’de çağdaşlaşma ve demokrasinin yerleşip kökleşmesinde çok önemli paya sahip olan yerel medya mensuplarının üstlendikleri görevleri daha etkin bir şekilde yerine getirmelerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlediği Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin onbirincisi Adıyaman’da gerçekleştirilecektir.
Bu seminerde daha öncekilerde olduğu gibi yerel medya mensupları ile her biri alanlarında uzman olan konuşmacılar çeşitli konularda bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşacaklardır” dedi.
Yerel Medya Eğitim Seminerleri daha önce Diyarbakır, Trabzon, Bursa, Denizli, Erzincan, Edirne, Düzce/Akçakoca, Mardin, Tunceli ve Kayseri’de düzenlenmişti. Bu seminerlere çok sayıda yerel medya mensubu katılmıştır.
Türkiye’nin, tarihi gerçeklerin ortaklaşa araştırılması önerisi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, sözde soykırım iddialarına karşı atılabilecek adımları değerlendirmek üzere 8 Mart 2005 tarihinde biraraya gelmişlerdir. Görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, Türk ve Ermeni tarihçiler ile diğer uzmanların ortak bir grup oluşturarak tarihi olayları birlikte araştırmaları ve bu bilimsel araştırma sonuçlarının dünya kamuoyuna açıklanması önerilmiştir. Bu çerçevede, gerek Ermenistan’a gerek ilgili diğer ülkelere arşivlerini açmaları çağrısında bulunulmuştur.
Öte yandan, 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM’de Tarihte Türk-Ermeni İlişkileri konulu bir genel görüşme gerçekleştirilmiştir. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, bu vesileyle yaptığı konuşmada, sözde soykırım iddiaları konusundaki tutumumuzu açıklamış, bazı üçüncü ülkelerin parlamentolarında sözde soykırıma ilişkin olarak siyasi amaçlarla kabul edilen ve tarafımızdan kınanarak reddedilen haksız bildiri ve kararlara atıfla, parlamentoların tarihi olaylar hakkında karar alabilecek, yargıya varabilecek kurumlar olmadığını, tarihin ancak tarihçiler tarafından değerlendirilebileceğini bir kez daha vurgulamıştır. Bu bağlamda, Ermenistan’a yapmış olduğumuz öneri çerçevesinde, başta parlamentoları sözde soykırımı tanıdığına dair kararlar alan ülkeler olmak üzere, uluslararası toplumun Ermenistan’ı çağrımıza olumlu cevap vermesi için teşvik etmesini beklediğimizi dile getirmiştir.
Ermenistan’ın tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılmasını sağlayacak bu çağrımıza olumlu yanıt vermesinin iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecine de müspet katkı sağlayacağını ekleyen Gül, asılsız iddialarla mücadelenin TBMM ve Devlet kurumları başta olmak üzere akademisyenler, basın-yayın kuruluşları, işadamları gibi toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla milletçe sürdürüleceğini kaydetmiştir.
Genel görüşmenin ardından TBMM tarafından sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı bir bildiri yayınlanmıştır. Bildiride, TBMM’nin tarihi gerçeklerin bilimsel araştırmayla gün ışığına çıkarılmasını amaçlayan öneriyi tümüyle benimsediği ve desteklediği belirtilmiştir. Ayrıca, Ermenistan’ın Türkiye’yle iyi komşuluk ilişkileri kurmak ve işbirliği zeminini geliştirmek arzusunda olması durumunda, esasta bir barış girişimi olarak değerlendirilmesi gereken önerimizi kabulde tereddüt etmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Başbakanımız da Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’a bir mektup göndererek, 1915 dönemine ait gelişme ve olayları incelemek amacıyla iki ülke tarihçileri ve uzmanlarından oluşacak ortak bir Komisyon kurulması ve bu Komisyonun başta Türk ve Ermeni arşivleri olmak üzere ilgili tüm ülkelerin arşivlerini araştırarak bulgularını uluslararası kamuoyuna açıklamaları yolundaki önerimizi resmen iletmiştir.
Mektupta, dünyanın hassas bir bölgesinde ortak bir tarih ve komşu coğrafyayı paylaşan Türk ve Ermeni halklarının uzun yıllar birada yaşadıkları, ancak ortak tarihlerinin bir bölümüne ilişkin yorum ve değerlendirme farklılıklarının bulunduğu kaydedilmiştir.
Başbakanımız mektubunda, bu yönde bir girişimin hem tarihin tartışmalı bir bölümüne ışık tutacağını, hem de Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine hizmet edeceğini vurgulamış, Türkiye’nin, Ermenistan tarafından kabul edildiği takdirde bu önerinin ayrıntılarını görüşmeye hazır olduğunu bildirmiştir.
Tarihiyle barışık olan ve bu konudaki ciddiyet ve samimiyetini ortaya koyan bir barış girişiminde bulunan Türkiye, Ermenistan’ın bu çağrıya olumlu yanıt vermesini ve böylece Türk ve Ermeni uluslarının savaş yıllarından kaynaklanan önyargılara tutsak olmadan, hoşgörü, dostluk ve işbirliğine dayalı bir ortak geleceği paylaşmalarına imkan verecek bir ortamın yaratılmasını temenni etmektedir.