Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Başbakanı Ariel Sharon ve Filistin Ulusal Yönetimi Başbakanı Ahmed Qurei’nin davetine icabetle, 1-2 Mayıs 2005 tarihlerinde İsrail ve Filistin’i ziyaret etmiştir. Başbakanımıza Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Çoşkun, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın yanısıra milletvekilleri, işadamları ve basın mensuplarından oluşan geniş bir heyet eşlik etmiştir.
Ziyaret, Başbakanımızın bölgeye ilk ziyareti olmasının yanısıra, Ortadoğu barış sürecindeki gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulması ve sorunun çözümü konusundaki beklentilerimiz ile bu yönde katkı sağlamaya hazır olduğumuz mesajının taraflara en üst düzeyde aktarılması bakımından önem taşımıştır.
Başbakanımız, İsrail’de Cumhurbaşkanı Moshe Katsav tarafından kabul edilmiş, ayrıca Başbakan Ariel Sharon, Başbakan Kıdemli Yardımcısı Shimon Peres, Başbakan Kıdemli Yardımcısı ve Sanayi, Ticaret ve Çalışma Bakanı Ehud Olmert ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Silvan Shalom’la görüşmüştür.
Görüşmelerde, iki ülkenin de işbirliğini daha da geliştirme iradesine sahip olduğu teyid edilmiştir. Türk-İsrail ilişkilerinin karşılıklı menfaatler çerçevesinde yeni alanlarda geliştirilmesi yönündeki bu irade doğrultusunda, ziyaret sırasında Türkiye-İsrail Sınai Araştırma ve Geliştirme Anlaşması da imzalanmıştır.
Ziyaret sırasında ayrıca, Ana Muhalefet Partisi Shinui’nin Başkanı Yosef Lapid ve Türk-Musevi Derneği üyeleriyle biraraya gelen Başbakanımız, Soykırım Müzesi Yad Vashem’i ziyaret etmiştir.
Başbakanımızın İsrail’i ziyareti, bu ülkeyle siyasi, askeri ve kültürel ilişkilerimizin yanısıra özellikle ekonomik ve ticari alanlarda işbirliğimizin ve başta ileri teknoloji olmak üzere yeni alanlarda daha da ileriye götürülmesi yönünde mevcut zemini pekiştirmiştir.
Başbakanımız, İsrail’deki temaslarının ardından Filistin’e geçerek, Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmoud Abbas ve Başbakan Ahmed Qurei’le görüşmüştür.
Görüşmelerde, kökleri yüzyıllara uzanan ortak bir tarihe dayanan sağlam ilişkilere sahip olduğumuz kardeş Filistin halkının bağımsız ve egemen bir devlet çatısı altında yaşamak için yürüttüğü haklı davayı desteklemeyi ve bu çerçevede, Filistin halkının sıkıntılarının ve zorluklarının hafifletilmesine ve Filistin’in yeniden yapılandırılmasına yönelik yardımlarımızı artarak sürdüreceğimiz vurgulanmıştır.
Ziyaret sırasında Başbakanımız, Filistin’in yeniden yapılandırılmasına yönelik bu taahhüdümüz doğrultusunda, yardım çabalarımızın yerinden takibini teminen Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın (TİKA) Ramallah Ofisi’ni açmıştır. Ayrıca, Filistin halkının tarihi önderi Yaser Arafat’ın kabrini ziyaret etmiş ve Türk-Filistin işadamları toplantısına katılmıştır.
Başbakanımız ayrıca, Harem-i Şerif’i de ziyaret etmiştir.
Başbakanımızın her iki ülkede muhataplarıyla yaptığı temaslarda, 8 Şubat 2005 tarihinde İsrail Başbakanı Sharon ile Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmoud Abbas arasında gerçekleştirilen Sharm El Sheikh Zirvesi’nde ilan edilen ateşkes sonrasında Ortadoğu barış sürecinin yeniden canlandırılması yönünde yaşanan gelişmeler geniş biçimde ele alınmıştır. Bu çerçevede, Başbakanımız her iki taraf liderlerinin, çatışma ortamına son verilmesi yolunda gösterdikleri çabalardan duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek, bu çabaların önümüzdeki dönemde barış sürecini yeniden canlandıracak somut adımlara dönüşmesini beklediğimizi kaydetmiştir.
Başbakanımız, Türkiye’nin gerek İsrail gerek Filistin tarafıyla sahip olduğu özel ilişkiler çerçevesinde, tarafların barış çabalarına arzulanacak katkı ve desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemiştir. İsrail ve Filistin liderleri de Türkiye’nin barış sürecine yapıcı katkıda bulunabileceği görüşünü paylaştıklarını belirtmişlerdir.
Türkiye’nin gerek İsrail gerek Filistin’le sahip olduğu yapıcı ilişkiler, ülkelerimizin karşılıklı menfaatlerinin yanısıra, bölgemizdeki barış ve istikrara da katkıda bulunacak niteliktedir. Türkiye, İsrail-Filistin ihtilafının barış, refah ve huzur içinde yanyana yaşayacak iki devletli vizyon çerçevesinde çözümlenmesini ve bölge halklarının yaşadığı şiddet ortamı ve sıkıntıların sona erdirilmesini temenni etmektedir. Sözkonusu ihtilafın çözümü bölgenin geleceği açısından çok önemli bir adım teşkil edecektir. Bu hedefe ulaşılması için diyalog ve işbirliğinin temel araçlar olduğuna inanan Türkiye, tarafların arzusu dahilinde, sorunun çözümüne yönelik olarak elinden gelen her türlü katkıyı sağlamaya hazırdır.