Avrupa Anayasası’nın onay süreci ve Fransa ile Hollanda’daki referandumlar

    AB Anayasal Antlaşması, 29 Mayıs 2005 tarihinde Fransa’da, 1 Haziran 2005 tarihinde ise Hollanda’da yapılan referandumlarda reddedilmiştir. Fransa’da “hayır” oylarının oranı yüzde 54.8, Hollanda’da ise yüzde 61.6’dır. Bu sonuçlar AB içinde büyük sarsıntı yaratmıştır. Anayasal Anlaşma’nın Fransa ve Hollanda’da reddedilmesinde, Avrupa’nın inşasına ilişkin çekinceler ve ekonomik sebeplerin başlıca etkenleri oluşturduğu görülmüştür. 5 yıl süren bir çalışma ve uzlaşı sonucunda oluşturulan, 29 Ekim 2004 tarihinde Roma’da Türkiye’nin de katıldığı bir törende imzalanan 448 maddelik Anayasal Anlaşma, Avrupa’nın gelecekteki küresel rolü bakımından önem taşıyan kritik bir belge olarak görülmektedir. Basitçe tanımlamak gerekirse, sözkonusu Anlaşma Avrupa Birliği’nin yapılarını şekillendiren ve geride kalan yaklaşık 50 yıl boyunca imzalanan çok sayıda anlaşmanın yerine geçecek ve Birliği tanımlayarak, hareket alanını belirleyecek temel bir metin olarak düşünülmüştür.

    Anayasal Anlaşma, esasen, AB’nin daha fazla bütünleşmesinden yana olanlar (federalists/integrationists) ile bunu kuşkuyla karşılayan (Eurosceptics) çevrelerin AB’nin geleceğine ilişkin vizyonlarını bağdaştırmaya çalışan bir uzlaşı metnidir. Anayasal Anlaşma terimi, bir bakıma bu uzlaşıyı sembolize etmektedir. Bu çerçevede, Anayasal Anlaşma, bir yönüyle Üye Devletler ile Birlik arasındaki yetki paylaşımının sınırlarını çizerken, diğer yönüyle de Birliği Nice Anlaşması’ndan daha ileri bir noktaya taşımakta ve esnek entegrasyonun yolunu açmaktadır. Bütünleşme sürecinin nasıl ve ne hızla ilerleyeceği, bir bakıma Anayasal Anlaşma’da yer alan kurumsal yenilikler ile esneklik imkanlarının ne ölçüde kullanılacağına bağlı olacaktır.

    Anayasal Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için 25 üye ülke tarafından onaylanması gerekmektedir. Üye ülkeler, onay sürecini, kendi iç düzenlemeleri çerçevesinde referandumla ya da parlamentoları aracılığı ile yapabilmektedirler. Bu çerçevede, Anayasal Anlaşma bugüne dek Litvanya, Macaristan Slovenya, İtalya, Yunanistan, Avusturya, Slovakya, Almanya ve Letonya tarafından bu ülkelerin parlamentoları aracılığıyla, İspanya tarafından ise referandumla onaylanmış bulunmaktadır.

    Fransa ve Hollanda’daki bu gelişmelere rağmen, önümüzdeki dönemde, Anayasal Anlaşmanın onay sürecinin devam edeceği anlaşılmaktadır. (Anayasal Anlaşma’nın IV-443. maddesi uyarınca Anlaşmanın 31 Ekim 2006 tarihine kadar yürürlüğe girmemiş ve üye ülkelerin beşte dördünü temsil eden yirmisinin onaylamış olması halinde Konseyin durumu değerlendireceği belirtilmektedir.) Nihai aşamada Anayasal Anlaşma’nın yürürlüğe girmemesi halinde ise Nice Anlaşması geçerliliğini sürdürmeye devam edecek ve Nice Anlaşması’nın düzenlemeleri, mevcut 25 üyenin yanı sıra 2007’de üye olmaları beklenen Bulgaristan ve Romanya için de geçerli olacaktır.

    Bu çerçevede, söz konusu referandumların ülkemizin AB’ye üyelik süreci üzerinde etkide bulunmayacağı, Anayasa ve genişleme konularının birbirlerinden tamamen ayrı konulara işaret ettiği ve Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin bağlı bulunduğu koşullarda hiçbir değişiklik olmayacağı, söz konusu referandumlar akabinde gerek Başbakanımız ve Bakanımız, gerekse AB Komisyon ve Parlamento Başkanları tarafından açıkça dile getirilmiştir. Türkiye, 3 Ekim 2005 tarihinde katılım müzakerelerine başlamak üzere tüm hazırlıklarını yapmakta, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye devam etmekte ve AB’den de taahhütlerini yerine getirmesini beklemektedir.