Londra’da gerçekleştirilen terör saldırıları

    7 Temmuz 2005 tarihinde Londra’da eşzamanlı dört ayrı terörist saldırısı gerçekleştirilmiş, saldırılar sonucunda çok sayıda can kaybı, yaralanmalar ve maddi hasar meydana gelmiştir.

    İskoçya’nın Gleneagles kentinde düzenlenen G-8 Zirvesi’nin başladığı güne denk gelen saldırılar hakkında G-8 ülkeleri liderlerince yayınlanan ortak bildiride, barbarca olarak nitelenen saldırıların tek bir ulusa değil, tüm uluslara ve medeni toplumlara karşı yapıldığına dikkat çekilerek, terörizmle mücadele ve bu tehdidi bertaraf etmek konusundaki ortak kararlılık dile getirilmiştir.

    Uluslararası toplum tarafından da kınanan saldırılarla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığımızca yapılan açıklamada olaydan duyulan üzüntü ifade edilmiş, dost ve müttefik İngiliz halkının acısını milletçe paylaştığımız belirtilmiştir. Ayrıca, terör belasından uzun yıllar çekmiş ve onbinlerce vatandaşını teröre kurban vermiş olan ülkemizin, amacı ne olursa olsun ve kimler tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, terörün her türlüsüne karşı çıktığı ve bu eylemleri şiddetle kınadığı vurgulanarak, bu insanlık dışı eylemlerin faillerinin süratle yakalanmalarının ve yargılanmak üzere adalet önüne çıkarılmalarının ümit edildiği dile getirilmiştir.

    Saldırılarla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi aynı gün içinde acil olarak toplanarak, 1611 sayılı kararı oybirliğiyle kabul etmiştir. Kararda, Londra’daki terör saldırıları kınanmakta ve tüm devletlere 1373 sayılı Güvenlik Konseyi kararından kaynaklanan yükümlülükleri gereği bu eylemleri gerçekleştiren, organize eden ve finanse edenleri adalet önüne çıkarmak için aktif şekilde işbirliği yapmak üzere çağrıda bulunulmaktadır. Ayrıca, NATO Konseyi de 8 Temmuz günü terörizme karşı ortak mücadele ve önlemler konusunun ele alındığı olağanüstü bir toplantı yapmıştır. AB kurumlarının da önümüzdeki günlerde gelişmeleri ve alınabilecek önlemleri değerlendirmesi öngörülmektedir.

    Londra’da gerçekleştirilen saldırılar, terörizmin ulaştığı boyutları sergilemekte ve terörizmle mücadelede ülkeler arasındaki işbirliğinin ne denli gerekli olduğunu ne yazık ki bir kez daha gözler önüne sermektedir.

    Türkiye, kaynağı, amacı ve iddiası ne olursa olsun hiçbir şekilde haklı bir gerekçesi olmayacağına inandığı terörizmi, dil, din, ve ırk ayrımı gözetmeksizin, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul etmekte ve bu çerçevede, en temel insan haklarını çiğneyen terörist eylemlerin her türünü kınamaktadır. Bu bağlamda, ülkemiz terörle mücadele alanındaki ilgili 12 BM Sözleşme ve Protokollerinin tümüne taraftır.

    Terörizmin en acımasız şekilleriyle mücadele etmiş ve terörizm karşısında ağır insani, maddi ve manevi kayıplar vermiş bir ülke olan Türkiye, yıllardan beri uluslararası topluma terörizmle ortak mücadelede alınacak etkin tedbirler bağlamında, daha kapsamlı bir hukuki çerçevenin oluşturulması için çağrıda bulunmaktadır. 11 Eylül’de ve sonrasında, Kasım 2003’te İstanbul’daki dahil, dünyanın dört bir yanında ve son olarak Londra’da gerçekleştirilen terörist saldırıları ülkemizin çağrısının haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Dünya milletlerinin bir an önce bir insanlık suçu olan ve din, dil ideoloji veya milliyet farkı gözetmeyen terörizme karşı acilen kararlı ve etkin bir işbirliği içerisine girmeleri ve ortak politikalar belirlemeleri gerekmektedir. Bu menfur saldırılar karşısında, dili, dini ve coğrafyası olmayan terörizm belasıyla mücadelede uluslararası toplumun daha fazla güçbirliği yapması elzemdir.

    En temel insan hakkı olan yaşam hakkını ihlal eden terörizmle mücadele kazanılmadan dünyada barış ve istikrarın tam olarak tesisinin mümkün olamadığına ve bu mücadelenin tüm devletler için bir sorumluluk teşkil ettiğine inanan Türkiye, 21. yüzyılda dünya barışına en büyük tehditlerden birini oluşturan ve sınır tanımayan terörizmle mücadelede tüm gücüyle uluslararası topluma destek vermeyi sürdürecektir.