Çanakkale tarih, doğa ve mitolojiyi keşfe çıkanların gözdesi

    Truva ve Çanakkale Savaşları’na sahne olan Çanakkale’de tanrıların dağı İda, ünlü filozof Aristo’nun akademik çalışmalarına ev sahipliği yapan Assos (Behramkale) yalnızca tarihi kalıntılarıyla değil, eşsiz doğasıyla da ziyaretçileri büyülüyor. Mitolojide Olimpos’ta yaşadıklarına inanılan tanrıların, Anadolu’da yer alan eşsiz güzellikteki mekanı İda Dağı (Kazdağı), doğayla baş başa kalmak isteyenler için bulunmaz bir imkan sağlıyor. Paris’in Afrodit’e altın elmayı vermesiyle ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olarak da bilinen İda Dağı, doğal kaynak suları, çeşitli ağaç türleri, bol oksijenli havası ve piknik yerleriyle kentin en güzel mesire alanlarından biri konumunda bulunuyor.

    Çanakkale’de ayrıca Akdeniz ikliminin yaşandığı Gökçeada ve Bozcaada da tarihi, doğa ve mitolojiyi keşfe çıkanlar için iyi bir seçenek oluşturuyor.

    Çanakkale’nin iki ilçesi, Gökçeada ve Bozcaada, farklı medeniyetlere kucak açıyor. Eceabat ilçesindeki Kabatepe Limanı’na feribotla yaklaşık 1.5 saat uzaklıktaki Gökçeada, eski Rum köylerindeki kiliseleriyle farklı dinleri bünyesinde birleştiriyor.

    Çamur banyosu, farklı türlerdeki denizkuşları, rüzgar sörfüne imkan sağlayan deniziyle yörenin en ilgi çeken yerleri arasında bulunan Kefaloz plajı, deniz turizmine hizmet ediyor.

    Gökçeada’yı ziyaret edenler, Tepeköy’de yorgunluk atabiliyor ya da dibek kahvesiyle tanınan Madamın Kahvesi’den içmek için Zeytinli köyüne uğrayabiliyorlar. Altın renkli kumları, üzüm bağları ve tadına doyulmaz şaraplarıyla tanınan Bozcaada ise lezzetli balıklarıyla ziyaretçileri bekliyor.

    Yerleşim tarihi M.Ö. 3 binli yıllara dayanan Anadolu ve Avrupa, Akdeniz ile Karadeniz arasında köprü vazifesi gören Çanakkale, Truva ve Gelibolu’da en kanlı savaşlara sahne olmuş bir kent olarak günümüzde barış ve kardeşlikle anılıyor.

    Çanakkale’nin Tevfikiye köyü yakınında 9 kültür katmanını barındıran Truva antik kenti, 10 yıl süren dillere destan bir savaşla efsaneleşti. Troy ismiyle vizyona giren filmin ardından Truva’yı ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısında büyük artış yaşanıyor.

    Truva antik kentine gelenler, dünyada eşi olmayan bir tarih yolculuğuna çıkarak, Truva Atı’nı, 9 kat kent üstüne kent kurulan yerleri, büyük savaşların yaşandığı meydanları, yangınların kentleri yerle bir ettiği mekanları ziyaret edebiliyor. Truva’da kazılarla ortaya çıkarılmış basamaklarla inilen adak kuyusu, Athena mabet yeri II. Truva’nın meşhur rampalı kapısı, dini alan, kurban kesme yeri, Hellenistik devirden kalma sunak yeri, Roma hamam kalıntısı, taş köprü, at nalı biçimli tiyatro, mermer kitabeler, sütunlar ve mimari parçalar dikkat çekiyor.

    Birinci Dünya Savaşı’nda oynadığı kritik rolle bugünkü dünya haritasının şekillenmesinde rol oynayan Gelibolu Yarımadası da Tarihi Milli Parkı ile çok sayıda ziyaretçiye kapılarını açıyor. 1994 yılındaki büyük orman yangınında zarar gören 4 bin hektar ormanlık alan yerine dikilen fidan ve çiçekler, bölgeyi adeta bir çiçek bahçesine dönüştürmüş durumda bulunuyor.

    Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybeden 500 bin gencin anısına dikilen anıtlar, şehitlik ve mezarlıklarla bir savaşı gözler önüne seriyor. Yarımadadaki savaş kalıntılarını görenler, savaşın acısını ve dehşetini hissederek, duygu dolu anlar geçiriyorlar.

    • BURASI ÇANAKKALE Gazetesi, Sayı: 6403