AB ile sonuçlandırılan uyum protokolü

    17 Aralık 2004 tarihinde Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Zirvesi’nde Türkiye, 1963 Ankara Anlaşması’nı tüm AB üyelerine genişleten Uyum Protokolü’nü, 3 Ekim 2005 tarihinden önce imzalayacağını açıklamıştır. Bu çerçevede, ülkemiz sözkonusu Uyum Protokolü’nü 29 Temmuz 2005 tarihinde AB Dönem Başkanlığı ile gerçekleştirilen mektup teatisiyle sonuçlandırarak bu taahhüdünü yerine getirmiş bulunmaktadır.

    Uyum Protokolü, Avrupa Birliği Dönem Başkanı adına İngiltere’nin AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi, AB Komisyonu adına Genişlemeden Sorumlu Komiser, ülkemiz adına ise Avrupa Birliği Nezdindeki Daimi Temsilcimiz tarafından imzalanmıştır. Bu imza vesilesiyle, Protokol ve mektubumuz ile hukuken bir bütün oluşturan resmi bir Deklarasyon da yapılmıştır. Anılan Deklarasyon, Dönem Başkanlığı ile teati edilen mektupla birlikte, Protokole Türkiye tarafından konulan imzanın ayrılmaz bir parçası olarak AB tarafına iletilmiştir.

    Sözkonusu Deklarasyon’la Uyum Protokolü’nün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediği ve Türkiye’nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş Anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar etmediği hususundaki pozisyonumuz açıkça teyiden ortaya konmuştur.

    Deklarasyonumuzda ayrıca, Protokol’de atıf yapılan “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin 1960 yılında kurulan ortaklık devleti olmadığı belirtilmiş ve Türkiye’nin, Kıbrıs Rum makamlarının sadece ara bölgenin güneyinde kalan topraklar üzerinde hukuksal ve idari yetki ve kontrole sahip olduğu, Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği yönündeki tutumunu sürdüreceği, anılan makamların tasarruflarını da buna göre muameleye tabi tutacağı bir kez daha kayda geçirilmiştir.

    Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerinin aynen devam edeceğinin beyan edildiği Deklarasyon’da ayrıca, Kıbrıs sorununun kapsamlı bir çözüme kavuşturulmasına olan bağlılığımız ile BM Genel Sekreteri’nin bu çerçevede iki-kesimli yeni bir ortaklık devleti kurulmasını hedefleyen çabalarına olan desteğimiz vurgulanmıştır.

    Böylelikle, Uyum Protokolü’nün Türkiye’nin KKTC ile ilişkileri üzerinde bir sonuç doğurmasının ve Kıbrıs politikasında bir değişikliğe yol açmasının sözkonusu olmadığı Deklarasyonumuzla tüm ilgili taraflara teyit edilmiştir. Türkiye’nin KKTC ile mevcut ilişkileri aynen devam edecek, Kıbrıs Türk halkının ekonomik refahı ve KKTC üzerindeki ambargoların kaldırılması yönündeki çabalarımız sürdürülecek, Türkiye’nin KKTC’yle ekonomik konular da dahil olmak üzere her alandaki ilişkileri bu Protokol’den etkilenmeden uygulanacaktır. Sözkonusu Protokol’ün imzasıyla ilgili süreçte Türkiye’nin menfaatleri her zaman herşeyin üzerinde tutulmuş ve gözetilmiştir. Kıbrıs Türk halkının ekonomik kalkınma ve refahının kollanması ve doğal olarak bu kapsam dahilinde mütalaa edilmektedir.

    Türkiye, yaptığı Deklarasyonla, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözümün bölgede barış, istikrar ve uyumlu ilişkilere katkıda bulunacağı inancını da yineleyerek, kapsamlı bir çözüm bulununcaya dek Kıbrıs konusunda bilinen tutumunun geçerli olduğunu, ancak kapsamlı bir çözüm sonucunda yeni Ortaklık Devleti kurulması halinde bu devlet ile ilişkiler tesis etmeye hazır olacağını beyan etmiştir. Bu suretle, tanıma konusunun kapsamlı bir çözümle irtibatlı olduğu, bunun dışında herhangi bir tanımanın sözkonusu olmadığının altı çizilmiştir.

    Uyum Protokolü’nün sonuçlandırılmasının ardından İngiliz Dönem Başkanlığı ve Komisyon tarafından kısa birer açıklama yapılmıştır. Bu çerçevede, Türkiye’nin Uyum Pro- tokolü’nü imzalamasının memnuniyetle karşılandığı ve bunun Türkiye’nin 3 Ekim’de AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamasının yolunu açacağı vurgulanmıştır.

    Öte yandan, Fransa Başbakanı de Villepin’in bir mülakat sırasında müzakerelerin başlaması ile tanıma konusunu irtibatlandıran ifadeleri karşısında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB’nin 17 Aralık’ta aldığı ve altında bütün AB üyelerinin imzası bulunan karara sadık kalarak müzakereleri öngörülen tarihte başlatmasını ve Fransa’nın da AB sürecimize desteğinin devamını beklediğimizi ifade etmiştir.

    Mektup teatisi yoluyla sonuçlandırılmış olan Uyum Protokolü’nün yürürlüğe girmesi için TBMM tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu çerçevede, Deklarasyonumuz ve kapak mektubu ile birlikte Uyum Protokolü, onaylanmak üzere 1 Ekim 2005 tarihinde TBMM’nin yeni yasama döneminin açılmasını müteakip onay için Meclis’e sevk edilecektir.

    Uyum Protokolü’nün sonuçlandırılmasıyla, Türkiye, 17 Aralık Zirvesi sonuçları uyarınca 3 Ekim’de başlaması kararlaştırılan katılım müzakereleri için üzerine düşen tüm taahhütleri yerine getirmiş bulunmaktadır. Türkiye, AB’nin aynı şekilde ülkemize karşı taahhütlerini ahde vefa ilkesine sadık kalarak yerine getirmesini ve katılım müzakerelerinin öngörüldüğü üzere 3 Ekim tarihinde başlatılmasını beklemektedir.