Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek açılış konuşmasında

    Halkın ve yerel gazetecilerin gerçeği bulma, bilgi alma, doğru bilgiye ulaşma hakkını kullanabilmelerinin il basın ve halkla ilişkiler müdürlerinin bilgi birikimleriyle doğru orantılı olduğunu dile getiren Salih Melek, ülke tanıtımı açısından önem taşıyan yabancı basın mensuplarının da merkezi idare dışında yerel yönetimler tarafından bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesinin özel bir deneyim ve birikim gerektirdiğini anlattı. Melek, illerde bilgilendirmeyle yükümlü il basın ve halkla ilişkiler müdürlerinin görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları sorunların çözümlenmesinin önemine de işaret etti.

    Salih Melek, seminerde, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Yerel Basın, Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlerinin Sorunları, Yerel Medya ile Merkezi İdare Arasındaki İlişkilerin Düzenlenmesi ve Kamuda Halkla İlişkiler başta olmak üzere çeşitli konuların ele alınacağını belirtti.

    Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin de konuşmasında “Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün karınca gibi çalışan, ancak çalışmalarını kamuoyunda yeterince anlatamayan bir kurum olduğunu söyledi.

    Bilgin, valilik basın ve halkla ilişkiler müdürlerinin de ip cambazı gibi otorite ile yerel basın arasında önemli bir hizmet verdiklerini ifade etti.

    Basın Yasası’nda yapılan değişikliklere de değinen Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin, bu yasada ulusal ve yerel medya ifadelerinin yaygın ve yerel medya şeklinde değiştirildiğini belirterek, şunları kaydetti.

    “Ulusallık, hiç kimsenin kendi göğsüne rahatlıkla takabileceği bir kavram değil.

    Eğer ulusallık tanımı birisine verilmek isteniyorsa, o doğru zamanda doğru yerde bulunmak için matbaasını Çukurova’da bir vagona taşıyıp, Kurtuluş Savaşı’nı yapan Adana’daki Yüreğir’in gazetesidir.

    Bazı kişilerin özel hayatlarını, sorunlarını, yargısız infazları haber yapan, ölümlere sebep olan, Türkiye’nin gündeminin gerisinde kalan, yalnızca İstanbul’da yayınlanmaktan başka hiçbir özelliği olmayan kurumlara ulusallık rozeti takılamaz, takılmamalıdır. Ülkenin binlerce sorunu varken, çöplüklerden ekmek toplayan insanlar varken, yalnızca reyting ve tiraj için 100 kişi etrafında dönen bir basına ulusal basın demeye haddimiz de, hakkımız da yoktur.

    Yaygınlık hiçbir kurumu ulusal yapmaz. Ulusallık, bizim yüreğimizdedir. Yerel basın hala ülkenin, yörenin çıkarlarını savunmaya çalışıyor, dünyanın en güzel dilini korumaya çalışıyor.”