ANTALYA

    Antalya ili Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Akdeniz Bölgesi’nin batı kesiminde yer alır. Antalya’nın güneyinde Akdeniz, doğusunda İçel, Karaman ve Konya, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla ili bulunur.

    İlin topoğrafik yönden gösterdiği değişkenlik gerek iklim, gerek tarımsal, gerekse demografi ve yerleşme yönünden farklı ortamlar yaratmaktadır. Ayrı özellik gösteren bu alanları sahil ve yayla bölgesi olarak tanımlayabiliriz.

    Sahil kesimi ilçeleri; Merkez, Gazipaşa, Alanya, Manavgat, Serik, Kemer, Kumluca, Finike, Kale ve Kaş'tır. Yayla kesimi ilçeleri Gündoğmuş, Akseki, İbradı, Korkuteli ve Elmalı'dır. Bu ilçelerin denizden yüksekliği 900-1000 metre arasındadır.

    Antalya, antik bölgelerden Kilikya'nın batı kesimini, Pamfilya'nın güneydoğu ucunu ve doğu Likya'yı içine almaktadır. Antalya'nın bilinen öyküsü Karain'le başlar. Antalya'ya 20 km. uzaklıkta ve Torosların Akdeniz'e bakan yamaçlarında yer alan Karain Mağarası’nda 1946 yılından bu yana yapılan araştırma ve kazılarda İ.Ö. 220 bin yılından bugüne kadar kesintisiz bir uygarlığın varlığı ortaya çıkarılmıştır. Tarihi eser ve kalıntıların adeta açık hava müzesi gibi geniş bir alana dağıldığı ilde tarih öncesi Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’na ait izler yanyana görülmektedir.

    Bölgenin en önemli Prehistorik buluntularını içeren Karain Mağarası Paleolitik ve Neolitik, Beldibi mağarası da Mezolitik çağdan veriler sunarken Bademağacı Höyüğü’nde son kazılarda cilalı taş çağı yerleşimlerine ve buluntuların yanısıra insanın yerleşik hayata geçişinin ilk izlerine rastlanır.

    Bunlara Karataş, Semahöyük’te yapılan kazılarla elde edilen erken Tunç Çağı bulguları da eklenince bölgede Paleolitik çağdan zamanımıza kadar kesintisiz bir uygarlığın varlığı belirlenir.

    Antalya Bölgesi’nin erken tarihi, son buluntulardan önce karanlıktı. Hititlerin çivi yazılı belgelerinde, adı geçen Ahhiyava ve Arzava ülkelerinin Pamfilya olduğu bilim çevrelerinde artık daha yüksek sesle ileri sürülmektedir. Son araştırmalar ve buluntuların yorumlanmasıyla karanlık diye bilinen bu dönem de aydınlanmaya başlamıştır.

    Bu dönemde Pamfilya bölgesinde kurulan ilk Grek koloni kenti Faselis'tir. (İ.Ö. 690) Bu şehrin kuruluşunu Side takip etmiştir.

    Heredot’a göre Likya bölgesi, Lidya Kralı Kroissos'un yenilmesi ile, İ.Ö.547 yıllarında Pers kralı Kiros tarafından Pers topraklarına katılmıştır. Böylece Pamfilya'daki Side ve Aspendos gibi şehir devletleri, bir Pers eyaleti haline getirilmiştir. Pers egemenliği sırasında Aspendos ve Side, sikke basmaya kadar varan büyük bir özgürlüğe sahip olmuştur.

    Helenistik dönemde Bergama Kralı II.Attalos (İ.Ö. 159-138), bölgenin stratejik önemini dikkate alarak buraya bir liman-şehir kurdurmuştur. Kent, kurucusunun adından dolayı Ataleia olarak anılmıştır. Arap kaynaklarında şehrin adı Antaliye, Türk kaynaklarında ise Adalya olarak geçmektedir. Yerleşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak Antalya olarak adlandırılmıştır. Antalya'nın ilk surlarının II. Attalos zamanında inşa edildiği bilinmektedir. İ.S. 130 yılında Roma imparatoru Hadriyanus, Antalya seferi sırasında Hadriyanus Kapısını yaptırmış, surların doğu bölümünü de onarttırmıştır.

    Antalya'nın ilk Selçuklu Sultanı I. Rüknettin Süleyman Şah zamanında da (1076-1086) Türkler tarafından fethedildiği ve 1096 yılında başlayan Haçlı seferine kadar Türklerin elinde kaldığı bilinmektedir. I. İzzeddin Mesud zamanında Selçuklulara geçen şehir, 1120'de Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.

    1212 yılında, Antalya'nın yerli halkı isyan ederek yöneticileri öldürmüştür. Bunun üzerine, Selçuklu Sultanı l.İzzeddin Keykavus (1211- 1220) Antalya'nın yeniden fethine karar vermiş ve 22 Aralık 1216' da şehir Selçuklular'ın eline geçmiştir. Antalya İçkale'de, Selçuk mahallesinde yer alan ve Yivli Antalya’nın simgesi olan Minare yapı topluluğundaki Mevlevihane, batısındaki Hamam ile Bali Bey mahallesindeki Bali Bey Çeşmesi (1228) araştırmacılarca I.Alâeddin Keykubat dönemine yerleştirilmektedir. Hamidoğlu Beyliği’nin kurucusu Dündar Bey 1301 yılında Antalya'yı fethetmiştir. Hamidoğlu Beyliği'nin Antalya kolu bu tarihten 1389 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. Antalya’da, Yivli Minare yapı topluluğunun esas yapısı olan ve yerinde I. Alâaddin Keykubat dönemine ait bir caminin bulunduğu belirtilen 1373 tarihli Yivli Minare Camii, caminin kuzeybatısındaki 1377 tarihli Zincirkıran Mehmet Bey Türbesi ile Selçuk Mahallesi, Aydoğdu sokaktaki 14. Yüzyıla yerleştirilen Ahi kızı Mescidi Hamitoğulları Beyliği döneminde inşa edilmiş eserlerdir.

    1389 yılında Osmanlı Sultanı Yıldırm Beyazıd tarafından fethedilen Antalya ve çevresi Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Antalya surlarında fazla değişiklik yapılmamış, bazı kapılar açılmış, bazıları da onarılmıştır. Antalya'nın Selçuklu ve Beylikleri dönemi şehir dokusu pek bozulmamıştır. 1914 yılından sonra sur içi önemini yitirmeye, surlar yıkılmaya başlamıştır. 1935-40 yıllarında ise kale içinde oturan halkın sürekli şikayetleri üzerine ücret karşılığında yıktırılmıştır. Günümüzde surlardan geriye birkaç kule, Hadriyanus kapısı ve yat limanını çevreleyen sur kalıntıları kalmıştır. Yıldırım Beyazıd'ın şehri almasından sonra Osmanlı yönetimine giren Antalya'yı I.Dünya Savaşına kadar bir Osmanlı Sancağı olarak görmekteyiz. 1917-21 arasında İtalyanların işgalinde olan Antalya, 1921 yılında Türkiye Devleti sınırları içinde bir il olarak tescil edildi.

    Ulu Önder Atatürk Antalya’yı 7 Mart 1930’da ziyaret eder. Atatürk’ün Antalya’ya geleceği haberi kentte büyük sevinç yaratır. Karayoluyla Burdur üzerinden kente gelen Atatürk’ü halk büyük bir coşku ve heyecanla karşılar.

    Antalya'nın önemli dağları, Akdağ, Susuz dağ, Alacadağ, Bey dağı, Tahtalı dağı ve Geyik dağlarıdır

    Başlıca gölleri Söğüt gölü, Karagöl sazlığı ve Avlan gölü'dür.

    Önemli akarsuları ve şelaleri Manavgat, Köprü, Aksu, Düden, Dim, Kargı, Alara, Karpuz, Başgöz, Karaman ve Korkuteli’dir.

    Çağlayanı ile bilinen Manavgat Çayı üzerinde Oymapınar Barajı kurulmuştur.

    Antalya topraklarının yüzde 12'sini ovalar kaplamaktadır. Bunların içinde en önemli olanları Antalya, Finike, Alanya, Kasaba, Demre Ovaları ile Tekirova'dır.

    Antalya’da iki büyük yayla vardır. Bunlar batıda Tekeli, doğuda Taşeli yaylalarıdır.

    Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olan Antalya ilimizin kıyılarının uzunluğu; girinti, çıkıntı dahil 640, düz hat 500 km'dir. Antalya'nın batı kıyılarında dağların denize dik inmesi nedeniyle deniz derindir ve plajlar süreklilik göstermez. Ancak Kemer, Tekirova, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş kıyılarında iyi olanaklı tabii plajlar vardır. Ayrıca Beldibi plajları, Göynük sahilleri ile Kemer, Tekirova, Olimpos ve Kolindonya burnundan Ksantos'a kadar olan sahillerde turizm için gerekli bütün tabii unsurlar bulunmaktadır. Konyaaltı ve Reşat adası plajları da Antalya'nın batısında yer alır. İlin doğu kesiminde ise dağların denize paralel uzanması, dağlarla deniz arasında bir ova oluşumunu sağlamış, böylece Antalya'dan başlayıp Side ve Gazipaşa yakınlarına kadar ince kumdan meydana gelen muhteşem plajlar oluşmuştur. Lara, Karpuzkaldıran, Belek, Kundu plajları Antalya'nın doğusunda yer alan plajlardandır. Antalya'da ince kumlu tabii plajlar ve güzel manzaralı koyların yanısıra, Mart - Aralık aylarında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının uygun olmasıyla devam eden deniz mevsimi bölgenin turistik potansiyelini artıran sebepler arasındadır. Antalya, mağara oluşumu bakımından oldukça zengindir. Antalya'da yaklaşık 500 kadar mağara bulunmuştur. Ancak sadece birkaç tanesi uluslararası önem taşımaktadır. Bunlardan; Antalya merkez ilçeye bağlı Prehistorik Karain mağarası ile Alanya'daki Damlataş mağarası turizme açılmış mağaralardır. Ayrıca; Altınbeşik, Düdensuyu mağarası, Kocain mağarası, Dim mağarası ve Mavi mağara en kısa zamanda turizme açılması gereken mağaralardır.

    Antalya yeraltı suyu yönünden oldukça zengin bir ilimizdir. İlin su ihtiyacının karşılanmasında ve tarım arazilerinin sulanmasında yeraltı su kaynaklarından yararlanılmaktadır. Antalya'daki yeraltı su kaynakları; Kırkgöz, Gürkavak, Mağara, Duraliler ve İskeledir. Antalya’nın 2000 genel nüfus sayımına göre toplam nüfusu 1.719.751 olarak belirlenmiştir.

    Antalya Batı Akdeniz Bölgesi'nde yer alan uygun ekoloji nedeniyle Türkiye'nin önde gelen tarım merkezleri arasında yer almaktadır. İlde sahil ve yayla kesimi arasında iklim ve bitki örtüsü bakımından büyük farklılıklar görülür. Sahil kesimi muz ve narenciye gibi subtropik iklim bitkilerinin yetiştirilmesine ve sera tarımı yapılmasına uygundur. Yayla kesiminde ise soğuğa dayanıklı elma, armut, ayva gibi meyve türleri yetişir.

    İl nüfusunun yaklaşık yüzde 45'inin kırsal kesimde yaşadığı ve tarımsal üretimle uğraştığı Antalya'da tarımsal üretim; kalite, verim ve çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahiptir.

    İlde ekolojik, topografik ve sosyal-ekonomik koşulların uygunluğu nedeniyle çok sayıda bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirilmesine imkan tanıyan polikültür tarım yapılmaktadır.

    Yetiştirilen tarım ürünleri; iç tüketim, dış satım ve tarıma dayalı sanayi ürünleri olarak gerek ilde gerekse ülke ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.

    Antalya’da toplam 108 tür bitkisel tarım ürünü yetiştirilmektedir.

    Bir tarım kenti olan Antalya'da özellikle bitkisel üretimin korunması ve pazarlanmasında önemli rol oynayan soğuk zincir ve paketleme tesisleri hızla çoğalmaktadır.

    Antalya ticari faaliyetler yönünden Türkiye'nin önde gelen illerinden birisidir. Ticaret kesiminde en önemli sektör turizmdir.

    Ulaştırma sektöründe çalışanların payı genelde ilin temel ekonomik faaliyetlerinden olan meyvecilik, çiçekçilik ve sebzeciliğin yarattığı canlılığın yanı sıra, yine turizme bağlı taşımacılığın sağladığı iş olanaklarından etkilenmektedir. Antalya'da sanayi mamulleri ile tarım ürünlerinin ve küçük el sanatları ürünlerinin pazarlaması her geçen gün gelişmektedir.

    İlin çok zengin bir tarım potansiyeline ve hareketli bir ticari boyuta sahip olması Antalya’nın diğer illerle ticari ilişkilerinin gelişmesine neden olmuştur. Kent bölge ölçeğinde idari ve teknik hizmetler, sağlık-eğitim, toptan ve perakende ticaret hizmetleri gibi işlevleri yüklenmiştir.

    3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile kurulmuş olan Antalya Serbest Bölgesi, 535.512 m2 alana sahip olup, 14 Kasım 1987 tarihinde resmen açılmış ve alt yapı çalışmaları tamamlanarak kullanıcı firmaların hizmetine sunulmuştur.

    1976 yılında kurulmaya başlanan, şehir merkezine 26 km. mesafede Antalya-Burdur karayolu üzerinde kurulan Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nin toplam yüzölçümü 384 hektardır.

    ANTALYA’DA BASIN

    Antalya İl Müdürlüğümüzün Kasım 2005 tarihli verilerine göre İlde 25 gazete, 5 dergi, 3 TV, 2 yerel ajans, 7 radyo yayın hayatını sürdürmektedir.