2006 yılı, uluslararası barış, güvenlik ve istikrarı etkileyecek bir dizi önemli gelişmeye sahne olmaya adaydır. Türkiye'nin merkezinde bulunduğu geniş coğrafyanın, bu yıl da uluslararası gündemin üst sıralarını işgal etmesi beklenmektedir.
Uluslararası camianın bu coğrafyadaki sorunları, zorlukları ve fırsatları ele alış biçimi ve bu konudaki başarısı, gelecek nesilleri de kuşkusuz doğrudan etkileyecektir. Bu kritik aşamada, coğrafi ve siyasi konumu, stratejik önemi, ekonomik dinamizmi ve etkileyici toplumsal hareketliliğiyle Türkiye, bölgesel sorunların barışçı yollarla çözümlenmesine ve zorlukların aşılmasına özlü katkılarda bulunabilecek imkân ve kabiliyete sahiptir. Esasen Türkiye'nin temel hedefi, bölgede barış ve istikrar ortamının sağlanması, sorunlara tüm tarafların kazançlı çıkacakları bir anlayışla çözüm bulunmasını amaçlayan bir işbirliği kültürü oluşturulmasıdır.
Bu anlayıştan hareketle, Türkiye, Kıbrıs konusunda da adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması yönünde sürekli bir gayret içindedir. Nitekim, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 2004 yılında çözüme Türk tarafının yapıcı yaklaşımı ile çok yaklaşılmış, ancak Rum tarafının olumsuz tutumu neticesinde ne yazık ki ulaşılamamıştır.
Geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeler, kapsamlı çözüme giden müzakere süreci için BM Genel Sekreteri'nin arzu ettiği uygun zemini sağlayamamıştır. Ada'daki tıkanıklık sürmektedir. Bu durum hiçbir tarafın çıkarına hizmet etmemektedir. BM Genel Sekreteri'nin konuya olan ilgisinin sürmesi ise cesaret vericidir. Genel Sekreter, koşullar olgunlaştığında müzakere sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirtmektedir.
Türkiye, bunu bir fırsat olarak değerlendirmekte ve mevcut koşullar ne olursa olsun, bölgede güvenlik ve istikrarı artırıcı adımlar atmaktan çekinmemektedir. Bu anlayışla, Türkiye, Kıbrıs konusunda yeni bir girişim başlatmış ve 24 Ocak'ta 10 maddelik bir "Eylem Planı" açıklamıştır.
Eylem Planı kapsamında, Türkiye'nin deniz limanları ile havalimanları Kıbrıs Rum deniz ve hava taşıtlarına açılacaktır. Aynı şekilde, Kuzey Kıbrıs'taki deniz ve hava limanları da uluslararası deniz ve hava trafiğine açılacaktır. Uygulamaya dönük bu düzenlemeler, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde, ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngörmekte, Mayıs/Haziran 2006'ya kadar ilgili tarafların katılımıyla üst düzeyli bir toplantı gerçekleştirilmesi için BM Genel Sekreteri'ne çağrıda bulunmaktadır. Eylem Planı bir bütün olup, aynı anlayışla uygulanması gerekmektedir.
Bu önerinin ana fikri Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması, taraflar arasındaki farklılıkların azaltılması suretiyle sosyo-ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi ve ilgili tüm taraflara özlü kazanımlar sağlanması olarak özetlenebilir. Kıbrıs'taki her iki tarafa AB gümrük birliği çerçevesinde bütünleşme perspektifi sunulmaktadır.
Öte yandan, Eylem Planının, tarafların üzerinde mutabık kalacakları kapsamlı bir siyasi çözümün yerine geçmesi sözkonusu değildir.
Kıbrıs'ta nihai hedef her zaman için kapsamlı bir çözüme ulaşılmasıdır. Bununla birlikte, sözkonusu girişim, bu hedef doğrultusunda yeni bir sürecin başlatılmasını kolaylaştırabilecektir. Herhalükarda bu girişim, tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarını da etkilememektedir.
Gelinen aşamada, Kıbrıs'ta en fazla gereksinim duyulan hususların başında taraflar arasında yakınlaşma sağlanması ve karşılıklı bir güven oluşturulması gelmektedir. Eylem Planı, bu eksikliği de tedricen gidermeyi amaçlamaktadır. İlgili tüm tarafların iyi niyetle karşılıklı ve tamamlayıcı adımlar atmaları halinde, bölgede bir güven ve işbirliği ortamının yerleştirilmesi mümkün olabilecektir.
Eylem Planı beraberinde bir güven ve ekonomik kalkınma ortamı getirecek; bölgesel refahın sağlanmasına katkıda bulunacak; bu ortam, ilgili taraflara kapsamlı bir çözüm için birlikte çalışma fırsatını da verebilecektir.
Türkiye'nin bu Eylem Planını kamuoyuna duyurmasının ertesinde, BM Genel Sekreterinin yanı sıra, ABD, İngiltere, İspanya ve İtalya gibi ülkeler ile AB Komisyonu ve İKÖ gibi kuruluşlardan Türkiye'nin inisiyatifini olumlu karşılayan destek beyanları gelmesi de bu girişimin isabetli ve zamanlı olduğunu göstermiştir.
Kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru birlikte yürümenin zamanı gelmiştir. Eylem Planı paketi bu yönde önemli bir adımı oluşturabilir. Diğer ilgili tarafların da Türkiye'nin inisiyatifine olumlu yaklaşması samimi beklentimizdir.
Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de BM Genel Sekreteri ve tüm ilgili taraflarla barış, istikrar ve uyum için birlikte çalışmaya hazırdır.