Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Orta-Doğu ülkelerindeki temaslarının ardından, ülkesine dönüşünden önce, 14 Şubat 2006’da Ankara’ya bir ziyarette bulunmuştur. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile bir görüşme gerçekleştiren konuk Bakana, bu ziyareti sırasında çok sayıda basın mensubu da eşlik etmiştir.
Sözkonusu görüşmede, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızla ilgili hususların yanısıra, İsrail-Filistin ihtilafı, Irak, İran ve Kıbrıs gibi bölgesel konulardaki güncel gelişmeler ele alınmıştır. İki Bakan tarafından, halen uluslararası gündemi yoğun biçimde meşgul eden karikatürler krizi üzerinde de durulmuştur. Ortadoğu’da ve genel olarak İslam dünyasında bu konuda gözlenen tepkiler değerlendirilmiş; kültürlerarası diyalog çerçevesinde, Barselona Süreci ve Medeniyetler İttifakı gibi diğer girişimleri gölgede bırakmayacak şekilde, bir proje dizisinin hayata geçirilmesi üzerinde görüş alışverişinde bulunulmuştur. Ziyaretin Almanya’da yabancılara yönelik bazı uygulamaların tepki topladığı bir döneme rastlaması, bu konudaki kaygılarımızın paylaşılmasına da imkan sağlamıştır.
Steinmeier’in ziyareti, Şansölye Merkel liderliğindeki yeni Alman Hükümeti’nden Bakan düzeyinde ülkemize gerçekleştirilen ilk ziyaret olması bakımından ayrı bir anlam taşımaktadır. Almanya, siyasi, ekonomik ve askeri bakımdan Türkiye’nin Avrupa’daki en önemli ortaklarından biridir. Ayrıca, Almanya’daki Türklerin sayıca fazlalığı çerçevesinde iki ülke arasında özel bir bağ da bulunmaktadır.
Türkiye, karikatür krizi bağlamında uluslararası alanda sergilediği sağduyulu yaklaşım çerçevesinde, Almanya’yı da bu yaklaşımı paylaşmayı amaçlayan bir ülke olarak yanında görmekten memnuniyet duymaktadır.
İki ülke Dışişleri Bakanları arasında geçen hafta gerçekleştirilen telefon görüşmesinden sonra yayınlanan “Birlikte Özgürlük ve Saygı İçin” başlıklı bildiri, Türkiye ve Almanya’nın bu konudaki ortak duyarlılıklarını yansıtmaktadır.
Sözkonusu bildiride, dünyada daha fazla anlayış ve işbirliğine ihtiyaç duyulan bir dönemde ortaya çıkan gelişmelerin her iki ülkeyi de üzdüğü, galibi olmayacak bu çatışma ortamına karşı çıkıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca, hoşgörü, başkalarının kültür ve dini değerlerine saygının iki ülkeyi birleştiren değerler olduğuna işaret edilerek, demokrasi ve özgürlüğün esaslarının savunulması noktasında Türkiye’nin önemli bir rol oynayabileceği kaydedilmiş; hem ifade özgürlüğünün hem de dine saygının yer aldığı bir diyalog yoluna geri dönülmesinin gerekliliğine inanıldığı açıklanmıştır.
Gül-Steinmeier buluşması, içinden geçilmekte olan mevcut hassas dönemde iki ülkenin dış politika alanında etkili bir çizgide buluştuklarını gösteren güzel bir örnek teşkil etmiş, uyum ve hoşgörü ortak paydasında belirli hususları öne çıkaran ve dikkatlerden kaçmayan bir sağduyu egzersizi olarak kayda geçmiştir.