Bartın ili Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alır. Kuzeyini 59 km.lik sahil şeridiyle Karadeniz çevrelerken, doğuda Kastamonu, doğu ve güneyde Karabük, batıda ise Zonguldak illeriyle komşudur.
TARİHİ
Antik çağda, Parthenios adı verilen Bartın Irmağı’nın kenarında kurulan Bartın kentinin Parthenia adıyla anıldığı ve zamanla Bartın'a dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Bartın kentini, M.Ö.14. yüzyılda Gaskalar sahiplenmiş. Sonra; Hititler, Frigler, İonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslular, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar yurt edinmişler.
Bartın'ın ilk sahiplerinin, M.Ö.14. yüzyılda Gaskalar ve M.Ö.13.yüzyılda Hititler olduğu bilinmekte, daha sonra Bolu Havalisine yerleşen Bitinyalılar ile Kastamonu Havalisinde hüküm süren Paflagonyalıların,sınırlarını Parthenios'a kadar genişlettikleri böylece Bartın topraklarının bu iki egemenliğin sınırları içinde yeraldığı bilinmektedir. M.Ö.12. yüzyıl sonlarında Bithynie bölgesindeki Bartın Friglerin, Paplagonie bölgesindeki Amasra Fenikelilerin eline geçmiş. Fenikeliler Amasra (Sesamos), Ereğli (Heraklia), Sinop (Sinope) ve Tekkeönü'nde (Kromna) ilk kolonilerini oluşturmuşlardır.
M.Ö. 9. yüzyılda Akdeniz'deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Sesamos ve Kromna'yı terkettiler. Bartın ve çevresi, M.Ö.7. yüzyıl sonlarında Kimmerlerin, M.Ö.6. yüzyılda Lidyalıların, M.Ö.547 yılında da Perslerin hakimiyetine girdi. 216 yıllık Pers döneminde Karadeniz kolonileri Perslon dostluğu sayesinde uzun süre bu statülerini korudular.
M.Ö. 334 yılında, Makedonya Kralı İskender, Perslerin hakimiyetine son vererek bölgenin sahibi oldu. Bartın ve Ulus'un yönetimini General Eumenes, Amasra ve Tekkeönü'nün yönetimini de Fridya satrabına bıraktı. Ancak, Amasra M.Ö.302-286 yılları arasında el değiştirerek Kraliçe Amastris tarafından yönetilmeye başlandı. M.Ö. 12. yüzyıldan beri Sesamos adıyla anılan kent 16 yıllık Kraliçe Amastris döneminden sonra kraliçenin adını aldı. Bu dönemde; Kromna (Tekkeönü), Tios (Filyos-Hisarönü) ve Kyteros (Gideros) sitelerinden oluşan Symoikismos siteler birliğine başkent oldu. M.Ö.286 yılında Kraliçe Amastris, oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünce kent yeniden Eumenes tarafından yönetilmeye başlandı.Amasra ve Bartın çevresi yöredeki savaşlar sonrasında M.Ö.279 yılında Pontus Krallığı’nın egemenliğine girdi.
M.Ö. 70 yılında Anadolu'ya giren Romalılar Pontus Krallığı’nın egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular.Roma döneminde Bitinya ve Pontus’un Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu. M.S.395 yılına kadar Roma İmparatorluğu'nun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizansın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans'ın hakimiyetinde kaldı.
Bartın ve çevresi M.Ö. 390 yıllarında Hazar hükümdarı Sahip Han komutasındaki Peçenek ve Kumanların, M.S. 798 yıllarında Abdülmelik komutasındaki Müslüman Arapların, 800 yıllarında Selçukluların ve 865 yıllarında da Rusların yoğun akınlarına hedef oldu.
Türklerin yöreye ilgisi 1080’li yıllarda başladı.Kutalmışoğlu Süleyman Bey'in komutanlarından Emir Karatigin 1084 yılında Sinop, Çankırı,Kastamonu ve Zonguldak'ı alarak yörede Bartın, Ulus, Eflani, Safranbolu ve Devrek'i de kapsayan bir Türk Emirliği kurdu. Ancak, 1086 yılında Süleyman Bey'in ölümü ve 1096 yılında başlayan 1.Haçlı Seferleri, Kuzeybatı Anadolu'ya yerleşen Türkler açısından ciddi sıkıntılar yarattı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma sonrasında başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul'dan Samsun'a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans'ın hakimiyetine girdi.
Bartın ve çevresi ise Bizans'tan sonra 11. yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti. 200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326'da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları Beyliği ve 1392'den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer aldı.
1402 yılında yapılan Ankara Savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu Beyliği'nin eline geçen kent 1461 yılında tekrar Osmanlı egemenliğine girdi. 1460'da, Bartın ve çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Anadolu'da Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop'u seçti. 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar'dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti. Fatih Bolu'ya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliği'nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları'nın Beyi İsmail Bey, padişaha hediyeler göndererek bağlılığını bildirdi. Yoluna devam eden Fatih, Ekim ayında Bartın'a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri'ne kurdu. Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru'ndan kan dökülmeden Amasra'yı teslim aldı.
Bartın, Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği'ne bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağına bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1876 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.
1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın 1924 yılında Zonguldak'ın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline geldi. 7 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuştu.
NÜFUS DURUMU
2000 yılı genel nüfus sayımına göre Bartın ilinin nüfusu 184.178'dir.
Bartın'ın halen Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt, Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 264 köyü vardır.
COĞRAFİ DURUMU
Bartın; doğu, batı ve kuzeyden yüksekliği 2000 metreyi geçmeyen dağlarla çevrilidir. Dağlar, yüksek olmamakla birlikte oldukça dik, sahillere doğru sarp ve kayalıktır. En yüksek nokta Keçikıran Tepesi'dir. (1619 m.). En önemli dağları; Aladağ, Kocadağ, Karadağ, Kayaardı, Karasu ve Arıt dağlarıdır. Kent merkezini batıdan Aladağ, kuzeyden Karasu dağları ve doğudan Arıt dağları kuşatmaktadır.
Bartın bitki ve ağaç türü zenginlikleri ile yaban hayvanları yönünden Türkiye'nin en ilginç ve en zengin ormanlık alanlarına sahiptir.
Küre Dağları’nın batı kesimi, Kastamonu-Bartın-Küre Dağları Milli Park olarak kabul edilmiştir. Bu olgu bölgede başta dağ turizmi olmak üzere yeni bir turizm potansiyelinin doğmasına olanak sağlamıştır
Bartın'ın bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur. Sahil boyunca 600 m. yüksekliğe kadar olan alanın karakteristik ağaçları; meşe, kayın ve gürgen'dir. Sahilden içeride ve 1500 m. den yüksek kesimlerde; kayın, kestane, köknar ve çam türleri, sahil şeridinde de ceviz, kestane ve fındık plantasyonları yaygındır.
Bartın'da yazlar sıcak, kışları serin geçer. Ilıman deniz iklimi (Karadeniz İklimi) hüküm sürmektedir.
Bartın yıllık Türkiye ortalamasının iki katından daha fazla yağış alır.
Bartın Irmağı’nın genişlediği alanlarda ve dağların oldukça dik yamaçları arasında dar ve derin vadiler yer alır.
Ulus ilçesinde Uluyayla, Arıt beldesinde Zoni ve Kumluca beldesinde Ardıç (Gezen) ve Kokurdan yaylaları muhteşem doğa güzellikleriyle dağ ve yayla turizmi açısından önemlidir. Bartın'ın en önemli akarsuyu, M.Ö.'ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Irmağı’dır. Bartın Irmağı’nın iki ana kolunu oluşturan Kocaçay ve Kocanazçayı’dır.
KÜLTÜR VE TURİZM
Tarihi Paphlagonia bölgesindeki antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir.
Antik değerlerin en fazla görüldüğü yer Amasra ilçesidir. Dünyada tek olan Kuşkayası Yol Anıtı, kale ve üzerindeki armalar, kilise ve chapel, bedesten, İnziva mağarası antik kentin görünen yüzüdür. Görülmeyen yüzü ise tiyatro (5000 kişilik), forum, şeref yolu, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.
Bartın ili kentsel sit alanı olup, sit sınırları içinde 219 adet tescilli sivil mimarlık örneği ve 2 adet arkeolojik sit alanı bulunmaktadır. Bunlardan biri Amasra ilçesi, diğeri de Güzelcehisar köyüdür.
Bartın’da, 700 yıllık kilise binası, 100-300 yıllık camiler, köprüler, hanlar, hamamlar, ve yakın tarihi özetleyen birer tabloyu andıran ahşap Bartın evleri görülmeye değer yerlerdendir. Amasra bedesteni, Antik tiyatro, akropol, nekropol, yeraltı çarşısı, ilkçağ opus revincium rıhtımlar ve dalgakıranlar, bizans dönemine ait yıkık kilise, Amasra Kalesi, Güzelcehisar, Şarköy, Fırınlı ve Tekkeönü Kaleleri, Halilbey Camisi, Küçüktepe martyriumu,1832-1835 yıllarında Hacı Ali Ağa'nın yaptırdığı Taşhan, 1747'de Bartın Voyvodası Çalıkoğlu tarafından yaptırılmış şehir hamamı, Amasra'da Bizans dönemine ait Kemere köprü ve Roma dönemine ait Kuşkayası anıtı, yeraltı galerileri, Amasra Büyüktepe (İnziva) Mağarası, Bartın Çeştepe höyüğü, Karasu höyüğü, Ulus höyüğü, Ulus Abdipaşa höyüğü, M.S.13. yüzyıl başlarında bölgeye hakim olan Cenevizlilerden kalan su sarnıcı ile Bartın, 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı seçkin tarihi, kültürel ve folklorik değerleri ile olağanüstü güzellikler sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir ildir.
Bartın'ın dik ve ormanlık yamaçlarını deniz ile buluşturan sahil şeridi ile plajları yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Gürcüoluk mağarası, üçgen biçimli 4-5 metre yüksekliğinde ve 15 odadan oluşur. Bartın'a 32 km uzaklıkta ve Amasra ilçesi Makaracı köyündedir.
TARIM
Genel olarak polikültür tarımın yapıldığı Bartın'da gerek bitkisel üretim ve gerekse de hayvansal üretim noktasında ürün çeşitliliği vardır.
Bartın'ın ılıman iklimi tarım için çok uygundur. Ancak tarım arazilerinin küçük parçalar halinde çok dağınık ve yer yer engebeli olması makineli tarım yapılmasını zorlaştırmakta, bu da tarımın yeterince gelişmesini engellemektedir. Bartın'da bitkisel üretim anlamında en çok yem bitkileri ve hububat üretimi yapılmakta olup, bunu meyve ve sebze üretimi takip etmektedir.
İlde büyükbaş hayvan ve küçükbaş hayvan yetiştirmenin yanı sıra ayrıca açık su balıkçılığı ile iç su balıkçılığı da yapılır. Su ürünleri geliştirme projesi kapsamında olan 10 adet iç su kültür balıkçılığı işletmesi mevcut olup bunlardan beş adeti faal durumdadır.
SANAYİ
Kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasında yer alan Bartın'da Taşkömürü müessesenin yanı sıra Bartın Çimento Fabrikası ve ORÜS Orman İşletmesi ile kamunun başlattığı sanayileşme süreci Bartın'ın il olmasından sonra özel sektör yatırımları ile devam etmiştir.
Kurucaşile ilçesindeki tersanelerde yapılan yat ve ahşap tekneler yurtiçi ve yurtdışına pazarlanan Bartın'a özgü ürünlerdir.
Bartın'dan diğer illere tarımsal ve hayvansal ürünler ile sanayi ürünleri pazarlanmaktadır. İlde kurulu sanayi tesislerinde üretilen çimento, kireç, tuğla, kiremit, vitrifiye, konserve ve tekstil ürünleri ile kömür önemli yer tutar. İnşaat malzemeleri içerisinde ateş tuğlası, pres tuğla, dekoratif tuğla, döşeme ve şömine tuğlaları, renkli beton kiremit ürünleri yurtiçi ve yurtdışına pazarlanmaktadır
Bartın ve çevresi 1. ve 2. jeolojik devirlere ait kalker karbon araziden oluşmaktadır. Bölgenin sahil kesiminde Tarlaağzı, Amasra, Kurucaşile ve Arıt yöreleri geniş kömür damarlarıyla kaplıdır. MTA tarafından yapılan tespitlere göre yörede kuvarsit, şiferton, yapı taşları, dolomit, marna alçıtaşı, kil yatakları, volkonik taş ve inşaat kumları çeşidinden zengin maden yatakları vardır.
BARTIN’DA BASIN
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.04.2005 tarihli verilerine göre; İl’de 9 adet gazete yayın hayatını sürdürmektedir.