Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu Ankara'da gerçekleştirildi

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve Atatürk Araştırma Merkezi'nin işbirliğiyle düzenlenen Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu 15-18 Mayıs 2006 tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştirildi.

    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, sempozyum açılışında yaptığı konuşmasına, Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu'nun, Yüce Önder'in doğumunun 125. yılı etkinliklerinin önemli bir bölümünü oluşturduğunu belirterek başladı. Sezer, kutlama etkinliklerinin, belirli bir program çerçevesinde, tüm kurum ve kuruluşların katkısı ve yurttaşların katılımı ile coşku içinde, büyük bir özenle sürdürüleceğini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Sezer, şöyle konuştu:

    ''Türk Ulusu, her geçen gün değerini daha çok anladığı Yüce Atası'nın doğumunun 125. yılını O'nun büyüklüğüne yaraşır etkinliklerle kutlamakta, Ölümsüz Önderi'ne gönülden bağlılığını hiç eksilmeyen bir sevgi ve saygıyla, büyük bir içtenlikle göstermektedir.

    Büyük Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına uzanan sürecin de başlangıcı olan 19 Mayıs'ı doğum günü kabul etmiştir. 19 Mayıs bu yönüyle Atatürk'ün ulusuyla özdeşleşmesini en güzel biçimde yansıtan bir gün olarak belleklere kazınmıştır.

    Ulusumuz, doğumunun 125. yılında tarihe ve insanlığa mal olmuş, eylemleri ve söylemleriyle dünyada hayranlık uyandırmış, tüm yönleriyle örnek alınan bir önderi yetiştirmenin övüncünü de yaşamaktadır. Atatürk, insanlığın sevgisini kazanan, ulusunun tüm bireyleriyle gönülden bağlı olduğu, tarihte ender karşılaşılan bir dahi, üstün bir kişilik, yürekli bir kahraman, yenilmez bir komutan, büyük bir devrimci ve devlet adamıdır.

    Savaşımıyla yazgımızı ve tarihin akışını değiştiren Atatürk, yalnızca eserleriyle değil, düşünce sistemi ve yüksek öngörüleriyle de insanlığın yetiştirdiği büyük kişilikler arasındaki unutulmaz yerini almıştır.

    Atatürk yalnızca çağının kahramanı olarak anılmamaktadır.

    Yüce Önder'in büyüklüğü, öngörülerindeki haklılığı geçen zaman içinde yaşanan gelişmelerle daha iyi anlaşılıyor.

    UNESCO Genel Kurulu, 1981 yılının Atatürk'ün doğumunun 100. yılı olması nedeniyle aldığı kararda, Atatürk'ün, gelecek kuşaklar için örnek olarak üstün kişiliğini uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolundaki çabalarını, eşsiz devrimciliğini ve özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı açılan savaşların ilk lideri olduğunu ve mazlum milletlerin bağımsızlığına kavuşarak, insanlar ve ülkeler arasında hiçbir renk, din, cins ve ırk ayrımı gözetmeyen bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına inandığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olarak politikasında ve davranışlarında her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygıya öncelik tanıyan bir tutum içinde bulunduğunu dünyaya ilan etmiştir.

    Atatürk'ün büyüklüğünü, üstün kişiliğini ve evrenselliğini en güzel biçimde dile getiren bu değerlendirmelerden kıvanç duymayan hiçbir Türk düşünülemez.

    Atatürk, ulusumuzun soylu özelliklerini yansıtan nitelikleri, hayranlık uyandıran kişiliği ile yaşadığı çağa damgasını vurmuş, kurduğu Cumhuriyet rejimi ve Türk Aydınlanma Devrimi ile 20. yüzyılın en büyük çağdaşlaşma hareketlerinden birini gerçekleştirmiştir.

    Türk ulusunun bağrından yetişip gelen bir önder olan Yüce Atatürk, yaptıkları ve zaferleriyle başka uluslara da yol göstermiş, insanlığa umut ve güç vermiş, dünyada silinmez izler bırakmıştır. O, yarının insanıdır, olaylara ve gelişmelere böyle bakmış, koşulları ve olanakları bu yaklaşımla değerlendirmiş, her zaman ulusu için en iyisini hedeflemiştir.

    Hedefe ulaşma sürecinde her zaman doğru adımlar atmıştır. Atatürk, Cumhuriyetle birlikte demokrasiye geçme düşüncesini süreç içinde kimi zaman denemelerle yaşama geçirmeye çalışmış, demokrasi hedefinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir.

    Atatürk, barışçı kimliği ve barışın sürekli kılınması yönündeki çalışmalarıyla da dünyaya örnek olmuştur. Dış politikada serüvenciliği reddeden bir kişilik yapısına sahip olan Yüce Önder, tüm ülkelerin barış içinde yaşamasını isteyen gerçek bir barışseverdir.

    O'nun 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesi, yalnız ulusumuza değil, tüm insanlığa yol gösterecek niteliktedir. Bu ilke doğrultusunda barışçı bir dış politika izleyen Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir zaman çizgisinden sapmamış, bölgesinde barış ve istikrar ögesi durumuna gelmiştir.

    Atatürk, güçlü ilkeleri, sarsılmaz düşünceleri ve yıkılmaz eserleriyle gönüllerde yaşamaktadır. O, bir güneş gibi her gün doğmakta, insanımızın gönlünde yücelmekte ve yolumuzu aydınlatmayı sürdürmektedir.

    Büyük Atatürk'ün düşlediği Türkiye'ye ulaşmak için, yapılması gereken, düşüncelerini ve felsefesini özümsemek ve gelecek kuşakları ilke ve devrimlerinin ışığında, çağdaş bir eğitimle yarınlara hazırlayabilmektir. Atatürk'ün sağladığı çağdaş, aydınlık, laik ve demokratik Cumhuriyet'in sonsuza dek sürmesi için herkesin elinden gelen çabayı göstermesi zorunludur. Doğumunun 125. yılında bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, Atatürk, Türkiye ve Türk Ulusu için hiç sönmeyecek bir ışıktır. Atatürk'ün, ulusumuzun gönlündeki erişilmez yeri, hiçbir zaman değişmeyecektir."

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu'ndaki konuşmasında Atatürk'ün liderliğinin ''Ya istiklal ya ölüm'' parolasında somutlaştığını belirterek, şunları söyledi: ''Türk milletinin bağımsızlık aşkı, bu yüksek ruhta karşılık bulmuştur. Atatürk'ün liderliğinde zaferle nihayetlenen milli mücadelemizden sonra, modern bir devletin inşası başlamış; zamanın ruhuna uygun bir model ortaya konmuştur. Bu model, Türk milleti için bir yenilenme, modernleşme, muasırlaşma hamlesi olmuştur. O'nun dünya görüşünün temeli akılcılıktır, bilimdir. Millete hedef olarak gösterdiği muasır medeniyete ulaşma yolunda akıl ve bilim hayati öneme sahip değerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Atatürk, tekamüle, gelişmeye dayalı bir dünya tasavvuruna sahipti. Bu tekamülün doğrultusunu tespit edip ona uygun davranmada akıl ile bilimin kılavuzluğuna ve milletin iradesine sonuna kadar güveniyordu.

    Bu gerçekçi, akılcı üslup, Atatürk'ün Cumhuriyeti kurarken doğru tercihler yapmasında, tarihin akışını iyi ve doğru okuyabilmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

    Atatürk'ün hayata geçirdiği bu kavram ve ilkeler, kanaatimce bugün, O'nun akılcı ve tekamülcü bakışına uygun olarak, çağdaş demokrasinin evrensel normlarına göre yorumlanmalı ve sürekli ileriye taşınmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadeleden başlayarak yaptığı doğru tercihler ve bu tercihlerin ifadesi olan kavramlar, üzerinde özenle durulması gereken, milletimiz tarafından içselleştirilmiş, birleştirici kavramlardır.

    Şunu unutmayalım ki, Cumhuriyetimiz artık kurum ve kurallarıyla, milleti ve fertleriyle demokratik olgunluğa erişmiştir. Cumhuriyetimiz adına bugün sahip olduğumuz en büyük kazanım da bana göre budur.

    Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği medeniyet perspektifi ve ilkeler manzumesi, hepimiz için bağlayıcı ve birleştirici oldukça Türkiye Cumhuriyeti ilerleyişini sürdürecek; milletimiz, refah ve özgürlük bakımından dünya milletleri arasında hakkettiği yere kavuşacaktır.''

    17 oturumda 76 bildirinin sunulduğu Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu'na Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Japonya, KKTC, Kırgızistan, Dağıstan, Tataristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Romanya, İngiltere, ABD, Pakistan ve Bulgaristan'dan konuşmacılar katıldı.